ARK102U-ARKEOLOJIK ALAN YÖNETIMI
Ünite 8: Dünya Mirası Alanları ve Yönetim Planı İlişkisi
Giriş
“Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü” ya da kısaca UNESCO, Birleşmiş Milletler’in bir özel kurumu olarak, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, 1946 yılında kurulmuştur. UNESCO kelimesi, İngilizce United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization kelimelerinin baş harfleri alınarak oluşturulmuştur. UNESCO’nun kuruluş yasası 1945 yılı Kasım ayında Londra’da kabul edilmiştir. Türkiye, bu yasayı imzalayan ilk yirmi devlet arasındadır. Eğitim, bilim, kültür, iletişim ve bilgilendirme kanallarıyla, küresel barışın tesisine, fakirliğin ortadan kaldırılmasına, sürdürülebilir kalkınmaya ve paylaşılan ortak değerlere dayalı toplumlararası diyaloga katkıda bulunmak UNESCO’nun amacı olarak özetlenebilir. GEÇ HİTİT BEYLİKLER ÇAĞI (MÖ 1200- 700).
Dünya Mirası Sözleşmesi
Kültürel ve doğal miras, yalnızca bir ulus için değil, tüm insanlık için çok değerli ve yeri doldurulamaz bir varlıklar bütünüdür. Zarar görmesi ve yok edilmesi ya da başka bir sebeple bu değer verilen varlıklardan herhangi birinin kaybedilmesi dünyadaki tüm insanların zenginliğinin azalması anlamına gelir. Bütün insanlığın ortak mirası olarak kabul edilen üstün evrensel değere sahip kültürel ve doğal varlıkları dünyaya tanıtmak, toplumda söz konusu evrensel mirasa sahip çıkacak bilinci oluşturmak ve çeşitli sebeplerle bozulan, yok olan bu değerlerin yaşatılması için gerekli iş birliğini sağlamak amacıyla UNESCO’nun Paris’te toplanan 17. Genel Konferansı kapsamında 16 Kasım 1972 tarihinde “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi” kabul edildi.
Dünya Mirası Sözleşmesi Kapsamı
Anıtlar: Tarih, sanat veya bilim açısından üstün nitelikli evrensel değer taşıyan mimari eserler, anıtsal heykel ve duvar resimleri, arkeolojik nitelikte yapılar ve ögeler, yazıtlar, mağaralar ve değişik ögelerin bir arada olduğu birleşimler; Yapı grupları: Mimari önemleri, uyumlulukları veya peyzaj içindeki konumlarıyla tarih, sanat veya bilim açısından üstün nitelikli evrensel değerleri olan ayrı veya ilişkili yapı toplulukları; Sitler: Tarihsel, estetik, etnolojik veya antropolojik bakımlardan evrensel değerde olan, insan eliyle yapılmış veya doğa ve insanın ortak eserleri ve arkeolojik alanların tümü kültürel miras olarak adlandırılır.
Dünya Miras Listesi
Dünya Miras Komitesi, küresel hedefi (global strateji) benimseyerek dünyanın kültürel ve doğal hazinelerinden daha iyi bir seçkiyi yansıtmak ve Dünya Mirası Sözleşmesi’nin uygulanması için kapsamlı bir çerçeve ve operasyonel metodoloji sağlamak için Dünya Mirası tanımını genişletmek istedi. Bu yeni vizyon, mirasın dar tanımlarının ötesine geçip alanın yanı sıra insani iletişimi, kültürel birlikteliği, maneviyatın ve yaratıcı dışavurumu ile insanların bir arada yaşamasının seçkin ifadeleri olan sitleri de anlamak ve korumak için çabalamayı öngörmektedir. Global strateji, başlangıçta kültürel mirasa atıfla geliştirilmiştir ancak Dünya Mirası Komitesi’nin isteği üzerine daha sonra doğal mirası ve karma sitler olarak kültürel ve doğal mirası kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Günümüzde Komite’nin 26. oturumunda (Budapeşte, 2002) kabul ettiği dört stratejik hedef olan, 1. Dünya Mirası Listesi güvenilirliğinin güçlendirilmesi; 2. Dünya Mirası özelliklerinin korunmasında etkinlik sağlanması; 3. Ülkelerin etkin yönetim organları kapasitesinin gelişiminin teşvik edilmesi; 4. Dünya Mirası konusunda iletişim yoluyla halkın bilinçlendirilmesinin, katılımının ve desteğinin artırılması;
Varlıkların Dünya Mirası Listesi’ne Kaydedilme Süreci
Dünya Mirası Sözleşmesi’ni imzalamış olan ülkeler, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edilmesi için kendi toprakları üzerinde bulunan önemli doğal ve kültürel miras alanlarını aday olarak teklif edebilir. Ulusal ve/veya bölgesel öneme sahip bir varlığın hemen Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilmesi söz konusu değildir. Bu süreçte ilk adım, aday olacak alanların geçici ya da ön listesinin yapılmasıdır çünkü Dünya Mirası Listesi’ne yönelik adaylıklar, aday gösterilen varlık en az bir yıl önceden o ülkenin geçici listesine eklenmemişse dikkate alınmaz. Ülkelerin beş on yıl içinde aday göstermeyi planladıkları kültürel, doğal ve karma sitleri kapsayan geçici listeleri değişebilir ya da güncellenebilir.
Evrensel Değeri Belirleyen Ölçütler
Önceleri kültürel varlıklar için altı, doğal varlıklar için dört ölçüt belirlenmişti. Daha sonra bu iki liste birleştirildi ve on ölçütlük bir liste oluşturuldu. Eğer bir varlık aşağıdaki ölçütlerden bir veya daha fazlasını karşılıyor ise Komite, bu varlığın üstün evrensel değere sahip olduğunu kabul eder. Aday gösterilen varlıklar: (i) İnsanın yaratıcı dehasını üst düzeyde temsil eder; (ii) Dünyanın belirli bir kültür bölgesinde veya belirli bir döneminde mimarlık veya teknoloji, anıtsal sanatlar, kent planlama veya peyzaj tasarımı alanlarında önemli ölçekteki insani değerler alışverişini örnekler; (iii) Yaşayan veya yok olmuş bir kültürel geleneğin veya uygarlığın eşsiz veya olağanüstü ender bir temsilcisidir; (iv) Bir yapı tipinin insanlık tarihinde önemli bir aşamasını veya aşamalarını gösteren, mimari veya teknolojik bütünün veya peyzajın seçkin ör- neğidir; (v) Özellikle geri döndürülemez değişim karşısında hassas hâle gelen insan-çevre etkileşiminin veya kültürün (veya kültürlerin) bir temsilcisi olan geleneksel insani yerleşimin ve kara veya deniz kullanımının kayda değer bir örneği olur; (vi) Evrensel öneme sahip sanatsal ve edebi eserler, fikirler, inançlar, yaşayan gelenekler veya olaylar ile doğrudan veya somut bir biçimde ilişkili olur (Komite bu ölçütün tercihen diğer ölçütlerle birlikte kullanılması gerektiğini kabul etmektedir.); (vii) Olağan dışı doğal bir oluşum veya ender bir doğal güzelliği olan veya estetik önem taşıyan bir alandır; (viii) Dünyanın oluşum aşamalarını temsil eden yaşam izleri, yer şekillerinin oluşumuyla ilgili devam eden önemli jeolojik süreçler, jeomorfik veya fizyografik özellikler gösteren bir seçkin örnektir; (ix) Kara, tatlı su, kıyı ve deniz ekosistemleri, bitki ve hayvan topluluklarının evrim ve gelişimindeki süregiden önemli ekolojik ve biyolojik süreçleri temsil eden istisnai örneklerdir; (x) Biyolojik çeşitliliğin (bilimsel veya koruma açısından evrensel değer taşıyan, tehdit altındaki türleri ihtiva edenler dâhil olmak üzere) yerinde korunması için en önemli ve dikkat çeken doğal ortamları kapsar.
Dünya Mirası ile İlgili Örgütler
Dünya Mirası Komitesi 21 üyeden oluşur ve yılda en az bir kez buluşur. Dünya Mirası Komitesi’ne UNESCO tarafından atanan bir Sekretarya yardımcı olur. Sekretaryanın görevleri, 1992 yılından bu yana özellikle bu amaçla kurulan Dünya Mirası Merkezi (WHC) tarafından üstlenilmektedir. Dünya Mirası Komitesi’nin Danışma Organları ICCROM (Uluslararası Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım (3. Düzey Başlık) Çalışmaları Uluslararası Merkezi), ICOMOS (Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi) ve IUCN (Dünya Koruma Birliği)’dir. ICOMOS ve IUCN, Dünya Mirası Listesine kaydedilmek üzere aday gösterilen varlık- ların değerlendirilmesi ve Komite’ye değerlendirme raporlarının sunulması çalışmalarına katılır. ICCROM (Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Çalışmaları Merkezi) Genel merkezi İtalya-Roma’da yerleşik uluslararası ve hükûmetler arası bir kuruluştur. UNESCO tarafından 1956 yılında kurulan ICCROM, taşınabilir veya taşınmaz kültürel mirasın korunmasını güçlendirmek için araştırma ve dokümantasyon yapar, teknik destek, eğitim ve kamu bilinçlendirme programları gerçekleştirir. ICOMOS (Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi) Genel merkezi Fransa-Paris’te olan ve 1965 yılında kurulmuş bir sivil toplum kuruluşudur. ICOMOS’un kuruluşunun arka planında 1964’de Venedik’te yapılan 2. Uluslararası Tarihî Anıtlar Mimar ve Teknisyenleri Kongresi’nin sonuç bildirgesi olan “Venedik Tüzüğü”nün anıt ve yerleşmelerin korunması konusunda çalışacak uluslararası bir konseyin kurulmasını önermesi ve ilkeleri bulunmaktadır. IUCN (Dünya Koruma Birliği) 1948 yılında kurulmuş ve milli idareleri, STÖ’lerini ve bilim adamlarını dünya çapında bir ortaklıkla bir araya getirmiştir. Misyonu doğanın bütünlüğü ve çeşitliliğini korumak için tüm dünyada toplumları etkilemek, teşvik etmek ve yardım etmek ve ayrıca doğal kaynakların her türlü kullanımının adil ve ekolojik açıdan sürdürülebilir olmasını sağlamaktır. IUCN’nin genel merkezi İsviçre- Gland’dadır. Sözleşmeyle bağlantılı olarak Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilmek üzere aday gösterilen doğal varlıkları değerlendirir ve korunma durumunu izler. Dünya Mirası Amblemi Komite, ikinci oturumunda (Washington, 1978) Michel Olyff tarafından tasarlanan Dünya Mirası amblemini kabul etti. Bu amblem, doğa ve kültür varlıklarının birbirine bağımlılığını sembolize etmektedir: Ortadaki kare insan yeteneklerinin ve hayal gücünün sonuçlarını, onu çevreleyen daire ise doğanın sunduklarını simgeler.
Dünya Mirası Listesi’nde Türkiye
Türkiye, “Dünya Kültürel ve Doğal Mirasın Korunması Sözleşmesi”ni 14 Nisan 1982 tarihinde kabul ederek Taraf Devlet konumuna gelmiştir. Bu kapsamda ülkemizin, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün sorumluluğu altında konuyla bağ- lantılı diğer kurumlar ve kuruluşların çabalarıyla bugüne kadar UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 11 adet varlığımızın alınması sağlanmıştır. Bu varlıklardan sekizi kültürel, ikisi hem kültürel hem doğal miras olarak listeye alınmıştır.
İstanbul’un Tarihi Alanları
İstanbul’un; kuzeyde Haliç, doğuda İstanbul Boğazı ve güneyde Marmara Denizi ile çevrili kısmı günümüzde “Tarihi Yarımada” olarak anılmaktadır. Kentin günümüzde iki kıtaya yayılan stratejik konumu; Roma, Bizans ve Osmanlı gibi büyük İmparatorluklara başkentlik yapmış olmasında da önemli bir etkendir. Bu görkemli geçmişi ile farklı dinleri, kültürleri, toplulukları ve bunların ürünü olan yapıtları benzersiz bir coğrafyada bir araya getiren İstanbul’un, UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kayıtlı olan Tarihî Alanlarında Hipodrom, Ayasofya, Aya İrini, Küçük Ayasofya Camisi ve Topkapı Sarayı, Süleymaniye Camisi, Zeyrek Camisi ve Kara Surları’nın yanı sıra daha küçük ölçekte çok sayıda anıtsal yapı ve sivil mimarlık örnekleri bulunmaktadır.
Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (Nevşehir)
Kapadokya; Orta Anadolu’da başta Nevşehir olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerini içeren bir bölgedir. Alanın en önemli özelliği Erciyes, Hasandağ ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgâr tarafından aşındırılmasıyla oluşan olağanüstü kaya şekilleridir. Doğal sürecin neden olduğu yıpranmalar dışında, altyapı müdahaleleri ve Kapadokya’nın önemli bir turizm merkezi olmasından kaynaklanan sorunları olan alanda, bütüncül bir yönetim hedefiyle 23 Mayıs 2019 tarihli 7174 sayılı Kapadokya Alanı Hakkında Kanun ile 31 Mayıs 2019 tarihli 38 sayılı Kapadokya Alan Başkanlığı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve Kapadokya Alan Başkanlığı kurulmuştur.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (Sivas)
Sivas’ın Divriği ilçesinde bulunan Ulu Cami ve Şifahane, yöre Mengücekoğulları’nın yönetimi altında olduğu dönemde Ahmet Şah ile eşi Turan Melek tarafından yaptırılmıştır. Caminin kuzey taç kapısı üzerindeki kitabesinde 1228-1229 yıllarında tamamlandığı ve adı yazılı olan yazıtlara dayanılarak Ahlatlı Hürrem Şah adlı bir taş oyma ustası mimar tarafından yapıldığı kabul edil- mektedir. Divriği Kalesi’nin bulunduğu tepenin güneybatı yamacında yerleşmiş olan çok ayaklı bir cami ve ona bitişik bir hastaneden oluşan yapılar, İslam mimarisinin baş- yapıtlarından sayılır. Dikdörtgen planlı caminin kuzey, batı ve doğuda zengin bezemeleri olan taç kapıları ve kuzeybatı köşesinde minaresi vardır. Darüşşifa Camisi’nin güney duvarına dayanmıştır. Orta bölümü bir ışıklık kubbesi ile örtülmüştür, giriş ile birlikte dört eyvandan oluşur. Darüşşifa’nın kuzeydoğu köşesinde külliyeyi yaptıranların türbesi yer alır. Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, mimari özelliklerinin yanı sıra sergilediği zengin taş işçiliği örnekleriyle benzersiz bir sanatsal başarıyı temsil etmesinden ötürü UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.
Safranbolu (Karabük)
Batı Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Safranbolu/Karabük denizden 65 km uzaklıktadır. Safranbolu şehir merkezi ile Karabük il merkezi hemen hemen bitişiktir. Safranbolu, ismini bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan safrandan alır. Safranbolu coğrafi konumu nedeniyle tarih boyunca idari ve ticari bir merkez olmuştur. Osmanlı döneminde, özellikle 17. yüzyılda İstanbul-Sinop kervan yolu üzerinde konaklama merkezi olmasıyla kültürel ve ekonomik olarak en yüksek düzeyine ulaşmıştır. Yaklaşık 3000 yıllık tarihî geçmişinde pek çok uygarlığın yaşadığı şehirde önemli kültürel zenginlikler vardır. Özellikle Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü gibi anıtsal yapılar bulunmaktadır. 18. yüzyıldan başlayarak 1850’den sonra artan göç ile Safranbolulular İstanbul’da etkili olmuşlardır. Bu zenginliğin yansıtıldığı Safranbolu’nun ünlü evleri ve konakları; 18. ve 19. yüzyıl Türk toplumunun geçmişini, kültürünü, ekonomisini, teknolojisini ve yaşama biçimini yansıtan mimarlık bilgisi ile yapılmıştır.
Hattuşaş-Hitit Başkenti (Çorum)
Hattuşaş Dünya Miras Alanı, Çorum’a 82 km. uzakta, Boğazköy adını taşıyan yerleşim alanından Boğazkale’ye dönüştürülen ilçe sınırları içindedir. Milattan önce iki bin yıllarında Anadolu’nun büyük kısmıyla Kuzey Suriye’de hâkimiyet kuran Hitit Devleti’nin başkenti olarak yüzyıllar boyu çok önemli bir merkez olmuştur. Dünya Mirası Listesi’ne 1986 yılında dört kriter ile kaydedilen Hattuşaş’ın günümüze ulaşan anıtsal varlığı ve siyasal, dinsel ve kültürel bir merkez olarak çivi yazılı tabletleri; Anadolu ve Kuzey Suriye’de birçok uygarlığa kaynak niteliğindedir. Sayıları 30.000’i bulan çivi yazılı belgeler, 2001 yılında UNESCO’nun “Dünya Belleği Listesi”ne alınmıştır.
Nemrut Dağı (Adıyaman-Kâhta)
Nemrut Dağı Tümülüs’ü, Adıyaman’a 87 km uzaktadır. Kâhta ilçesinin 53 km kuzeyinde en yüksek noktada bulunur. Kommagene, Antik dönemde doğu ile batıyı ayıran sınır olarak kabul edilen Fırat nehrinin geçiş yollarına hâkim bir uygarlıktır. Kommagene Krallığı’nın yayıldığı coğrafyanın hemen tamamı, bugün Adıyaman İli sınırları içinde kalmakta olup batıda Kahramanmaraş, kuzeyde Malatya ve Toros Dağları ile çevrelenir. Kommagene Krallığı’nın başkenti Samosata (eski Samsat) bugün Atatürk Baraj Gölü’nün suları altında kalmıştır. Diğer önemli kentleri ise Arsemia, Zeugma ve Perre’dir. Yukarı Fırat vadisinin önemli bir kesişme noktası üzerinde yer alan Nemrut Dağı’ndaki kült merkezi, Kommagene Krallığı’nın en parlak döneminin hükümdarı olan Kral I. Antiokhos (M.Ö 69-32) zamanında inşa edilmiş ve ancak 1881 yılında keşfedilmiştir. Dünya Miras Alanı olan Nemrut Dağı Tümülüs’ü ile ilgili olarak 2006 yılında UNESCO tarafından hazırlanan İzleme Rapor’unda bir Yönetim Planı hazırlanması gereği ifade edilmiştir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Anıt Eser Kurulu oluşturulan Nemrut Dağı Tümülüs’ünün 11 hektar olan alanının bütüncül bir bakış açısıyla korunması için onu, parçası olduğu Kommagene Krallığı’nın yayıldığı coğrafyanın kültürel ve doğal değerleriyle birlikte ele alan bir Yönetim Planı 2008-2011 yılları arasında hazırlanmıştır.
Hierapolis-Pamukkale (Denizli)
Denizli kent merkezinin 20 km kuzeyinde, Çaldağı’nın güney eteklerinden gelen kalsiyum oksit içeren şifalı sularla görkemli beyaz travertenlerin oluştuğu Pamukkale ile geç Helenistik ve Erken Hristiyanlık dönemlerine ait kalıntılar içeren Hierapolis arkeolojik kenti, sıra dışı bir doğal alan üzerine kurulmuş Antik termal tesisleriyle çarpıcı bir birliktelik oluşturur. Pamukkale’ye adını veren traverten teraslarının doğal yapısı sıra dışı bir görünümdedir. Bu özellikleri ile alan, 1988 yılından bu yana UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer almaktadır.
Ksanthos-Letoon (Antalya-Muğla)
KSANTHOS: Fethiye’ye 46 km. uzaklıkta, Kınık beldesinin kuzeyindedir. Antik Çağ’da Likya’nın en büyük idari merkezi olan Ksanthos, Likya dilinde Arnna olarak adlandırılır. MÖ 540’ta Perslerin egemenliğine girene kadar bağımsız olan kentin erken dönemlerinde kendine has bir yerel uygarlığa sahip olmakla birlikte erken Anadolu uygarlıklarının izlerini de taşıdığı söylenir.
Troya (Truva) Antik Kenti (Çanakkale)
Dünyanın en ünlü arkeolojik alanlarından biri olan kent, Çanakkale il sınırları içinde yer almaktadır. Homeros’un İlyada destanında Akhaların Troya’ya yaptıkları seferin sadece son günleri anlatılmakla birlikte Troya Savaşı’nın da bir bölümüne yer verilir. 1998 yılında Dünya Miras Listesi’ne kaydedilen alanı da içine alan Troya Tarihi Milli Parkı, sınırları 1970’li yıllarda belirlenmiş olmakla birlikte 1996 yılında ilan edilmiştir.
Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (Edirne)
İstanbul’un fethinden önce Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan Edirne’nin en önemli anıtsal eseri olan ve şehrin siluetini taçlandıran Selimiye Camii ve Külliyesi, 16. yy.’da Sultan II. Selim adına yaptırılmıştır. Teknik mükemmelliği, boyutları ve estetik değerleriyle döneminin en önemli yapılarından biri olduğu gibi bugün de dünya mimarlık tarihinin başyapıtlarından bir sayılır. Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi, UNESCO Dünya Miras Komitesi’nin 2011 yılında yapılan toplantısında kültürel varlık olarak Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmiştir.
Çatalhöyük Neolitik Kenti
Çatalhöyük, Türkiye’nin merkezinde Anadolu Platosu’nun güney ucunda Konya Ovası üzerinde yer alır. Konya şehir merkezinin güneydoğu istikametine 60km ve Çumra ilçesine 12km uzaklıkta yer almaktadır. Çatalhöyük, ilk olarak 1950’lerde keşfedilmiş; yapılan ilk ölçümler sonrasında alanın 450m uzunluğunda ve 275m eninde olduğunu, 19m derinliğe kadar Neolitik bulgular içerdiğini ve yaklaşık 32 dönümü kapladığının ortaya konması sonrasında “Yakın Doğu’da bilinen en büyük Neolitik alan” olarak tanımlanmıştır. 2012 yılında “Dünya Mirası Listesi”ne alınan Çatalhöyük için 2004 yılında hazırlanmış olan Yönetim Planı, Avrupa Birliği’nin finansal desteği ile gerçekleştirilen bir projedir.
Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğuşu
Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğu’nun Doğuşu tanımlamasıyla UNESCO Dünya Miras Listesi’ne 998. miras alanı olarak kabul edilen alanın 2013 yılında hazırlanan yönetim planı, 2021 yılında güncellenmiştir.
Bergama ve Çok Katmanlı Kültürel Peyzajı
Bergama, Dünya Mirası Listesi’ne 2014 yılında dokuz bileşen ile girmiştir. Bergama Çok Katmanlı Kent, Kybele Kaya Kutsal Alanı ve yedi adet Tümülüs’ten oluşan bu bileşenler; evrensel değerlerinin yanı sıra arkeolojik, kentsel ve doğal mirasların birlikteliğinden doğan “Kültürel Peyzaj’’ özelliğini de vurgulamaktadır.
Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültür Peyzajı
“Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj Alanı”, 2015 yılında Türkiye’nin 14. miras alanı olarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilmiştir.
Efes
Efes Antik Kenti; 1994 yılında mevcut antik kent yerleşimi, Artemision, St. Jean Bazilikası ve Ayasuluk Kalesi ile birlikte UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesine alınmış, 2015 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne bütün insanlığa ait ve üstün evrensel değere sahip kültürel bir miras alanı olarak girmiştir.
Ani Arkeolojik Alanı
Türkiye-Ermenistan sınırındaki Ani arkeolojik alanı, 2016 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedildi. Kars’ın 44 kilometre doğusunda Ocaklı köyü bitişiğindeki Ani’yi Arpaçay nehri doğudan sınırlar. 78 hektarlık bir alanda volkanik tüf tabakasına kurulmuş kentin en yüksek kesiminde ilk kez Urartuların yerleştiği iç kale bulunur. Dörtgen ve daire planlı çok sayıda burçla güçlendirilmiş surların uzunluğu 4 bin 500 metre kadardır. Sur içindeki Ani antik kentinde yüzyıllar boyunca birbiri ardına gelen Hristiyanlar ve Müslümanlar tarafından inşa edilen bir Orta Çağ şehirciliğinin bazıları iyi durumda olan cami, kilise, hamam, saray, kervansaray ve köprü gibi 21 adet anıtsal yapıları yer alıyor.
Aphrodisias
Aphrodisias Arkeolojik Alanı 2017 yılında Dünya Mirası Listesi’ne eklendi.
Göbekli Tepe
Göbekli Tepe arkeolojik yerleşim alanı 1 Temmuz 2018 tarihinde UNESCO Dünya Miras Listesine girerek Türkiye’nin 18. miras ögesi olmuştu. Öte yandan, Göbekli Tepe ile birlikte çevresindeki 11 arkeolojik alan (Karahantepe, Harbetsuvan, Gürcütepe, Kurttepesi, Taşlıtepe, Sefertepe, Ayanlar, Yoğunburç, Sayburç, Çakmaktepe ve Yenimahalle), Anadolu’nun ve Yukarı Mezopotamya’nın yerleşik hayata geçen en eski topluluklarına ev sahipliği yapıyor.
Arslantepe Höyüğü
Arslantepe Höyüğü, ören yeri olarak 2011 yılında ziyarete açılmıştır. Türkiye’nin 19. miras alanı olarak Arslantepe Höyüğü’nün, UNESCO Dünya Mirası Listesine kaydedilmesi 2021 yılında kabul edilmiştir.
Dünya Mirası Alanlarında Koruma, Yönetim ve İzleme
Dünya Miras Sözleşmesi’nin uygulama rehberi niteliğindeki “Dünya Mirası Sözleşmesi’nin Uygulanmasına Yönelik İşlevsel İlkeler Uygulama Rehberi”nde (Operational Guidelines for the Implementation of the World Heritage Convention) “Her varlık uygun bir yönetim planına veya varlığın üstün evrensel değerinin katılımcı yollarla nasıl korunması gerektiğini belirten bir yönetim sistemine sahip olmalıdır.