Mef‘ûlun Mutlak
Arapçada mef‘ûlun mutlak, fiil cümlelerinde fiilin kendi kökünden türetilen, fiilin
anlamını pekiştiren, ya da fiilin nasıl ve ne şekilde yapıldığını açıklayan veya kaç
kez yapıldığını bildiren mansûb mastardır. “Halit dersi iyice anladı.” anlamına
gelen aşağıdaki cümlenin ögelerini inceleyecek olursak cümlede mef‘ûlun bihten
sonra gelen mansûb bir masdar görürüz. Bu öge mef‘ûlun mutlaktır.
Mef‘ûlun mutlak Mef‘ûlun bih Fâ‘il Fiil فَهْماً. الدَّرْسَ خالد فَهِمَ
Mef‘ûlun mutlakın üç çeşidi vardır.
Fiilin Anlamını Pekiştiren (Te’kit Eden) Mef‘ûlun Mutlak
Fiilin kökünden türetilen, fiilin anlamını pekiştiren (te’kit eden) ve fiilden sonra mastar olarak gelen mef‘ûlun mutlak daima mufred, mansûb ve belirsizdir. Bu mastarlar sulâsi fiillerden türetilebileceği gibi, mezîd fiillerden de türetilebilir. Fiilin anlamını pekiştiren mef‘ûlun mutlak Türkçeye “şüphesiz, gerçekten, tam, muhakkak, iyi, iyice, çok” şeklinde çevrilebilir.
Fiilin Yapılış Biçimini Bildiren Mef‘ûlun Mutlak
Fiilin yapılış biçimini bildiren mef‘ûlun mutlak ya isim tamlaması ya da sıfat tamlaması şeklinde gelir ve tabii ki mansûbdur. Bu tür mef‘ûlun mutlaklar Türkçeye “gibi, şeklinde, -ce, aynı…gibi, tıpkı…gibi, tam” biçiminde çevrilebilir.
1. İsim tamlaması olarak gelen ve fiilin yapılış biçimini bildiren mef‘ûlun mutlak: (Çocuk, terbiyeli kişiler gibi yürüdü.) سَار َ الْوَلَد ُ سَي َْْ الْمُهَذَّبِيَ ْ
2. Sıfat tamlaması olarak gelen ve fiilin yapılış biçimini bildiren mef‘ûlun mutlak: ً (Öğrenci, makaleyi doğru bir biçimde okudu.) قَرَأ َ الطالِب ُ الْمَقَالَة َ قِرَاءَة ً صَحِيحَة
ً Fiilin sayısını, yani kaç kez yapıldığını bildiren mef‘ûlun mutlak, fiilin “ فَعْلَة ” kalıbındaki mastarından elde edilir. Bu kalıptaki mastara, mastar-ı merre adı verilir. Fiilin sayısını bildiren mef‘ûlun mutlak Türkçeye “kere, defa, kez” biçiminde çevrilebilir; “Kaç kez?” “Kaç defa?” gibi soruların cevabıdır. Daima mansûbdur; mufred (tekil), tesniye (ikil) veya cem’ (çoğul) olarak gelebilir. 1. Mufred (tekil) biçimi: (Yeryüzü, günde bir defa döner.) . تَدُور ُ ا ْلْرْض ُ دَوْرَة ً ف َ الْيَوْمِ 2. Tesniye (ikil) biçimi: (Telefon iki kere çaldı.) . رَن َّ الهاتِف ُ رَنَّتَيْْ ن 3. Cemi (çoğul) biçimi: (Defalarca secde ettim.) . سَجَدْت ُ سَجَدَات
Mef‘ûlun Mutlak Yerine Geçenler (Sözde Mef‘ûlun
Mutlak)
a. Sıfat tamlaması şeklinde gelen mef‘ûlun mutlakta bazen mastar zikredilmez, sadece sıfatı söylenir. Böyle bir cümlede sıfat mef‘ûlun mutlak yerine geçer. Bu tür kelimeler için “mef‘ûlun mutlakın yerine geçen” veya “sözde mef‘ûlun mutlak” anlamında Arapçada “nâ’ibu’l-mef‘ûli’l-mutlak” denir. Sözde mef‘ûlun mutlak da tıpkı gerçeği gibi daima mansûbdur. ً (Dersi iyice anladım.) . لدَّرْس َ جَيِّدافَهِمْت ُ ا
b. Ayrıca “ كُل -بَعْضُ ” gibi kelimeler, bazen cümlenin fiilinden türetilmiş mastara
muzâf olmak suretiyle gerçek mef‘ûlun mutlakın yerine geçerler ve mansûb olurlar. Bu durumdaki kelimelere de “mef‘ûlun mutlakın yerine geçen” veya “sözde mef‘ûlun mutlak” anlamında “nâ’ibu’l-mef‘ûli’l-mutlak” denir. Kendilerinden sonra kullanılan fiilin mastarı ise muzâfun ileyh (tamlayan) durumunda olduklarından mecrûr olur.