ADY216U-SÜRDÜRÜLEBİLİR KENTSEL DAYANIKLILIK
Ünite 6: Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Stresler ve Teknolojik Tehditler Karşısında
Kentsel Dayanıklılık ve Sürdürülebilirlik
Giriş
Bir kentin sosyal dokusunun hasar görebilme olasılığı, ekonomik yapısının kırılganlığı, kültürel mirasının tahribatı, teknolojik tehditlere açık servisleri ve sistemleri, kentin üstesinden gelmesi gereken sorun alanlarından bazılarıdır. Kentsel sürdürülebilirlik hedefinde, bu sorun alanları karşısında kentin savunma mekanizmasının güçlendirilmesi ve mücadele kapasitesinin artırılması gerekmektedir. Sosyal dayanıklılık, ekonomik dayanıklılık, kültürel dayanıklılık ve teknolojik dayanıklılık, bir kentin geliştirmesi gereken önemli yeteneklerinden bazılarıdır.
Sosyal, Ekonomik ve Kültürel Stresler Karşısında Kentsel Dayanıklılık ve Sürdürülebilirlik
Sahip olunan sosyal doku, akut şoklar ve kronik stresler karşısında sadece kentin savunma mekanizmasını güçlendiren değil, aynı zamanda zayıflatan kritik özellikleri içinde barındırmaktadır. Sosyal dokunun yapısındaki yetenekler, kırılganlıklar ve zayıflıklar; kentin sorunlarla baş etme gücünü ya desteklemekte ve kent sorunların üstesinden gelmekte ya da kenti sorunların olumsuz etkileriyle yüzleştirmekte ve kentin hasar alma olasılığını yükseltmektedir.
Bir toplumun sosyal dokusu; demografik yapısı, ekonomik durumu, değerleri, algı ve tutumları, bağlılıkları ve bağımlılıkları ile şekillenmektedir. Özellikle toplumdaki genel hane profili bu şekillenmede önemli rol oynamaktadır. Genel hane profili;
• hane içindeki yaş dağılımı, • engelli birey ve kronik hastalık varlığı,
• özel tedavi ihtiyacı ve ilaç bağımlılığı,
• eğitim durumu, • işsizlik,
• gelir seviyesi,
• sosyal güvenlik, • birikim-borç oranı,
• mal-mülk sahipliği,
• sağlık hizmetlerine erişilebilirlik ,
• temel servisleri kullanabilme oranı, • aile arasındaki ve toplum ile ilişkiler,
• kente aidiyet,
• kültüre bağlılık, • risk algısı,
• farkındalık ve duyarlılık ile tutum ve eylemlerin tutarlılığı, • değişime ve değişikliğe verdiği tepki
vb. değişkenler ile ölçülebilir.
Bu profildeki değişkenlere ait ölçünün, hane boyutundan topluma yansıması ya sorunlar karşısında sosyal hasar görebilirlik (social vulnerability) olasılığını artırmakta ya da sosyal dayanıklılık (social resilience) sürecine geçişi hızlandırmaktadır. Sosyal hasar görebilirlik; akut şoklar ve
kronik stresler karşısında toplumun yapısında meydana gelen kayıp ve zararlar ile ölçülürken, sosyal dayanıklılık ise şoklar ve stresler karşısında toplumun hem kendi varlığını sürdürmesi hem de soyut ve somut değerlerini koruyarak devam etmesi ile ilgilidir.
Birleşmiş Milletler’in (BM) verilerine göre küresel nüfus, 2022 yılı sonuna doğru 8 milyara ulaşacaktır. 2030 yılına gelindiğinde ise dünya genelinde 8,5 milyar insanın yaşayacağı tahmin edilmektedir. Kentlerin sürdürülebilirlik stratejilerini ve eylemlerini, artan nüfus karşısında artacak talepleri göz önünde bulundurarak oluşturması önemlidir.
“Ronald Berger, 2050” tahminlerine göre önümüzdeki 30 yıl içinde çeşitli sebeplerden kaynaklı, kimi ülkelerin nüfusları artarken kimi ülkelerin nüfusları azalacaktır. 2050 ve 2100 yılları için bu artış beklentisinin, doğum oranlarının yanında hem yaşam süresinin uzamasından hem de ölüm oranlarının düşmesinden kaynaklandığı düşünülmektedir. Yapılan çalışmalar;
• düşük doğurganlık nedeniyle nüfus artış hızının azalarak arttığını, • yaşam süresinin uzadığını, • ölüm oranlarının düştüğünü
göstermektedir.
Dünya genelinde doğurganlık düşerken yaş almış insan sayısı giderek artmaktadır. Ortalama ömür uzamaktadır. Bu nüfus karşısında kentsel süreçlerin; temel servislerin erişilebilirliği ve hizmet kapasitesinin yeterliliği noktasında yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kentte yaşam tercihi, gelecekte de devam edecektir. Nüfusun kentlerde yoğunlaşmasının itici güçlerini; daha iyi iş bulma, daha kaliteli eğitim alma, daha yetkin sağlık hizmetine ulaşma vb. sebepler oluşturmaktadır.
Sosyal dayanıklılık kapsamında kentlerin üzerinde baskı kuran diğer sorun başlıklarını;
• savaşların ve çatışmaların yarattığı güvensizlik ortamı, • işsizlik, gelir seviyesindeki azalma vb. zorlayıcılar ve ekonomik sorunlar, • etnik köken, din vb. nedenlerden kaynaklı ayrımcılık ve zulüm, • siyasi problemler, • toplumsal krizler, • eşitlik ve adalet yoksunluğundan dolayı yaşam alanlarını terk eden mülteciler, sığınmacılar,
vb. yerlerinden edilmiş insanlar ve göçmenler oluşturmaktadır.
Önümüzdeki yıllarda iklim değişikliğinin tetiklediği felaketler, su, gıda ve enerji güvencesizliği, tarımsal sıkıntıların ve ham madde eksikliğinin oluşturduğu üretim problemleri vb. olumsuz etkiler de zorunlu göçün nedenleri arasında girecektir. Birleşmiş Milletlerin raporlarına göre 2030 yılına kadar 700 milyon kişi kuraklık nedeni ile göç
edecektir. Uluslararası göçmenler; kentlerin sınırlı kaynak ve kapasitesini zorlayan bir diğer başlıktır.
Mülteciler, sığınmacılar, uluslararası göçmenler bulundukları toplumun en kırılgan topluluklarındandır. Bu sebeple sosyal dayanıklılık ve kentsel sürdürülebilirlik hedefinde bu insanların kentin sorunları karşısında mutlaka güçlendirmesi gerekmektedir.
Dünya Ekonomik Forumu (DEF), 2022 yılında yayınladığı “Küresel Risk Raporunda” önümüzdeki on yıl içerisinde kentlerin sosyal dayanıklılığını test edecek ve kentsel sürdürülebilirliğin önünde engel oluşturacak toplumsal riskleri; sosyal uyum erozyonu, istihdam ve geçim krizleri, ruh sağlığının bozulması, bulaşıcı hastalıklar, bilime karşı yaygın tepkiler, gençliğin hayal kırıklıkları, sosyal güvenlik sisteminin çökmesi veya yoksunluğu, büyük ölçüde istemsiz göç, kamusal altyapı hataları ve servis aksaklıkları ve kirliliğin sağlığa zarar vermesi olarak öngörülmüştür.
Önümüzdeki on yılın toplumsal riskleri, kentlerin sosyal dayanıklılık için çözmesi gereken sorun alanlarıdır. Güçlü toplum, sosyal dayanıklılığın anahtarıdır. Güçlü bir toplum; kimseyi geride bırakmadan, katılımcı süreçler, kapsayıcı politikalar ile oluşturulur. Bunun için ilk yapılması gereken kentlinin toplumsal dinamiklerini ve kırılgan nüfusunu anlamaktır. Sonrasında dayanıklılık ve sürdürülebilirlik perspektifinde oluşturulacak vizyonlar, stratejiler ve eylemler ile sosyal dayanıklılık oluşturma sürecini başlatmak gerekmektedir. (Bu bağlamda, Sürdürülebilir Sosyal Dayanıklılık kapsamında alınacak önlemler ve yapılması gerekenlerle ilgili olarak maddeler halinde sıralanmış geniş bilgiye, kitabınızın 163-164. sayfalarından ulaşabilirsiniz.)
UN-Habitat kentlerin;
• gelecekteki herhangi bir şokla başa çıkmak için kapasite güçlendirme yeteneğini, • olumsuz şokları öngörme ve ekonomik yapılarında önlem alma becerisini (uzun vadeli stresler de dâhil olmak üzere), • bu şoklara dayanmak için kaynaklarını yeniden tahsis etme ve harekete geçirme kabiliyetini, • şoklardan kurtulma ve en azından kriz öncesi seviyeleri yeniden inşa etme ile ilgili ekonomik kapasitesini
ekonomik dayanıklılık olarak tanımlanmıştır. Ekonomik dayanıklılık inşa etme sürecinde özellikle ekonomi ile ilgili gelecek küresel trendlerin göz önünde bulundurulması çok önemlidir.
DEF Küresel Risk Raporu’nda gelecek on yıl için ekonomik riskleri; borç krizleri, uzayan ekonomik durgunluk, varlık balonu patlaması, endüstri çöküşleri, fiyat istikrarsızlığı, emtia şokları ve yasadışı ekonomik faaliyetler olarak belirlenmiştir.
Borç birikiminden bunalmış kurumsal ve kamu finansmanı; geleceğin önemli ekonomik risklerinden biridir. Bununla birlikte büyük ekonomilerde borç servisi nedeni ile yakın
gelecekte toplu iflas, temerrüt, borcu ödeyememe, likidite krizi, kamu/devlet borcu krizleri vb. sorunların yaşanacağı beklenmektedir. DEF; bu şok ve streslerin ekonomik dayanıklılık inşa etme süreçlerinde kentleri ve ülkeleri zorlayacağını öngörmektedir.
Sıfıra yakın veya yavaş küresel büyüme nedeni ile önümüzdeki yıllarda birçok ülkenin uzayan bir ekonomik durgunluk içinde bulunacağı tahmin edilmektedir. Ekonomide yaşanan durgunluğun borç krizlerinin yarattığı olumsuz baskıyı artıracağı, endüstriyel faaliyetleri düşüreceği ortadadır.
Büyük ekonomilerde yatırım fonlarının, hisselerin, konut ve diğer varlıkların fiyatlarının giderek reel ekonomiden kopması birçok ülkede varlık balonlarının patlamasına neden olacaktır.
Özellikle küresel ekonomi, finansal piyasalar ve toplum üzerinde etkisi olan sistemik öneme sahip küresel endüstrilerin veya firmaların çökmesi; hem sosyal hem de ekonomik yönden ülkeler üzerinde önemli stresler oluşturacaktır.
Mal ve hizmetlerin genel fiyat seviyesinde kontrol edilemez artış (enflasyon) veya azalma (deflasyon) ekonomik süreçlerde istikrarsızlığa neden olacak ve hem yerel hem de küresel ekonomi üzerinde büyük baskı meydana getirecektir.
Küresel ölçekte kimyasallar, emisyonlar, enerji, gıdalar, metaller, mineraller vb. sistemik öneme sahip emtiaların arz ve talebinde oluşacak ani şoklar; kurumsal, kamu ve hane bütçelerini zorlayacak, endüstriyel süreçlerin durmasına neden olacaktır.
Ekonomik ilerlemeyi ve büyümeyi baltalayan; kalpazanlık, vergi kaçakçılığı, insan ticareti, organize suçlar, yasa dışı finansal akışlar, yasa dışı ticaret vb. kayıt dışı ve yasa dışı faaliyetlerin küresel ölçekte yaygınlaşması, gelecekte ülkelerin sürdürülebilirlik yolunda en önemli bariyerlerinden birini oluşturacaktır.
Bu sorun başlıkları ile baş etmek; kentin ya da ülkelerin kaynak çeşitliliği, kapasite durumu ve finansman mekanizmalarının sürdürülebilirliği ile yakından ilgilidir.
Sürdürülebilir Ekonomik Dayanıklılık;
• yeterli ve alternatif kaynaklara sahip olarak,
• kapasite artırarak,
• ekonomik sistemdeki boşlukları fırsatlara çevirerek,
• paydaşlar ve sektörler arasındaki koordinasyonu güçlendirerek, • kapsamlı iş gücü politikaları oluşturarak,
• yetenek ve beceri temelli kurgulanan eğitim imkanı sağlayarak, • yerel iş geliştirme imkanları sunarak,
• finansal kaynakları çoğaltarak,
• sürdürülebilir finansman mekanizmaları • kriz zamanı temel ve kritik servislerin oluşturarak, işlevselliğini sağlayarak,
• destekleyici finans mekanizmaları sayesinde, • olası gelecek küresel güç kaymalarını öngörerek,
• geçim kaynaklarının sürekliliği ile, • gelecek teknolojik yenilikler ve inovatif süreçler • kamusal finansın iyi yönetilmesi ile, nedeni ile oluşacak sektörel değişimlere hazır • kapsamlı iş sürekliliği plan ve eylemlerinin olarak sağlanır.
varlığı ile, Dünyanın sürdürülebilirliği sadece sosyal, ekonomik, • ekonomik çeşitlilik ile, teknolojik, çevresel ve jeopolitik risklerin tehdidi altında
• bölgesel ve küresel ekonomilere entegrasyon ile, değildir. Kültür başlığı ile ilgili yok oluşlar ve kaybedilişler
• güçlü kent kimliği kültürü ile, sürdürülebilirlik hedefinin zorlaştırıcılarındandır.
• çok paydaşlı iş birlikleri ile, “Kültür”, kentsel dayanıklılık ve sürdürülebilirlik ile ilgili • yönetilebilir, iyi tasarlanmış, dayanıklı ekonomik değerlendirilmesi gereken bir diğer önemli başlıktır. sistemler ile, Çeşitliliği korunamayan, zenginliği kaybedilen ve gelecek
• kentin kredibilitesinin artırılması ile, nesillere aktarılamayan kültür, özellikle toplumsal yapıda • kurumsal ve yedek kapasite oluşturarak, eksiklikler oluşturmaktadır. Somut ve somut olmayan • yerel ya da belediye finansını güçlendirerek, ögeleri ile kültür, gerek içerdiği geçmişten taşınan bilgi ve • dayanıklılık projelerinde kamu-özel sektör tecrübelerden dolayı gerekse sahip olduğu birleştirici işbirliğini kullanarak, unsurlar sebebiyle korunması gereken bir mirastır. Kültür, toplumun devam edebilmesi için gerekli temel • sektörel devamlılık için endüstriyel tesislerin; ihtiyaçlardan biridir. Sürdürülebilir kültürel dayanıklılık; yapısal, yapısal olmayan ve yönetimsel hasar somut ve soyut değerlere sahip çıkılarak ve bu değerleri görebilirlik olasılıklarını azaltarak, geleceğe aktarmak adına stratejiler ve eylemler • kobilerin sorunlar karşısında kırılganlığını oluşturularak sağlanır. düşürerek, • yerel ekonomiyi destekleyerek, Teknolojik Tehditler Karşısında Kentsel • yerel üretimi öne geçirerek, Dayanıklılık ve Sürdürülebilirlik
• borç krizleri azaltarak, Kentler için bir diğer önemli tehdit kaynağı teknolojik risklerdir. Hızlı kentleşme, akıllı kent olma hedefi, • uzayan ekonomik durgunluğu canlandırarak, teknolojik trendler, değişen alışkanlıklar, zamanı daha • varlık balonu patlaması karşısında ekonomik efektif ve etkin harcama gerekliliği, daha çok veri kullanma önlemler geliştirerek, ve çoklu analiz yapma ihtiyacı vb. tetikleyiciler teknolojiyi
• endüstri çöküşlerinin önüne geçerek, yaşamın bir parçası hâline getirmiştir.
• fiyat istikrarsızlığını önleyerek, Yakın gelecekte blok zinciri, nesnelerin interneti, büyük • emtia şokları karşısında ekonomik sistemi veri, yapay zekâ, kuantum hesaplama vb. teknolojilerin güçlendirerek, pazar büyüklüğünün artacağı bilinmektedir. Kentlerin bu
• yasa dışı ekonomik faaliyetlere engel olarak, süreçler için altyapısını hazırlaması ve potansiyel tehditleri • kente yatırım yapılmasını sağlayarak, yönetmesi çok önemlidir.
• güçlü sosyal güvenlik ağı oluşturarak, DEF Küresel Risk Raporunda gelecek 10 yıl içinde
• nitelikli iş gücü ile, kentlerin ve ülkelerin teknolojik dayanıklılığını test edecek • istihdam oranlarını artırarak, riskler; siber güvenlik hataları, dijital eşitsizlik, teknolojik
• gelir eşitliği ile, gelişmelerin olumsuz sonuçları, teknolojik yönetim • işsizliği düşürerek, hataları, dijital güç konsantrasyonu ve kritik bilgi • yoksulluğu azaltarak, altyapısında arızalar ve bozulmalar olarak tanımlanmıştır. • eşitsizliği önleyerek, Kentler, teknolojik riskler karşısında teknolojik dayanıklılık inşa etmek zorundadır. • kişi başına düşen geliri artırarak, • afet risklerini önleyerek, İşletmelerin, devlet kurumlarının ve kişisel verilerin sahip • kriz zamanından çabuk toparlanmak için ulusal olduğu siber güvenlik altyapılarının ve güvenlik ve uluslararası kaynaklardan finansal destek önlemlerinin geride kalan teknolojik özelliklerinden dolayı maruz kaldığı giderek daha karmaşık bir yapı alan ve sağlama yeteneğine sahip olarak, sıklıkla görülen siber saldırıların; gelecekte daha çok • çoklu riskler karşısında finansal sistemin yaşanması ve ekonomik bozulmalara, finansal kayıplara, dayanıklılığını artırarak, jeopolitik gerilimlere ve sosyal istikrarsızlıklara neden
• ikincil tehlikeleri önleyerek, olması beklenmektedir. Siber güvenlik altyapılarının • kriz zamanı için bütçe tahsis ederek, oluşturulması ve mevcut teknolojik altyapılarının ise
yeterli, gerekli ve inovatif çözümler ile güncellenmesi • otomasyon, yapay zekâ, makinelerin iletişimi ve teknolojik dayanıklı kentler oluşturmak için önemlidir. robot teknolojileri vb. gelişmelere kentsel ve endüstriyel süreçlerinde hazır olarak, Eşit olmayan yatırım kapasitesi, işgücünde gerekli beceri eksikliği, yetersiz satın alma gücü, devletin koyduğu • teknolojik tehditler karşısında servislerini ve kısıtlamalar ve kültürel farklılıkların sonucu olarak sistemlerini koruyarak, ülkelerin kendi içinde ve birbirleri oluşturdukları kritik • akıllı kent süreçlerinde savunma mekanizmalarını dijital ağlardan ve teknolojiden yeteri kadar ve eşit olarak güçlendirerek
faydalanmamaları dijital eşitsizlik oluşturacaktır. Dijital sağlanır. eşitsizliğin, toplumları özellikle eğitim, sağlık ve endüstriyel süreçlerde olumsuz etkilemesi beklenmektedir.
Teknolojik ilerleme önemlidir. Ancak insanlık; zaman zaman yapay zekâ, beyin-bilgisayar arayüzleri, biyoteknoloji, jeo-mühendislik, kuantum hesaplama vb. ilerlemelerin neden olduğu olumsuz sonuçları işletme süreçlerinde, ekosistemler üzerinde ve ekonomik yapılarında sıklıkla hissedecektir.
Kritik dijital ağların ve teknolojilerin kullanımı ve yönetimi sürecinde özellikle küresel olarak kabul görmüş çerçevelerin, kurumların, hukuksal altyapının veya düzenlemelerin eksikliği teknolojik süreçlerde sorunlara neden olacaktır.
Teknolojik süreçlerde dijital gücün belli alanlarda ve kişilerde toplanmasından kaynaklı isteğe bağlı fiyatlandırma mekanizmalarının oluşması, tarafsız gözetim eksikliği, eşit koşullarda olmayan özel ve kamu erişimi sonucunda, kritik dijital varlıklara, becerilere ve bilgiye ne yazık ki daha az insan, işletme ve devlet kurumları ulaşabilecektir. Bu durum hem kamu ve kurumsal süreçlerde hem de bireysel gelişimde dijital eşitsizliğin tetiklenmesine neden olacaktır.
Kritik fiziksel ve dijital altyapıların ve servislerin bozulması, doygunluğa ulaşması ve kapanması sonucunda siber ağlara ve teknolojiye bağımlılığı olan yapay zekâ yoğun sistemlerin, internetin, mobil cihazların, kamu hizmetlerinin, uyduların vb. kritik başlıkların işlevselliğinde problemlerin yaşanması DEF’in gelecek için muhtemel gördüğü bir diğer teknolojik risktir. Bu problemler kentsel süreçlerin ve hizmetlerin devamlılığında önemli bir tehdittir.
Sürdürülebilir Teknolojik Dayanıklılık;
• siber güvenlik oluşturarak, • bilgi güvenliğini sağlayarak, • veri hırsızlığına karşı kontrol mekanizmaları geliştirerek, • dijital eşitsizliği önleyerek, • güvenlik zafiyetlerine karşı sistemlerini devamlı tarayıp güncel tutarak, • kritik bilgi altyapısını siber saldırılara karşı güçlendirerek, • bilgi işlem teknolojilerine ait hizmet sağlayıcılarının siber güvenliğini sağlayarak, • kentsel süreçler ile ilgili teknolojilerde “güvenlik duvarına” sahip olarak, • teknolojik yenilikleri takip ederek,