AÖF Soru Bankası

Sürdürülebilir Kentsel DayanıklılıkÜnite 8 Özeti

Sürdürülebilir Dayanıklı Kentler Nasıl Oluşturulur?

ADY216U-SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTSEL DAYANIKLILIK

Ünite 8: Sürdürülebilir Dayanıklı Kentler Nasıl Oluşturulur?

Giriş

İnsanlık dünya genelinde; global ekonominin döndüğü küresel kentlerde, bulunduğu bölgede uluslararası bağlantıların, ticaretin ve iletişimin merkezi olan metropollerde, nüfusu yirmi milyonu geçen meta kentlerde, nüfusu 10 milyonu aşan mega kentlerde, periferik kentleşmenin olduğu alanlarda, nüfusu 50.000 ve 1 milyon arasında olan aracı kentlerde ya da kırsal alanlarda yaşamını sürdürmektedir. Hayatların devam ettiği bu kentsel alanların birbirleri ile olan sınırları, insanlığın öncelikleri ve tercihleri doğrultusunda ne yazık ki giderek kaybolmaktadır. Aynı zamanda bu alanlar, aralarındaki etkileşimden kaynaklı giderek birbirlerine daha bağımlı sistemler üretmektedir. Artık birbirine daha bağımlı olan bu kentsel alanların; geçmişten getirdikleri tecrübelerini, sahip oldukları bilgilerini, mevcut durumda var olan yetenek ve becerilerini kullanarak, sorunlarının üstesinden gelmesi ve sürdürülebilir gelişim sağlaması çok kolay değildir. Çünkü karşı karşıya kalınan sorunlar, değişen dünya ile birlikte değişmekte, farklılaşmakta, güçlenmekte ve çeşitlenmektedir.

Beklenen ve öngörülemeyen küresel ve yerel sorunlar karşısında yaşam alanlarımızı daha güçlü, iyi korunan, güvenli ve yaşanabilir kılmak dayanıklılık ve sürdürülebilirlik için gerekmektedir. “Sürdürülebilir dayanıklı kentler” kent özelinde sistematik ve dinamik süreçlerde oluşturulur.

Sürdürülebilir Dayanıklı Kentler

Kentler;

• hukukta boşluklar, • riskten habersiz politikalar, • demografik baskılar, • teknolojiye limitli erişim, • karmaşık tedarik zincirleri, • yatırım ve teşvik eksikliği, • güvenlik problemleri, • altyapı hataları, • kirlilik, • çevre degradasyonu, • yetersiz kamusal düzenlemeler, • sağlık sisteminde problemler, • eğitim sisteminde eksiklikler ve aksaklıklar, • plansız ve hızlı kentleşme, • uygun olmayan arazi kullanımı, • kültürel mirasın hasar görebilme olasılığı, • doğal kaynakların azalması, • gıda sıkıntısı ve bağımlılığı, • su sıkıntısı ve bağımlılığı, • enerji problemleri, • siber güvenlik boşlukları, • kapsayıcı olmayan servisler, • yoksulluk, • işsizlik, • iş süreksizliği,

• göç, • ekonomik istikrarsızlık, • ekonomik krizler, • beyin göçü, • katılımcı olmayan karar süreçleri, • erişebilirlik problemleri ve trafik

gibi kronikleşen baskıların yarattığı stresler ile baş etmeye çalışmaktadır.

Aynı zamanda kentler; afet tehlikelerinin, çevre degradasyonu ile oluşan olumsuz etkilerin ve iklim krizinin zorlayıcı süreçlerinin tehdidi altındadır.

Deprem, volkanik aktivite, heyelan, fırtına vb. olaylar aslında birer doğa olayıdır. Bir doğa olayının, kentsel alanlarda afet tehlikesi oluşturma potansiyeline sahip olması, kentleşme süreçlerindeki yanlış tercihler, kararlar ve öncelikler ile ilgilidir.

Kentsel alanlarda;

• bilinçsizce kaynak tüketimi, • sorumsuz ve hızlı kentleşme, o yetersiz kamusal düzenlemeler, o yanlış arazi kullanımı, o hatalı ve eksik altyapılar, o problemli üstyapılar, • kırılgan sosyal doku, • ekonomik istikrarsızlık, o plansız, programsız ve de ayrıca yetersiz yatırımlar, o teşvik eksikliği, • farkındalık ve duyarlılık eksikliği, o riskten habersiz politika üretimi, o hukukta boşluklar, o karar vericilerin konuya ilgisizliği, • göz ardı edilen çevre yüzünden,

doğa olayları birer tehlike kaynağından, kent için birer tehdit unsuruna dönüşmektedir.

İklim krizinin nedenleri arasında;

• fosil yakıt kullanımı, • ormanların yok edilmesi, • yeşil alanların azalması • okyanusların kirlenmesi, • sanayileşme süreçleri, • hayvancılık faaliyetleri, • sorumsuzca ve hızlı kentleşme

yer almaktadır.

İklim krizinin yaşamı zorlayan sonuçlarından bazıları ise;

• buzulların erimesi, • okyanusların asit oranının artması, • biyoçeşitliliğin azalması, • deniz su seviyesinin yükselmesi, • aşırı hava olayları, • su kıtlığı,


• gıda güvencesizliği, • göç, • iklimsel afetlerin çoğalması

olarak listelenmektedir.

Dünya Ekonomik Forumu’na göre kentler önümüzdeki yıllarda da;

• çevresel, • ekonomik, • jeopolitik, • teknolojik, • toplumsal,

risklerin etkisi altında kalacaktır.

Dayanıklılık (Resilience) elbette yeni bir kuram değildir ya da elbette kentler tümü ile dayanıksız değildir. Ancak kentler; gelişen, evrimleşen, değişen ve kompleks sorunlar karşısında devam edebilmek için disiplinler üstü kentsel yaklaşımlarla, kapsayıcı ve holistik bakış açılarıyla, risk ve kapasite temelli çok disiplinli çalışmalarla kentsel süreçlerini ve yapılarını daha dayanıklı yapmak zorundadır.

“Resilience (Dayanıklılık)” kavramı;

• fiziksel sistemlerde; şoklar ve stresler karşısında dayanıklı olma, sağlamlık, süreklilik özelliği, • ekolojik sistemlerde; olası ve beklenmedik sorunları öngörme, belirleme, tanıma, etkilerine uyum sağlama, etkilerini absorbe etme becerisi, • toplumsal sistemlerde; hem geçmiş tecrübelerden ders çıkarma ve gelecekte olası sorunlar için sosyal sistemlerde ve ekonomik yapıda kapasiteyi artırma hem de kişilerin zor koşullar ile mücadele yeteneği, • yönetim sistemlerinde; konu organizasyonun zorlayıcı, baskılayıcı koşullara karşı gösterdiği adapte olma yeteneği, üstesinden gelme becerisi, ayakta kalma gücü ve büyüme kapasitesi ile ilgilidir.

Kentsel Dayanıklılık: Kentin sorunlar karşısında geçmişinden ders alıp, mevcut durumunu iyi anlayıp, geleceğini de öngörüp, kent bütününde oluşturduğu bir savunma mekanizması yani sorunlar karşısında kentin bağışıklığıdır.

Dayanıklılık (Resilience); belirsizlikler, olumsuzluklar, engeller, baskılar, akut şoklar, kronik stresler, tehlikeler, krizler vb. sorunlar karşısında öngörmek, mücadele etmek, direnmek, baş etmek, üstesinden gelmek, hayatta kalmak, atlatabilmek, absorbe etmek, uyum sağlamak, dönüşmek, başarmak ve büyümek için geliştirilen kabiliyet, yetenek, devamlılık ve kapasitenin ölçüsüdür.

Dayanıklılık (Resilience) yapısında; sağlamlık, esneklik, süreklilik, kapsayıcılık ve beceriklilik özelliklerini, uyumlu olma, bütüncül değerlendirme ve geçmişten ders alma niteliklerini ve yedek kapasiteyi içermektedir.

Dayanıklılık (Resilience); yaşanabilir, kapsayıcı, güvenli ve işlevsel kentler oluşturmak için kentsel bileşenlerin, sektörlerin ve sistemlerin yapılarında var olan mukavemet, çeviklik, savunma ve dayanma gücüdür.

Dayanıklılık (Resilience) doğal çevrenin, fiziksel yapının, sosyal dokunun, ekonomik yapının, kültürel mirasın; tehditler karşısında hasar görebilme olasılığı ile ters orantılıdır. Dayanıklılık geliştiğinde risk ve hasar görme olasılığı azalır.

Dayanıklılık (Resilience); bireyler, toplumlar, işletmeler, kurumlar, sistemler ve kentler için sistemik ve dinamik süreçlerde, holistik yaklaşımlarla, disiplinler üstü çalışmalarla, çok yönlü bakış açısıyla, sürdürülebilirlik (sustainability) için geliştirilir.

Sürdürülebilirlik; Brundtland Komisyonu 1987 yılında yayınladığı “Ortak Geleceğimiz Raporu”na göre, “Bugünün ihtiyaçlarını hem gelecek nesillerin ihtiyaçlarını düşünerek hem de gelecek neslin haklarını koruyarak karşılamaktır”.

Kentsel Sürdürülebilirlik; sorunlar karşısında kentsel bileşenlerin, sektörlerin ve sistemlerin işlevselliğinin korunması yanında kentsel alan sınırları içinde kalan ya da bu sınırlara komşu olan ekosistemlerin korunması ile ilgilidir.

Kentlerin; “kentsel sürdürülebilirlik” hedefleri için her zamankinden daha dayanıklı olmaları gereken bir zaman sürecinde bulunduğumuz ortadadır. Sorunlar karşısında “sürdürülebilir kentler” ancak risk ve bilgi tabanlı holistik yaklaşımlar, katılımcı ve kapsayıcı süreçlerde bütüncül değerlendirmeler ve çok disiplinli ve disiplinler üstü çalışmalar ile ortaya konulan “Dayanıklılık” vizyonu ile gerçekleştirilebilir.

Kentler gelecek nesiller için sorunlar karşısında sürdürülebilir olmak zorundadır. Kentler, dayanıklılık vizyonu ilkelerini (işlevsel kent, kapsayıcı kent, güvenli kent ve yaşanabilir kent) göz önünde bulundurarak, kent özelinde “Sürdürülebilir Dayanıklılık Stratejisi’ni” formüle etmelidirler. “Sürdürülebilir Dayanıklılık Stratejisi” doğal yaşam ve insanlığa değer veren bakış açısı, dayanıklılık eylemleri, sorumlu kentleşme süreçleri ve sürdürülebilirlik başlıklarında çerçevelenmelidir.

Kentleri sürdürülebilir dayanıklı yapmanın ilk adımı politika oluşturma, karar alma, eylemleri planlama ve uygulama süreçlerinde kullanılacak bir yaklaşımın oluşturulmasıdır.

Kentsel dayanıklılık sadece risk ve farkındalık çalışmalarından ibaret değildir. Kentsel dayanıklılık sürecinin en önemli ayaklarından biri de kentin kapasite artırımı çalışmalarıdır.

Kent özelinde geliştirilmesi gereken “sürdürülebilir kentsel dayanıklılık” süreçlerini kolaylaştırmak adına gerekli politikaların geliştirilmesi çok önemlidir. Sürdürülebilir kentsel dayanıklılık politikaları; hem eylemlerin hem de uygulamaların gerçekleşmesi aşamasında amaç, yöntem,


içerik olarak gerek dayanıklılık vizyonu ve sürdürülebilir dayanıklılık stratejisi kapsamında oluşturulacak hedeflerin, kentin ihtiyaçları göz önünde tutularak önceliklendirilmesi, ortaya konacak politikaların katılımcı süreçlerde ve herkesi kapsayacak şekilde hazırlanması, düzenleme gerekse gerçekleştirme esaslarının tümünü tarif ettiğinden kritik bir öneme sahiptir.

Politika geliştirme sürecini oluştururken;

• öncelikle kentin ihtiyaçlarını ve fırsatlarını anlayarak kent profili hakkında bilgi sahibi olunması, • dayanıklılık vizyonu ve sürdürülebilir dayanıklılık stratejisi kapsamında oluşturulacak hedeflerin, kentin ihtiyaçları göz önünde tutularak önceliklendirilmesi, • ortaya konacak politikaların katılımcı süreçlerde ve herkesi kapsayacak şekilde hazırlanması, • gerekli finansmanın nasıl çözüleceğinin bilinmesi, • eylemler ile ilgili aksiyon adımlarının net olması, • süreci izlemeye imkan tanıyan bir mekanizmanın nasıl oluşturulması gerektiğinin ortaya konulması

gerekmektedir.

Sürdürülebilir kentsel dayanıklılık için politika geliştirme adımından sonra süreç ile ilgili yönetişim mekanizmasının kurgulanması aşaması gelmektedir. Yönetişim mekanizması kurgulanırken sekiz ilkenin dikkate alınması gerekmektedir;

1. Kapsayıcılık ilkesi; kimseyi geride bırakmayan özellikle kırılgan grupları ve toplum içindeki ayrımcılık ve ötekileştirmeden kaynaklı hasar görme olasılığı yüksek olan grupları da içeren sosyal dayanıklılık faaliyetleri, 2. Geniş istişare ve katılımcılık ilkesi; kent ile ilgili karar alma mekanizmalarında halk dâhil tüm paydaşlarla koordinasyon içinde olma, 3. Doğaya saygı ilkesi; insanın alacağı kararlarda ve önceliklerinde kendini doğanın bir parçası olarak görmesi ve koruması, 4. İnsani değerler ilkesi; kentsel süreçlerde ve bu süreçlere erişme sistematiğinde eşitlik, adalet, insan hakları vb. değerlere önem verme, 5. Şeffaflık ilkesi; kent ile ilgili alınan kararların ve yürütülen uygulamaların, zamanında, doğru, anlaşılabilir, kapsamlı ve kolayca analiz edilebilir olması, 6. Koordinasyon ve işbirliği ilkesi; kentsel süreçler ile ilgili sistemlerin, bileşenlerin, sektörlerin ve paydaşların birlikte çalışma becerisi, 7. Sistematik ve dinamik süreçler ilkesi; değişen dünyanın değişen sorunlarına ve trendlerine sistematik ve dinamik süreçlerde cevap verebilme, 8. Hesap verebilirlik ilkesi; dayanıklılık ve sürdürülebilirlik ile ilgili karar, eylem ve uygulamaları açıklayabilme ve sorgulanabilme durumu ile ilgilidir.

Süreç ile ilgili yönetişim mekanizmasına ait ilkeleri belirledikten sonra kentin sürdürülebilir kentsel dayanıklılık yönetişiminin nasıl olması gerektiği ortaya konulmalıdır. Bu adım; veri üretme, ortaklık, bütçe, güçlü liderlik, politika ve plan geliştirme, kentsel bileşenler, servisler ve sistemler başlıklarından oluşmaktadır.

Sürdürülebilir kentsel dayanıklılık eylemleri noktasında bariyerleri ortadan kaldırmak için yapılması gereken, öncelikle kavramın ne demek istediğinin kent bütünü tarafından doğru anlaşılmasıdır. Sonrasında kentsel süreçlerdeki yetki ve sorumluluk dağıtımının doğru yapılması önemlidir. Bir sonraki adım, bilgi ve tecrübe paylaşımı için gerek ulusal gerekse uluslararası sivil toplum örgütleri, kurum ve kuruluşlar vb. yapılarla ortak çalışmaların başlatılmasıdır. En son adım, eyleme geçilebilmek için finansal mekanizmaların oluşturulmasıdır.

Sürdürülebilir Dayanıklı Kentler Nasıl Oluşturulur?

Sürdürülebilir dayanıklı kentler aşağıdaki adımlar takip edilerek oluşturulur:

• Kentin “Dayanıklılık Vizyonunu” ve “Sürdürülebilir Dayanıklılık Stratejisini” belirle. • “Sürdürülebilir Kentsel Dayanıklılık” için politikalar geliştir. • “Kentin Sürdürülebilir Kentsel Dayanıklılık Yönetişimini” kurgula. • Sorunlar karşısında kenti daha dayanıklı ve sürdürülebilir kılmak için “Farkındalığı” yükselt. • Sorunlar karşısında çözüm önerilerine sahip çıkmak ve uygulamak adına “Kent Aidiyeti” oluştur ve “Duyarlılık” geliştir. • Doğaya saygı ve insani değerlere önem yaklaşımı ile “Süreci” planla. • Kent ile ilgili tüm servisleri ve hizmetleri kent bütününe yayarak, risk azaltma ve kentsel dayanıklılığını artırma çalışmalarında kimseyi geride bırakmayarak “Kapsayıcı” ol. • Karar verme süreçlerinde kentte yaşayan ve kent ile ilgili sorumluluğu olan tüm paydaşların görüşünü al “Katılımcılığı” sağla. • Sorunların kent bütünü üzerindeki riskini, kent unsurları üzerindeki hasar görebilirliğini değerlendir ve “Sorunlar ve Kent İlişkisini” ortaya koy. • Risk azaltma, hasar önleme, kaynak geliştirme, kapasite yükseltme, baş edebilme gücü artırma çalışmalarını kapsayan “Dayanıklılık Eylemlerini” tanımla. • Kent için su, gıda, enerji, ham madde vb. kaynaklar ve ekosistemler için “Sürdürülebilirlik Çözümlerini” oluştur. • Finansal kaynaklarını doğru değerlendirmek, dayanıklılık eylemlerini ve sürdürülebilirlik çözümlerini gerçekleştirebilmek, ekonomide sürekliliği sağlamak için “Finansal Mekanizmanı” güçlendir.


• “Dayanıklılık Eylemlerini ve Sürdürülebilirlik Çözümlerini”gerçekleştir. • Kenti takip etmek için dayanıklılık ve sürdürülebilirlik “Performans Kriterleri”belirle. • Sürdürülebilir Kentsel Dayanıklılık sürecini değerlendirmek, gerekiyorsa değiştirmek ve geliştirmek için “Kenti” izle.

Sürdürülebilir Kentsel Dayanıklılık Yol Haritası

Sürdürülebilir kentsel dayanıklılık sürecinde kentler; tehditler karşısında kentsel dayanıklılık ve sürdürülebilirlik oluşturmak için kentin bugünü şekillendiren ve geleceğini yönlendiren;

• “Dayanıklılık Vizyonu”, • “Sürdürülebilir Dayanıklılık Stratejisi” ve • “Sürdürülebilir Kentsel Dayanıklılık Politikaları” çerçevesinde, dinamik ve sistematik

süreçlerde kentin potansiyellerini kullanan, önceliklerini belirleyen, değişen yapı ve mekanizmaları doğrultusunda yeni stratejiler ve eylem alanları oluşturan bir yol haritasına ihtiyaç duyarlar.

Kenti sürdürülebilir dayanıklılık noktasına ulaştıracak yol haritasının; risk azaltımı, kapasite artırımı, hayatta kalma, absorbe etme, adapte olma, dönüşme, büyüme ve gelişme süreçlerini kapsaması beklenmektedir.

Çözümsüz sorunlar ile mi karşı karşıyayız? Başa çıkabilir miyiz? Sorunların üstesinden gelme noktasında harekete geçebiliyor muyuz yoksa göz ardı mı ediyoruz? Daha ne kadar eylemsiz kalabiliriz? İnsanlık hatasını düzeltmek zorundadır. Hayatta kalmak ve devam etmek için doğaya saygılı, insani değerlere önem veren süreçlerde sürdürülebilir dayanıklı kentler oluşturmalıdır. Aksi takdirde harekete geçilmeyen her gün gelecekten zamanımızı çalmaya devam edecektir. O halde birlikte değişelim ve devam edelim. Hedefimiz sürdürülebilir dayanıklı kentler ve yaşam alanları yaratmak olsun.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında