AÖF Soru Bankası

Arapça II (APÇ)Ünite 7 Özeti

ARA1002-ARAPÇA II

Bölüm 7: İnne ve Grubu Arapçada bu gruba أخواهتا َّوَّ َّإن (İnne ve benzerleri

grubun özelliği tıpkı kâne ve grubu gibi isim cümlesinin başında kullanılması; isim cümlesinin mubtedasını kendisine isim, haberini de kendisine haber yapmasıdır. Kendisinden sonra gelen sözcüklerin son harflerinin harekeleri ( bakımından kâne ve grubunun tam tersi bir etkiye sahiptir: Bir başka ifadeyle, isim cümlesinin mubtedası olan kelime, cümlenin başına olmak zorundadır. İsim cümlesinin merfû olan haberi, cümlenin artık Bu gruba giren fiile benzeyen harflerin hiçbiri, morfolojik yönden çekimlenmezler, yapısal değişikliğe uğramazlar. Sadece cümlenin irâbını ve anlamını değiştirirler. Gruba adını veren inne anlamı güçlendirir. Vurguyu artırır. Başına geldiği isim cümlesine “şüphesiz ki, muhakkak ki, gerçekten” gibi anlamlar katar.

َّلعقْلا : mubteda, merfû, ref alâmeti sondaki damme

َّزيـْنة : haber merfû, ref alâmeti sondaki damme

َّإن : Fiile benzeyen harf; isim ve haber alır, ismini nasb, haberini ref eder

َّالعقْل : َّإن’nin ismi, mansûb, nasb alâmeti sondaki fetha

َّزيـْنة : َّإن’nin haberi, merfû, ref alâmeti sondaki damme.

Dikkat: Yukarıda yer alan isim cümlesinde başa olduğu için merfû olarak kalmaya devam ettiğini fark ediniz. Mubtedası ayrık özne zamiri olan isim cümlesinin başına muttasıl zamir”e (“bitişik nesne zamiri”ne) dönüşür. Örnekleri inceleyelim:

İNNE VE GRUBU

) veya لَّْع َّة َّبالفَّهَّبـَّشَّمالـَّفاألحْرَّ (fiile benzeyen harfler) adı verilir. Bu

irâbı) üzerindeki etki İnne ve grubunun ismi dâima mansûb, haberi ise dâima merfûdur. inne geldiğinde, artık inne’nin ismi olarak mansûb başına inne’nin gelmesinden sonra da merfû olarak kalır, ama

Akıl bir süstür. .لعقْل َّزيـْنةَّا

.

.

Şüphesiz ki (muhakkak ki) akıl bir süstür. إن َّالعقْل َّزيـْنة.

.

.

inne gelmesiyle mubtedanın mansûba dönüştüğünü; haberin zaten merfû

inne geldiğinde, bu zamir inne’nin ismi olacağından “mansûb

(O âdildir.)َّ هو َّعادل.

(Şüphesiz ki o adildir.) إنه َّعادل. َّ(إن َّ+ َّهو)

)Onlar, Müslümandır.) سْلمون.َّهم َّْم

(Şüphesiz ki onlar Müslümandır.) (إن َّ+ َّهمْ) َّإنـهم َّْمسْلمون.

(Ben doktorum.) نا َّطبيب.أ

(Ben gerçekten bir doktorum.) َّطبيب. ّني(إن َّ+ َّأنا) َّإَّ

(O hastadır.) َّهي َّمريضة.

(O gerçekten hasta.) (إن َّ+ َّهي) َّإنــها َّمريضة.


Bölüm 7: İnne ve Grubu

Dikkat: Verilen örneklerde başına inne gelmiş olan cümleye artık ayrık özne zamiriyle başlanmadığını, zamire işaret eden ayrık

özne zamirinin, bitişik nesne zamirine dönüştüğünü ve bu şekliyle

bitişik nesne zamiri inne’nin ismi olur.

Bu yapıda bir cümlenin irâbını yapacak olursak, bunu şöyle yaparız:

إنَّكِ :َّإن :İnne ve grubundan, (fiile benzeyen harf),

zamirler mebnîdir, değişmez).

مُؤَدَّبَة : İnne’nin haberi, merfû, ref alâmeti sondaki damme.

Şimdiye değin kullanılan örnek cümlelerde mubtedanın haberleri hep mufred idi. Aşağıda ise haberi cümle veya şibih

cümle olan isim cümlelerinin başına inne getirilmesi durumu verilmektedir. Cümle veya şibih cümle türünden bir haber

haberi olduğunda irâbı yine mahallen merfûdur, çünkü

İlk cümledeki “ َّذهب َّإىل َّالـمــوْقف” fiil cümlesi hâlinde mubtedanın haberi olarak mahallen merfû idi;

kullanılınca bu kez inne’nin haberi olarak mahallen merfû oldu.

İkinci cümledeki “ َّالـمــوْقفيف َّ”, şibih cümle (

ile birlikte kullanılınca bu kez inne’nin haberi olarak mahallen merfû oldu.

Cümlenin gelişinden inne’nin anlamı güçlendirmek için kullanıldığı açık olan yerlerde,

sözcüklerden uygun olanıyla anlamlandırmak icap

kesinleştirmek için kullanıldığını biliniz. Örneğin

(Allah muhakkak -kesinlikle, şüphesiz, gerçekten

إن ve grubundan olan ve onun gibi isim ve haber alıp ismini nasb, haberini ref eden diğer fiile benzeyen harfler şunlardır:

inne’ye eklendiğini fark ediniz. Bu durumda

(Muhakkak ki sen terbiyelisin.)

َّك : bitişik nesne zamiri, inne’nin ismi,

inne’nin haberi de merfû olmak zorundadır. Örnek:

(Nebîl durağa gitti.)

(Nebil gerçekten durağa gitti.)

(Nebîl duraktadır.)

(Muhakkak ki Nebîl duraktadır.)

câr-mecrûr) hâlinde mubtedanın haberi olarak mahallen m

eder. Bu arada Kur’ân-ı Kerîm’de

Bakara sûresi 109. âyette inne’nin kullanımı şu şekildedir:

- her şeye kâdirdir.)

أَنَّ , كَأَنَّ , لَيْتَ , لَعَلَّ , لَكِنَّ

inne’ye eklenen

َّ َّ َّ.مُؤَدَّبَة إنَّكِ

mahallen mansûb (çünkü

inne’nin

وْقف.نبيل َّذهب َّإىل َّالـمــ

.ذهب َّإىل َّالـمــوْقف َّنبيال ًَََّّّإن

نبيل َّيف َّالـمــوْقف.

.الـمــوْقف َّنبيال ًَّيف َََّّّإن

inne ile birlikte

erfû iken, inne

inne’yi kesinlik ifade eden

inne’nin anlamı güçlendirmek,

﴾علىَّكل َِّّشيْء ٍَّقدير. ََّّالل إنَّ﴿


söylemek mümkündür: Cümle başında daima inne kullanılırken, cümle ortasında enne kullanılır. َّأن iki cümleyi birbirine

bağlamada kullanıldığında “muhakkak”, “gerçekten”, “kuşkusuz” gibi anlamlarla karşılanmaz, -ki bağlacıyla karşılanır: “Görüyorum ki …”, Duydum ki …”, “Anlıyorum ki …” gibi. Örneğin,

أرى َّأنك َّمهْتم ٌَّّباملــــوْضوع.

(“Görüyorum ki sen konuya önem veriyorsun.” veya “Konuya önem verdiğini görüyorum.”)

َََََََََّّّّّّّّّ َََّّسعْت َّأنه َّطبيب َّماهر.

(“Duydum ki o yetenekli bir doktordur.” veya “Onun yetenekli bir doktor olduğunu duydum.”)

ياً.املـــوْضوع َّمهم ٌَّّجد أفـْهم َّمنَّْكالمك َّأن ََّّ

(“Konuşmandan anlıyorum ki, konu oldukça önemli.” veya “Konuşmandan konunun çok önemli olduğunu anlıyorum.”)

Cümle ortasında az da olsa enne yerine inne’nin kullanıldığı durumlar da vardır. En yaygın olanı, قال (dedi, söyledi) fiilinden

sonra her zaman َّإن ’nin kullanılmasıdır. Örnek:

(Görevli, senin evde olduğunu söyledi.) يف َّالبيت. َّكَّإن ََّّاملوظف َََّّّقال

كَأَنَّ : İnne ve benzerlerinden َّكأن “sanki”, “gibi” veya “sanki … gibi” anlamındadır ve benzetme için kullanılır. Örneğin,

َّ(Su sanki hayat (gibi).) كأن َّاملاء َّحياة.ََّّ

لَيْتَ : İnne ve benzerlerinden َّليْت “keşke” anlamındadır, temenni ifade eder. Nasıl ve nerede kullanıldığına ilişkin birkaç

örnek verelim:

(Keşke caddeler temiz olsa.) َّع َّنظيـْفة.ليْت َّالشوار

(Keşke doktora gitseydin.) َّليْتك َّذهبْت َّإىل َّالطبيب.

لَعَلَّ : İnne ve benzerlerinden َّعل َّل , “belki”, “umulur ki”, “umarım” anlamındadır, ümit ifade eder.

(“Belki başarı yakındır.” veya “Umarım ki başarı yakındır.”)َّ لعل َّالنجاح َّقريب.

(“Belki evde biri vardır.” veya “Umarım evde biri vardır.”)َّ لعل َّيف َّالبـيْت َّأحداً.

لَكِنَّ : İnne ve benzerlerinden َّلكن , “lakin”, “ancak”, “ama” anlamındadır.

(Zorluklar çok ama hayat güzel.). ََّج يلة َّاحلياة ََّّكثرية َّلكن عوباتَّالصي

İnne ve grubunun diğer ögelerine de bitişik nesne zamirlerinin tümü eklenebilir. Örnek:


(Sanki siz bu şarkıyı duymadınız.) .َّاألغْنيةَََّّْل َّْتسْمعوا َّهذه كأنكم

(Keşke ben bir çocuk olsam.) .َّليْتين َّطفْل

ARAPÇADA KALIP İFADELER

... açısından, …bakımından مِن ْ حَيْثُ...

.َّطُّالبالَّكيا َّمن َّحيْث َّعددجامعة َّاألناضول َّأكرب َّجامعة ٍَّيف َّتر

(Anadolu Üniversitesi öğrenci sayısı bakımından Türkiye’nin en büyük üniversitesidir.)

َّمكْتبتنا َّغنية َّمن َّْحيْث َّالكتب َّاألدبية.

( Kütüphanemiz edebî kitaplar yönünden zengindir.)

Öyle görünüyor ki …, Görünen o ki …; Anlaşılan …; … görünüyor / يَظْهَر ُ أنَّ......َبْدُو أنَّ ي

يبدو َّأنك َّطالب َّجمتهد.

(Görünüşe bakılırsa, sen başarılı bir öğrencisin.)َّ

َّيبدو َّأن َّاألسئلة َّستكون َّصعبةً.

(Sorular zor olacak görünüyor.)

يظْهر َّأن َّاإلقبال َّعلى َّتعلُّم َّالعربية َّأكْثر َّمن َّالـمتـوقع.

(Arapça öğrenmeye ilgi, beklenenden çok görünüyor.)

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında