AÖF Soru Bankası

Arapça II (APÇ)Ünite 10 Özeti

SULÂSÎ MUCERRED VE SULÂSÎ MEZÎD FİİLLERDE

İSM-İ F‘İL VE İSM-İ MEF‘ÛL

Türkçede “etken ortaç” kavramı ile ifade ettiğimiz “ism-i fâ‘il” yapısı ve “edilgen ortaç” kavramı ile karşıladığımız “ism-i

mef‘ul” yapısı hem sulâsî mucerred, hem de sulâsî mezîd fiillerden elde edilen yapılardır. Sulâsî mucerred fiillerde fiili yapan,

eylemi gerçekleştiren isim elde edilmek istendiğinde “fâ‘il” kalıbı; fiilin ifade ettiği işten etkilenen varlığı göstermede “mef‘ûl”

kalıbı kullanılır. Önce ism-i fâ‘il konusunu görelim:

İsm-i fâ‘il:

İsm-i fâ‘il (etken ortaç), fiilden türeyen ve işi yapanı gösteren kelimedir. Sulâsî mucerred fiillerde, fiilin ٌفاعِل (fâ‘ilun)

formuna uyarlanmasıyla elde edilir. Fiil, bu yapıya girince artık bir isme dönüşmüş olur ve mastar köküne -en, -an, -ar, -er, -ci,

-cı, -man, -men, -gin, -kin, -gün, -kün gibi ekler ilave edilerek anlamlanan yeni bir kelime olur. Fiilin bu yapısı bazen şimdiki

zaman anlamı vermede de kullanılır. Örneğin;

ٌَكَتَب (yazdı) fiilini ( ٌفاعِل ) kalıbına uyarlayacak olduğumuzda, ( ٌٌكاتِب ) sözcüğünü elde ederiz. Bu yeni sözcüğü “yaz-

an”, “yaz-man”, “yaz-ar”, “yaz-ı-cı” biçiminde anlamlandırmak mümkündür. İster geçişli, ister geçişsiz olsun bütün sulâsî

fiilleri bu kalıba uyarlamak mümkündür. Fark edileceği üzere bu yapıda ziyade harf, “fâu’l-fi‘l”den sonra getirilen bir elif

harfidir.

ٌَعَلِم (bildi) fiilinden ٌ ٌعالِـــم (bilen, bilgin, âlim),

ر ٌَـعٌَـ ٌَش (hissetti) fiilinden ٌشاعِر (hisseden, şâir),

ٌَفـَتَح (açtı) fiilinden ٌ ٌفاتِح (açan, açık -renk-),

Orta harfi illetli olan (ecvef) fiiller ( ٌفاعِل ) kalıbına uyarlandıklarında kesra harekesi alacak olan ortadaki illetli harf (aslı

ister vâv ister ye olsun) hemzeye dönüşür. Örneğin;

الٌٌََق (söyledi) fiilinden ٌ ٌقائِل (söyleyen),

ٌَباع (sattı) fiilinden ٌبائِع (satan, satıcı),

ٌٌَجاع (acıktı) fiilinden ٌعٌِئ جا (aç),

Son harfi illetli olan (nâkıs veya lefîf) fiiller ( ٌفاعِل ) kalıbına uyarlandıklarında türeyen kelime belirsiz kullanıldığında,

merfû ve mecrûr durumda sondaki illetli harf düşer ve “aynu’l-fi‘l” çift kesra ile harekelenir. Belirli olarak kullanıldığında veya

mansûb durumda illetli harf ortaya çıkar ve aslı ister vâv isterse ye olsun, hep ye olarak görünür.

ى ٌٌَرَم (fırlattı, attı) fiilinden ٌ ٌرام (fırlatan, atan). Mansûb: رامِيًا , belirli: الرامِي.

ى ٌٌَبَك (ağladı) fiilinden ٌ ٌباك (ağlayan). Mansûb: باكِيًا , belirli: الباكِي.

ى ٌقٌَـ ٌَب (kaldı) fiilinden ٌ ٌباق (kalan). Mansûb: يًا ـ ٌِباق, belirli: الباقِي.

ى ٌرَو ٌَ(anlattı) fiilinden ٌ ٌراو (rivayet eden, anlatan). Mansûb: اًٌوِي را, belirli: يوٌِ الرا.

ٌقَضَى (hükmetti) fiilinden ٌ ٌقاض (hükmeden, kadı, yargıç). Mansûb: يًا ٌِقاض, belirli: ي ٌِقاضال.

1


b) İsm-i mef‘ûl:

İsm-i mef‘ûl (edilgen ortaç), fiilden türeyen ve fiilin ifade ettiği işten etkileneni gösteren kelimedir. İsm-i mef‘ûl, sulâsî

mucerred fiillerde fiilin, ٌمَفْعول (mef‘ûlun) formuna uyarlanmasıyla elde edilir. İsm-i mef‘ûl formuna uyarlanabilen fiiller,

sadece nesne alabilen, yani geçişli olan fiillerdir. Nesne almayan fiillerin, ism-i mef‘ûl formunda türeyeni pek bulunmaz. Bu

kalıptan bir sözcük, ilgili fiilin edilgen mastar köküne –en, -an, -miş, -mış, -muş, -müş, -li, -lı gibi ekler ilave edilerek

anlamlandırılabilir. Örneğin;

ٌٌَكَتَب (yazdı) fiilini ( ٌمَفْعول ) kalıbına uyarlayacak olduğumuzda, ( ٌٌمَكْتوب ) sözcüğünü elde ederiz. Bu yeni sözcüğü “yaz-

ıl-an”, “yaz-ıl-mış”, “yaz-ılı” biçiminde anlamlandırmak mümkündür. Fark edileceği üzere bu yapıda ziyade harf, “fâu’l-

fi‘l”den önce getirilen ve fetha ile harekeli bir mim harfi ve “aynu’l-fi‘l”den sonra getirilen bir vâv harfidir.

Şimdi başka birkaç fiili daha bu yapıya uyarlayarak elde edilen yeni anlamları görelim:

ٌَعَلِم (bildi) fiilinden ٌ ٌمَعْلوم (bilinen, öğrenilmiş, malum),

ٌٌَحَزَن (hüzün vermek) fiilinden ٌَمَْزُون (hüzünlenmiş, hüzünlü),

ٌَفـَتَح (açtı) fiilinden ٌ ٌمَفْتُوح (açılmış, açık -kapı, zarf vs-),

ٌٌَغَلَب (yendi) fiilinden ٌٌمَغْلُوب (yenilen, yenilmiş),

ٌٌَحَكَم (hükmetti) fiilinden ٌٌَمَْكُوم (hükmedilen; hükümlü) sözcükleri ism-i mef‘ûl olarak türetilebilir.

Bildiğiniz gibi muzâri form, hem geniş zaman kipi hem de şimdiki zaman kipi için kullanılmaktadır. Bir eylemi içinde

bulunduğumuz an itibariyle yapmakta olduğumuzu ifade için ism-i fâ‘il ve ism-i mef‘ûl yapılarından yararlanılabileceğini

biliyorsunuz. Her iki yapı istendiğinde sadece şimdiki zaman anlamı ifade etmek üzere de kullanılabilir. Örnek:

(Ben fakülteye gidiyorum -veya giderim-.) أنا ٌأَذْهَب ٌُإىل ٌالكُلِّيَّة.

(Ben fakülteye gidiyorum.) أنا ٌذاهِب ٌإىل ٌالكُلِّيَّة.

İsm-i fâ‘il olan kelime, merfû, mansûb ve mecrûr durumda, tekil, ikil, çoğul olarak çekimlenebilir.

SULÂSÎ MEZÎD FİİLLERDEN İSM-İ F‘İL VE İSM-İ MEF‘ÛL TÜRETMEK

Mezîd fiillerde ism-i fâ‘il ve ism-i mef‘ûl yapıları, sulâsî mucerred fiillerden elde edilenlerden farklıdır. Mezîd fiiller bir

harf ziyadeli, iki harf ziyadeli ve üç harf ziyadeli olmak üzere çeşitlilik gösterdiklerinden bunların tümü için tek bir kalıp yoktur.

Bunun yerine bütün sulâsî mezid fiillerden şu yol izlenerek ismi fâ‘il ve ism-i mef ‘ûl elde edilir:

1. Önce fiilin muzârisi alınır: ٌَعَلَّم → ٌُيـُعَلِّم

1- Yerine ötre ile harekeli bir mim harfi getirilir: ٌُمٌِّعَلـ ٌُم

2- Sondan bir önceki harfin harekesi ism-i fâ‘ilde kesra; ism-i mef‘ûlde fetha yapılır.

3- Fiilimiz artık isimleştiği için sonu tenvinlenir.

ٌمُعَلِّـم : öğreten, öğretmen (ism-i fâ‘il)

ٌمُعَلَّـم : öğretilen (ism-i mef‘ûl)

2


ARA1002-ARAPÇA II

Bölüm 10: Sulâsî Mucerred ve Sulâsî Mezîd Fiillerde İsm-i Fâ‘il ve İsm-i Mef‘ûl

Aşağıdaki tabloda mezîd bir fiilin sırasıyla nasıl ism-i fâ‘il ve ism-i mef‘ûle dönüştüğünü inceleyelim:

İsm-i mef‘ûl İsm-i fâ‘il

ٌمُرْسَل ٌمُرْسِل ٌُرْسِل gönderilen gönderen

ٌمُقَدَّم ٌمُقَدِّم ٌُقَدِّم öne geçen, önceki sunan, sunucu

ٌمُشاهَد ٌمُشاهِد ٌُشاهِد görülen, izlenen gözleyen, seyirci

ٌُمُاهَد ٌُمُاهِد ٌُجاهِد uğruna savaşılan savaşan, cihat eden

ٌمُتـَعَهَّد ٌ ٌمُتـَعَهِّد ٌُتـَعَهَّد üstlenilen, taahhüt edilen üstlenen, taahhüt eden

ٌمُتـَفَكَّر ٌمُتـَفَكِّر ٌُتـَفَكَّر düşünülen düşünür

ٌمُسْتَمَع ٌمُسْتَمِع ٌُسْتَمِع dinlenilen dinleyici

ARAPÇADA HARF-İ CER İLE KULLANILAN BAZI Fİİ

(Müzik dinler misin?)

(İnsanın çevreyi nasıl etkilediğini biliyor musun?)

(Evlenmek istemiyorum.)

(Okul günlerini özlüyorum.)

(Uygun bir iş arıyorum.)

Muzâri Mâzî

ٌُيـُرْسِل ٌَأَرْسَل

ٌُيـُقَدِم ٌَقَدَّم

ٌُيُشاهِد ٌَشاهَد

ٌُُيُاهِد ٌَجاهَد

ٌُيـَتـَعَهَّد ٌَتـَعَهَّد

ٌُيـَتـَفَكَّر ٌَتـَفَكَّر

ٌُيَسْتَمِع ٌَاِسْتَمَع

LLER

-i dinlemek ...لِ/اِسْتَمَع َ إلى

هَل ٌْتَسْتَمِع ٌُإىل ٌاملوسِيقَى؟

-i etkilemek ....فِي / َّر َ على أث

هَل ٌْتـَعْرِفٌُكَيْف ٌَيـُؤَثـِّر ٌُاإلنْسان ٌُعلى ٌالبِيْئَة ٌِ؟

-i istemek .... رَغِب َ في

أنا ٌال ٌأَرْغَب ٌُيف ٌالزَّواج.

-i özlemek .... اِشْتاق َ إلى لِ

أنا ٌأشْتاق ٌُإىل ٌأَيَّام ٌِالـمَدْرَسة.

-i aramak .... بَحَث َ عَن

أ َْبَْث ٌُعَن ٌعَمَل ٌمُناسِب ٌ.

3


-i elde etmek, almak .... حَصَل َ على

(Doktorun cep numarasını nasıl elde edebilirim?)

(Bu üniversite yirmi fakülteden oluşuyor. )

-ile ilgilenmek,

(Anneler çocuklarının eğitimiyle ilgilenirler.)

ARAPÇADA KALIP İFADELER

Beğenmek, hoşuna gitmek, hoşlanmak

Türkçede “beğenmek” fiili, öznenin aktif durumda kullanıldığı, dolayısıyla “bir şeyi beğenmek” biçiminde nesne alan

bir yüklemdir. Arapçada bu ifade ( ٌَأَعْجَب) fiiliyle kullanılır, ancak Türkçedekinin tersine beğenilen nesneyi özne, beğeneni nesne

durumuna koyan bir kullanılış özelliğine sahiptir. Türkçede “Ben bu romanı beğendim.” cümlesi

kurgulamak zorundasınız: “Bu roman beni hayran bıraktı.” Yani hoşa giden şey “özne” konumunda, hoşlanan kişi ise fiilin

nesnesi konumunda kullanılır.

(Kitap,

(Sınav soruları

Kolay gelsin (Kelime anlamı

Gördüğümüz bir iyilik karşısında karşımızdakine iyi dileklerimizi sunmak istediğimizde aşağı birini rahatlıkla kullanabilirsiniz:

Allah seni hayırla ödüllendirsin.

Allah (seni) saklasın, korusun.

Allah (seni) saklasın, korusun.

Allah seni korusun.

Allah seni yaşatsın.

كَيْف ٌَأَحْصُل ٌُعلى ٌرَقَم ٌِجَوَّال ٌِالدُّكْتور؟

-den oluşmak .... تَكَوَّن َ مِنْ

هذه ٌاجلامِعَة ٌُتـَتَكَوَّن ٌُمن ٌعِشْرِينٌَكُلّيَّــة.

-e bakmak, -e önem vermek, -i dert etmek .... اِهْتَم َّ بِ

ٌ بِتـَرْبِيَة ٌِأطْفا ِلِِنَّ.ٌُتـَهْتَم ٌُّاألُمَّهات

ُعْجِب ي -أَعْجَب ُ َ

ni Arapçaya çevirirken şöyle

Ali’nin hoşuna gitti. ) أعْجَب ٌَالكِتاب ٌُعَلِيّاً.

, öğrencilerin hoşuna gitti.) أَعْجَبَت ٌْأَسْئِلَة ٌُاالمْتِحان ٌِالط ُّّلّبَ.ٌ

Allah sana afiyet versin) ُعْطيك َ العافِيَة اهلل ي

daki ifadelerden herhangi

ًٌٌجَزاك ٌَاهلل ٌخ َْيْا

ٌ ٌٌَُيَُلِّيك اهلل

ٌ ٌٌََيَْميك اهلل

ٌحَفَظَك ٌَاهلل

ٌحَيَّاك ٌَاهلل

4

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında