EMR-İ GÂİB VE NEHY-İ GÂİB
Emr-i Gâib
Üçüncü şahıslara dönük emir kipidir. Aslında Türkçede dilek-istek kipinin karşılığı olmasına
rağmen, Arapçada “emir kipi” olarak anılır. İlgili fiilin muzârisinin başına emir lâm’ı (الم األمر)
getirilerek yapılır. Sürekli kesra ile harekeli olan bu “emir lâmı ( ِل)” başında kullanıldığı muzâri fiili
cezm eder, fiilin anlamını da dilek-istek kipine çevirir.
Şimdi ( َِكَتَب ) fiilinin emr-i gâib çekimini aşağıdaki tabloda inceleyelim.
Çoğul (Cem‘) İkil (Tesniye) Tekil (Mufred)
وابتك ْي ِل هُم ابكْتيِل هُما يَكْتُبِل هُو ُ َْ َ ُ َ ْ َ Gâib
Onlar yazsınlar O ikisi yazsın O yazsın
يَكْتُبْن ِلهُن تَكْتُباِلهُما كْتُبتِل هِي َ َّ ْ َ Gâibe َ Onlar yazsınlar O ikisi yazsın O yazsın
Şimdi örnek cümlenin irâbını yapalım:
(Bu sudan içsin. ) .ا الماءِ هذ نْ م ِلِيَشْرَبْ
لِ : Lâmu’l-emr
يَشْرَبْ : Muzâri fiil, üçüncü şahıs, tekil, eril, başındaki lâmu’l emr’den dolayı meczûm, cezm alâmeti
sondaki sükûn, fâ‘il gizli zamir (هُو).
ن ْ مِ : Harf-i cer
ذاه : İşaret sıfatı (ismu’l-işâra), mahallen mecrûr, çünkü mebnî.
الماءِ :Muşârun ileyh, mecrûr (çünkü işaret sıfatına uymak zorunda), cer alâmeti sondaki kesra.
Nehy-i Gâib
Nehiy sözcüğü Arapçada yasaklama anlamındadır. Nehy-i gâib, üçüncü şahsa yönelik olumsuz emir
demektir. İlgili şahsa ait muzâri fiilin başına nehiy lâ’sı ( ال الناهية lâ en-nâhiye) getirilerek yapılır.
Nehiy lâ’sı, başına geldiği muzâri fiili cezm eder ve anlamı olumsuz emir kipine çevirir.
Şimdi ( َِكَتَب ) fiilinin nehy-i gâib çekimini görelim:
Çoğul (Cem‘) İkil (Tesniye) Tekil (Mufred)
تُبوايَكْ ال هم يَكْتُبا ال هما كْتُب َْي ال هو Gâib Onlar yazmasınlar O ikisi yazmasın O yazmasın
بْن َ ُتك َْي ال هُن باُتَكْت ال هما تُب ْتَكْ ال هِي Gâibe Onlar yazmasınlar O ikisi yazmasın O yazmasın
Şimdi de nehy-i gâible kurulan bir cümlenin i‘râbını yapalım:
(Pencereden bakmasınlar!) ن النافِذَةِ!َنْظروا م ي ِ ال
ال : Lâ en-nâhiye (muzâri fiilin başına gelir, onu cezm eder ve anlamını olumsuz emir kipine
çevirir.)
َنْظروا ي : Muzâri fiil, üçüncü şahıs, çoğul, eril, başındaki lâ en-nâhiye’den dolayı meczûm, cezm
alâmeti sondaki nûn’un düşmesi (hazfu’n-nûn), fâ‘ili bitişik özne zamiri vâvu’l-cemâ‘a (و).
من : Harf-i cer
ِالنافِذَة : Mecrûr, cer alâmeti sondaki kesra.
Emr-i Gâib
O otursun! يَجْلِس ِل هُو ْ َ
O ikisi otursunlar! يَجْلِسا ِل هُما
Onlar otursunlar! يَجْلِسُوا ِل هُم ْ
O (kadın)otursun! تَجْلِس ِل هِي ْ
O ikisi (kadın) otursunlar! تَجْلِسا ِل هُما
Onlar (kadınlar) otursunlar! جْلِسْني ِل هُن َ َ َّ
Nehy-i Gâib
O oturmasın! يَجْلِس ال هُوَ ْ
O ikisi oturmasınlar! يَجْلِسا ال هُما
Onlar oturmasınlar! يَجْلِسُوا ال هُمْ
O (kadın) oturmasın! تَجْلِس ال هِي ْ
O ikisi (kadın) oturmasınlar! تَجْلِسا ال هُما
Onlar (kadınlar) oturmasınlar! جْلِسْن َ َي ال هُنَّ
AYRIK NESNE ZAMİRLERİ (MANSÛB MUNFASIL ZAMİRLER)
Ayrık nesne zamirleri (mansûb munfasıl zamirler) nasb durumunda olan bir ismin yerine kullanılan
zamirlerdir. Bu zamirler, bitişik nesne zamirlerinin (mansûb muttasıl zamirler) başına iyyâ (إيّا) ön eki
getirilmiş hâlidir. Aşağıdaki tabloda bu zamirleri inceleyelim.
Çoğul İkil Tekil (Cemi’) (Tesniye) (Mufred)
Gâib إياهُمْ إياهما إياه
Onları, onlara O ikisini, o ikisine Onu, ona
Gâibe إياهُن اإياهُم إياها
Onları, onlara O ikisini, o ikisine Onu, ona
Muhâtab م ْإياكُ مَاإياكُ إياكَ
Sizleri, sizlere Siz ikinizi, siz Seni, sana ikinize
ِ Muhâtaba إياكُنَّ مَاإياكُ إياك
Sizleri, sizlere Siz ikinizi, siz Seni, sana ikinize
Mutekellim إيانا إيايَ
Bizi, bize Beni, bana
Örnek: (Allah Ali’yi bana bağışladı) وَهَبَني اهلل ُ عَلِيًّا.
Bu cümlede iki mef‘ûlun bih vardır. Birisi fiile bitişik nesne zamiri olan mutekellim yâ’sı ( ي ), diğeri
ise Ali ( عَليًّا )’dir. Ali’nin yerine zamir kullanmak istersek, bu zamir ayrık nesne zamiri ( ُِإيّاه ) olmak
zorundadır. Çünkü fiile bitişik bir nesne zamiri vardır, fiile ikinci bir nesne zamirinin bitişmesi mümkün
değildir. Dolayısıyla cümle şöyle olacaktır: وَهَبَين ِاهلل ُِإيّاهُ. – Allah onu bana bağışladı.
“Allah” lafzını “mubteda” yaparak başa alırsak, o zaman cümle şöyle olacaktır:
ي إياهُ.اهلل ُ وَهَبَن
Ayrık nesne zamirleri cümle başında kullanıldığı zaman vurguyu üzerine çekip yalnız, ancak anlamı da kazanırlar.
Bir örnek verelim:
(Sana kulluk ederiz yâ Rabbi.) َعْبُدُك َ يا ربِّي. ن
Bu cümlede mef‘ûlun bih olan bitişik nesne zamiri ( َِك)’yi fiilin sonundan alıp ayrık nesne zamiri halinde
cümle başında kullandığımızda, cümle ( ِِّبَعْبُد ُِيا ِر إيّاك َِن ) biçimini alır ve anlamı da “Yalnızca sana
ibadet ederiz yâ Rabbi” şekline dönüşür. Şimdiye değin öğrenmiş olduğumuz bilgiler çerçevesinde