AÖF Soru Bankası

Arapça IV (APÇ)Ünite 5 Özeti

Maksûr, Menkûs ve Memdûd İsimler

ARA2002- ARAPÇA IV

Ünite 5: Maksûr, Menkûs ve Memdûd İsimler

Maksûr, Menkûs ve Memdûd İsiml

واﻟﻤﻤﺪود واﻟﻤﻨﻘﻮص اﻟﻤﻘﺼﻮر اﻻﺳﻢ :اﻟﻘﻮاﻋﺪ

Arapçada isimler son harfleri bakımından ikiye

ayrılır. Son harfi illetli veya hemze olmayan isimlere

sahîh isimler; son harfi illetli veya hemze olan

isimlere de sahîh olmayan isimler denir. Sahîh

olmayan isimler, kendi içlerinde Maksûr, Menkûs ve

Memdûd isimler olmak üzere üçe ayrılır. Şimdi bu

üç isim türünü örneklerle tanıyalım:

Maksûr İsimler

Sondan bir önceki harfi fethalı olup son harfi

(ى) olan isimlere maksûr isimler denir. Maksûr

isimler, genellikle (ى) ile biter fakat az miktarda da

olsa (ا) ile biten maksûr isimler vardır. Maksûr

isimlerin sonunda yer alan bu harflere “elif-i

maksûre” denir.

Kelimenin sonunda yer alan elif-i maksûre, (ى)

şeklinde ise böyle bir isme herhangi bir zamir

bitiştiğinde bu harf elife dönüşür. Örneğin ﻣﺮﺿﻰ

(hastalar) kelimesi, kendisine birinci çoğul şahıs

zamiri bitiştiğinde ﻣﺮﺿﺎﻧﺎ (hastalarımız) biçimini

alır.

İster (ى) biçimindeki elif, isterse de (ا )

biçimindeki elif ile bitsin bir maksûr ismin sonuna

bitişen zamir mütekellim ya’sı ise bu zamir daima

fethalı olarak okunur. Örneğin ﻣﺮﺿﺎيَ

(hastalarım).

Maksûr isimler bütün irâb durumlarında,

yani merfû, mansûb ve mecrûr hallerinde hep takdîrî

olarak (takdîren) irâb edilir. Çünkü bu isimlerin

sonlarındaki elif-i maksûreler, irâb alâmetlerinin

açıkça ortaya çıkmasına engel olur. Bu durumda

kelimenin sonunda yer alması gereken fetha, damme

ve kesra alâmetleri görülmez, fakat takdiren var

olduğu kabul edilir. Şimdi maksûr isimlerin ref, nasb

ve cer hallerine örnekler verelim:

.ﮫ َﺑأﻗﺎر ِ ﻰ َﺘَاﻟﻔ زارَ

(Delikanlı akrabalarını ziyaret etti.)

زار : Mâzî fiil, üçüncü tekil şahıs, eril.

ﻰ َ ﺘَاﻟﻔ : Fâil, merfû, ref alâmeti sondaki takdîrî

damme.

ﮫ َأﻗﺎرﺑ : ( أﻗﺎرب َ ) mef‘ûlun bih, mansûb, nasb

alâmeti sondaki fetha, aynı zamanda muzâf, sondaki

bitişik zamir (ـﮫ) muzâfun ileyh, mahallen mecrûr.

(Delikanlıyı akrabalarının.ﮫ ِﺑأﻗﺎر ﺪ َﻨ ْﻋِ ﻰ َﺘ َاﻟﻔ ﺖ ُﯾ ْ َأرَ ِِ

yanında gördüm.)

رأﯾﺖُ : Mâzî fiil, fâil bitişik zamir olan tâu’l-

muteharrike ( ت ُ).

اﻟﻔﺘﻰ : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb alâmeti

sondaki takdîrî fetha.

ﺪ ﻨ ْﻋِ : Zarf, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha,

aynı zamanda muzâf.

أﻗﺎرﺑﮫ : ( ب ِ أﻗﺎر) muzâfun ileyh, mecrûr, cer

alâmeti sondaki kesra, aynı zamanda muzâf, sondaki

bitişik zamir (ـﮫ) muzâfun ileyh, mahallen mecrûr.

(Delikanlıya sabahleyin.ﺎﺒﺎﺣ ًﺻ َ ﻰَﺑﺎﻟﻔﺘ ﻣﺮرﻧﺎ

uğradık.)

ﻣﺮرﻧﺎ : Mâzi fiil, fâil bitişik zamir olan ( ﻧﺎ).

ﺑﺎﻟﻔﺘﻰ : ( ب) harf-i cer, ( اﻟﻔﺘﻰ ) mecrûr, cer

alâmeti sondaki takdîrî kesra.


Ünite 5: Maksûr, Menkûs ve Memdûd İsimler

ﺻﺒﺎﺣﺎ : Zarf, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha. isimlerde sondan bir önceki harfin harekesinin daima

Dikkat:

Maksûr bir ismin sonundaki elif-i maksûre kelimenin

kök harflerinden biriyse, yani kelimenin üçlü

kökünün üçüncü harfini oluşturuyorsa, böyle bir

ismin nekira olarak gelmesi durumunda irâbında

herhangi bir değişiklik olmaz fakat bütün irâb

durumlarında (ref, nasb, cer hallerinde) hep tenvinli

fetha ile okunur ve yazılır. Örnek:

(Bir delikanlı geldi.) .ﻓـﺘًﻰ ﺟﺎء

(Bir delikanlı gördüm.) .ﻓـﺘًﻰ رأﯾﺖ ُ

(Bir.ﻓـﺘًﻰ ﻋﻠﻰ ﺳﻠﻤﺖ ُ

delikanlıya selam verdim.)

Dikkat:

Maksûr bir ismin sonundaki elif-i maksûre

kelimenin kök harflerinden değilse böyle bir ismin

nekira olarak gelmesi durumunda irâbında herhangi

bir değişiklik olmaz fakat bütün irâb durumlarında

(ref, nasb, cer) tek fetha ile okunur ve yazılır. Örnek:

(Yaralılar geldi.) .ﺟﺮﺣَﻰ ﺟﺎء

(Yaralıları gördüm.) .ﺟَﺮﺣَﻰ رأﯾﺖ ُ

(Yaralılara selam verdim.) .ﺟَﺮﺣَﻰ ﻋﻠﻰ ﺳﻠﱠﻤﺖ ُ

Menkûs İsimler

Sondan bir önceki harfi kesralı olup son harfi de “ye”

(ي ) olan isimlere menkûs isimler denir. Menkûs

isimlerle maksûr isimler arasındaki şekilsel farklılığa

karşılaştırmalı olarak bakacak olursak, maksûr

fetha; menkûs isimlerde ise aynı harfin harekesinin

daima kesra olduğunu görürüz. Bir diğer fark da

menkûs isimlerin sonunda yer alan harfin, alfabenin

son harfi olan “ye” (ي )harfi olmasıdır. Dolayısıyla

bu harfin altına iki nokta koymayı ihmal etmemek

gerekir. Hâlbuki maksûr isimlerin sonundaki harfin

adı “ye” değil “elif-i maksûre”dir ama “ye”

formatında yazılır ve “ye” olmadığı için de kesinlikle

altına iki nokta konulmamalıdır.

Menkûs isimlerin irâbına bakacak olursak menkûs

isimler ref ve cer durumlarda, tıpkı maksûr isimler

gibi takdîrî olarak irâb edilirler. Yani bu isimler

merfû veya mecrûr konumda bulunduklarında bu

konumların gerektirdiği damme veya kesra

harekeleri son harflerinin üzerinde açıkça görülmez,

fakat var olduğu kabul edilir. Menkûs isimlerin nasb

durumu ise lafzî olarak irâb edilir, yani irâb alâmeti

olan fetha son harfin üzerinde açık bir şekilde

görünür.

Şimdi menkûs isimlerin irâblarına örnek cümleler

içinde bakalım:

.اﻟﻤﺤﻜﻤﺔ إﻟﻰ اﻟﻘﺎﺿِﻲ ﺟﺎء

(Hâkim mahkemeye geldi.)

ﺟﺎء : Mâzî fiil, üçüncü tekil şahıs, eril.

اﻟﻘﺎﺿِﻲ : Fâil, merfû, ref alâmeti

sondaki takdîrî damme.

إﻟﻰ : Harf-i cer

اﻟﻤﺤﻜﻤﺔ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

(Hâkimi .اﻟﻤﺤﻜﻤﺔ ﻓﻲ ﻲ َاﻟﻘﺎﺿِ ﺷﺎھﺪت ُ

mahkemede gördüm.)


Ünite 5: Maksûr, Menkûs ve Memdûd İsimler

ﺷﺎھﺪتُ : Mazi fiil, fâil sondaki ذھﺐ : Mâzî fiil, üçüncü tekil şahıs, eril. tau’l-muteharrike ( تُ). اﻟﻘﺎﺿﻲَ : Mef’ûlun bih, mansûb,

nasb alâmeti sondaki fetha.

ﻓﻲ : Harf-i cer

اﻟﻤﺤﻜﻤﺔ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

.اﻟﻤﺤﻜﻤﺔ ﻓﻲ اﻟﻘﺎﺿِﻲ ﻣﻊ ﺗﻜﻠﻤﺖ ُ

(Hâkimle mahkemede konuştum.)

ﺗﻜﻠﻤﺖُ : Mazi fiil, fail sondaki tau’l-

muteharrike (ت ُ).

ﻣﻊ : Harf-i cer

اﻟﻘﺎﺿِﻲ : Mecrûr, cer alâmeti

sondaki takdîrî kesra.

ﻓﻲ : Harf-i cer

اﻟﻤﺤﻜﻤﺔ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

Menkûs isimler belirsiz olarak, yani başlarında elif

lam olmaksızın kullanıldıklarında merfû ve mecrûr

durumlarında sonlarındaki “ye” harfi düşürülür.

Ancak meydana gelen bu değişikliğe işaret olmak

üzere kelimenin sonundaki kesra harekesine bir kesra

daha eklenir, böylece çift kesralı olur. İrâbı yine tıpkı

belirli bir menkûs ismin ref ve cer halindeki irâbı

gibi yapılır. Belirsiz menkûs ismin mansûb hâlde

kullanılması durumunda irâbı yine normal bir ismin

mansûb haldeki irâbı gibi yapılır. Şimdi nekira

durumundaki menkûs isimlere cümle içinde örnekler

verelim:

(Bir çoban .ﻋَﻰﺮ ْاﻟﻤ إﻟﻰ ﻨﺎمﺎﻷﻏ ْﺑ راع ﺐ َھ َذَ َ ِ ِ ٍ

koyunları meraya götürdü.)

راعٍ : Fâil, merfû, ref alâmeti düşürülen

(ي )üzerindeki takdîrî damme,

çünkü menkûs isim.

بِ : Harf-i cer

اﻷﻏﻨﺎمِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

إﻟﻰ : Harf-i cer

ﺮﻋَﻰ اﻟﻤَ : Mecrûr, cer alâmeti

sondaki takdîrî kesra, çünkü maksûr isim.

.ﻰﻋ َﺮ ْاﻟﻤ َ ﻓﻲ راﻋِﯿًﺎ ﺖ ُﻠ َْﻗﺎﺑ

(Merada bir çobanla karşılaştım.)

ﻗﺎﺑﻠﺖُ : Mâzî fiil. Fâili sondaki tau’l-

muteharrike (ت ُ).

راﻋِﯿًﺎ : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb

alâmeti sondaki fetha (menkûs isim).

ﻓﻲ : Harf-i cer

ﻰ اﻟﻤﺮﻋَ : Mecrûr, cer alâmeti

sondaki takdîrî kesra, çünkü maksûr isim.

.ﻰﻋ َﺮ ْاﻟﻤ َ ﻓﻲ راع ﻋﻠﻰ ﺖ ُﻤ ْﱠﻠﺳَ ٍ

(Merada bir çobana selam verdim.)

ﺳﻠﻤﺖُ : Mâzî fiil. Fâili sondaki tau’l-

muteharrike ( تُ).

ﻋﻠﻰ : Harf-i cer

راعٍ : Mecrûr, cer alâmeti düşürülen (ي)

üzerindeki takdîrî kesra, çünkü menkûs isim.

ﻓﻲ : Harf-i cer

ﻰ ﻋ َﺮ ْاﻟﻤَ : Mecrûr, cer alâmeti

sondaki takdîrî kesra, çünkü maksûr isim.

DİKKAT:


Ünite 5: Maksûr, Menkûs ve Memdûd İsimler

Yukarıda başında elif lam bulunmayan yani nekira وﺿﺆ أﻧﺸﺄ ﺿﺎء ﻗﺮأ

halde bulunan bir menkûs ismin ref ve cer

durumlarda sonlarındaki “ye” harfinin düşürülüp

buna işaret olarak da kelimenin sonuna tenvinli kesra

getirileceği söylenmişti. Ancak aynı durumdaki

menkûs bir isim aynı zamanda muzâf konumunda

gelirse o zaman sonundaki “ye” harfi düşmez. Örnek:

(Mahkemenin kadısı) ﺔﻤ َﻜ َﺤ ْاﻟﻤَ ﻗﺎﺿِﻲ

ﻨﺎم اﻷﻏْ راﻋِﻲ (Koyunların çobanı)

Memdûd İsimler

Son harfleri hemze olup hemzeden önceki harfleri de

elif olan isimlere memdûd isimler denir. Memdûd

isimler tıpkı sahîh isimler gibi lafzî olarak irâb

edilirler. Yani ref halinde damme, nasb halinde fetha

ve cer halinde de kesra harekeleri memdûd ismin

sonunda açık bir şekilde yer alır. Memdûd isimlerin

sonlarında yer alan hemzeler ya kelimenin kökünden

ya başka bir harften dönüşmüş ya da zaid (fazladan)

olabilir. Bu üç tür memdûd ismi örneklerle

açıklayalım:

1- Hemzesi kelime kökünden olan memdûd

isimler:

Örnek: إﻧﺸﺎء ﺿﯿﺎء ﻗﺮّاء

ﺎءوﺿّ

Örnekteki kelimeler, memdûd isimlerden hemzeleri

asli unsur yani kelimenin kökünden olan isimlerdir.

Hemzenin kelimenin kökünden olup olmadığını

anlamanın yolu o kelimenin üçlü kökünü bulmaktır.

Üçlü kökünde, yani sulâsi mâzî 3. tekil eril kipinde

hemze yer alıyorsa bu, hemzenin kelime kökünden

olduğu anlamına gelir. Şimdi yukarıdaki isimlerin

üçlü köklerini sırasıyla görelim:

Görüldüğü gibi her bir fiilin sonunda hemze yer

almaktadır. Böylece bu isimlerin hemzelerinin asli

unsur olduğu ortaya çıkmaktadır.

2- Hemzesi başka bir harften dönüşmüş olan

memdûd isimler:

Örnek: ﺑﻨﺎء ﺳﻤﺎء دﻋﺎء

Örnekteki memdûd isimlerde sondaki hemzeler

başka bir harften dönüşmüş bulunmaktadır. Bu başka

harf ise ya vâv (و )’dır, ya da yâ (ي )’dır. Şimdi

yukarıdaki isimlerin mâzî fiil çekimlerini sırasıyla

görelim: ﺑﻨﻰ ﺳﻤﺎ دﻋﺎ Buradaki gibi

fiillerin mâzî çekiminden hemzenin aslı ortaya

çıkmadığı takdirde o zaman bu fiillerin muzâri

çekimine bakmamız gerekir. Muzâri çekiminden

hemzenin aslı ortaya çıkacaktır. Aynı fiillerin

sırasıyla muzâri çekimlerine bakalım.

ﯾﺒﻨﻲ ﯾﺴﻤﻮ ﯾﺪﻋﻮ

Böylece دﻋﺎء ve ﺳﻤﺎء isimlerindeki

hemzelerin (و )’dan, ﺑﻨﺎء ismindeki hemzenin

ise (ي )’den dönüşmüş olduğu ortaya

çıkmaktadır.

3- Hemzesi zâid olan memdûd isimler:

Örnek: ﺷﻌﺮاء ﺑﯿﻀﺎء ﺻﺤﺮاء

ﻋﻠﻤﺎء

Örnekteki kelimeler, memdûd isimlerden hemzeleri

zâid yani kelimenin kökünden olmayan isimlerdir.


Ünite 5: Maksûr, Menkûs ve Memdûd İsimler

Şimdi yukarıdaki isimlerin üçlü köklerini, yani sulâsi ﺳﻨﺎء : Mef‘ûlun bih, mansûb, nasb َ

mâzî 3. tekil eril hallerini sırasıyla görelim:

ﻋﻠﻢ ﺷﻌﺮ ﺑﺎض ﺻﺤﺮ

Görüldüğü üzere bu isimlerdeki elif ve hemzeler

kelimelerin kökünden değildir.

Dikkat:

Elif ve hemzesi kelimenin kökünden olmayan

memdûd isimler gayri munsarif kelimelerdendir.

Başka bir ifadeyle bu tür isimler tenvin ve kesra

almazlar. Kesra almaları gereken bir konumda

geldikleri zaman bütün gayri munsariflerde olduğu

gibi kesra yerine fetha alırlar.

Şimdi memdûd isimlerin irâb durumlarına örnekler

verelim:

.ﺒﻮل ٌﻘ ْﻣَﻦ ِﯾ ْﺪ َِاﻟﻮاﻟ ﻋﺎء ُدُ

(Anne babanın duası kabul edilir.)

ﻋﺎء ُ دُ : Mubteda, merfû, ref alâmeti

sondaki damme, aynı zamanda muzâf.

ﻦ ِ ﯾ ْﺪ َِاﻟﻮاﻟ : Muzâfun ileyh, mecrûr,

cer alâmeti yâ, çünkü tesniye.

ﻘﺒﻮل ٌ ﻣَ : Haber, merfû, ref alâmeti sondaki

damme.

(Sena’yı akşam . اﻟﻌﺸﺎءِ إﻟﻰ ﺳﻨﺎء َ ﻮت ُﻋ َدَ

yemeğine davet ettim.)

دﻋﻮتُ : Mâzî fiil, fâil bitişik zamir olan

tâu’l-muteharrike (ت ُ).

alâmeti sondaki fetha.

إﻟﻰ : Harf-i cer

اﻟﻌﺸﺎءِ : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.

.دواءٌ داء ٍﻞﱢﻜ ُِﻟ

(Her derdin bir devası vardır.)

ﻟﻜﻞ : Câr-mecrûr, öne geçmiş haber,

mahallen merfû, çünkü şibih cümle.

داءٍ : Muzâfun ileyh, mecrûr, cer alâmeti

sondaki kesra.

دواءٌ : Sona kalmış mubteda, merfû, ref

alâmeti sondaki damme.

Şimdi de gayri munsarif olan memdûd bir ismin

cümle içindeki irâbına bir örnek verelim.

. ﺷﻘﺮاءَ ﺑﻄﻔﻠﺔ ٍ اﻟﺮﺟﻞ ُ رُزِق َ

رُزِقَ : Edilgen çatılı mâzî fiil.

اﻟﺮﺟﻞُ : Nâibu’l-fâil, merfû, ref alâmeti

sondaki damme.

ﺑﻄﻔﻠﺔٍ : (ب) cer harfi, ( طﻔﻠﺔ ٍ ) mecrûr,

cer alâmeti sondaki kesra.

ﺷﻘﺮاءَ : ( طﻔﻠﺔ ٍ ) kelimesinin sıfatı,

dolayısıyla onun gibi tekil, dişil,

belirsiz ve mecrûrdur; cer alâmeti

kesra yerine geçen fethadır, çünkü

gayri munsariftir.

Örnekteki son kelime olan ﺷﻘﺮاءَ sözcüğü, aslında

kesra ile mecrûr olması gerekirken gayri munsarif

olduğu için kesra kabul edememiş, kesra yerine fetha

ile mecrûr olmuştur. Ayrıca nekira bir kelime


olmasına rağmen tenvin de almamış olmasına dikkat

edelim.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında