AÖF Soru Bankası

Veri Analizi ve DeğerlendirmeÜnite 5 Özeti

Afet Yönetiminde Coğrafi Bilgi Sistemleri

ADY214U-VERİ ANALİZİ VE DEĞERLENDİRME

Ünite 5: Afet Yönetiminde Coğrafi Bilgi Sistemleri

Giriş

Ülkemizde ve dünyada yaşanılan doğa kaynaklı ya da teknolojik tehlikeler, yerleşim alanlarımızdaki endüstrileşme ve kentleşme süreciyle birlikte nüfus yoğunluğundaki hızlı artış, yüksek zarar görebilirlik (kırılganlık) ve maruziyet koşullarıyla birlikte yerel imkânlar ile baş edebilmesi güç büyük afetlere dönüşebilmektedir. Dünyada afetlerden kaynaklanan maddi hasarın yıllık ortalama 314 milyar ABD dolarına ulaştığı tahmin edilmektedir. Ayrıca ülkemizde, T.C. İçişleri Bakanlığı, Afet ve Acil Durum Yönetim Başkanlığı tarafından 2012 yılında yürürlüğe konulan, Ulusal Deprem Stratejisi (UDSEP-2023) programı kapsamında en önemli hedeflerin; depremleri öğrenmek, deprem güvenli yerleşme ve yapılaşma, ilk 72 saat depremlerin etkileriyle baş edebilmesi olduğu görülmektedir.

Afet ve Dirençlilik

Çeşitlenen ve sayıları giderek artan afet olaylarına karşı dirençli olmak veya hazırlıklı olmak için ulusal ve uluslararası çözüm stratejilerinin ortaya konulması ve eylemlerin planlanması son derece önemlidir. Bu bağlamda, 2015 sonrası afet risklerinin azaltılmasını konu alan Sendai Çerçevesi, 14-18 Mart 2015 tarihleri arasında Japonya’nın Miyagi eyaleti, Sendai kentinde düzenlenen Afet Risklerinin Azaltılması Üçüncü Dünya Konferansı’nda kabul edilmiş ve ülkeler için özellikle afet risklerinin azaltılması için özgün bir fırsat oluşturmuştur. Dünya Konferansı sırasında Devletler, afet risklerinin azaltılması ve afetlere karşı dirençliliğin artırılmasının, yenilenen bir aciliyet yaklaşımıyla, sürdürülebilir kalkınma ve yoksulluğun ortadan kaldırılması bağlamında ele alınması ve bu yaklaşımın tüm seviyelerdeki politika, plan, program ve bütçelere, uygun görüldüğü şekilde, entegre edilmesi ile ilgili çerçeveler dahilinde dikkate alınması yönündeki taahhütlerini de tekrarlamıştır. Ayrıca, afet risk yönetimi için politikalar ve uygulamalar kırılganlık, kapasite, insan ve malların maruziyeti, tehlike özellikleri ve çevre boyutlarının hepsi göz önünde tutularak afet riski anlayışına dayandırılması gerektiği vurgulanmıştır. Bu tip bir bilgi önleme, zarar azaltma, uygun hazırlığın geliştirilmesi ve uygulanması ve afetlere etkin müdahale için afet öncesi risk değerlendirmesini kuvvetlendirebilecek önemli girdiler sağlayabilecektir.

Afet Yönetimi

Afet ve acil durum yönetimi; afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması amacıyla bir afet olayının öncesinde sırasında ve sonrasında yapılması gereken çalışmaların planlanması, yönlendirilmesi, koordine edilmesi, desteklenmesi ve uygulanabilmesi için toplumun tüm kurum ve kuruluşlarıyla kaynaklarının bu ortak hedefler doğrultusunda yönetilmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Bu süreç içerisinde, bireyden başlayarak devletin en üst kademesine kadar tüm paydaşlara görev ve sorumluluk düşmektedir. Afetin iyi ve etkin bir şekilde yönetilmesi ile afet zararlarının azaltılabileceği yaklaşımının gelişmesi

“afet yönetimi” kavramının ve biliminin doğmasına neden olmuştur. Afet yönetimi, afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması, afet sonucu doğuran olaylara zamanında, hızlı ve etkili olarak müdahale edilmesi ve afetten etkilenen topluluklar için daha güvenli ve gelişmiş yeni bir yaşam çevresi oluşturulabilmesi ve etkin olarak uygulanabilmesi için toplumun tüm kurum ve kuruluşlarıyla, imkân ve kaynaklarının belirlenen stratejik hedefler ve öncelikler doğrultusunda kullanılmasını gerektiren, çok yönlü, çok disiplinli ve çok aktörlü, dinamik ve karmaşık bir yönetim sürecidir. Kısaca “Afet Yönetimi” kavramı, her türlü tehlikeye karşı hazırlıklı olma, zarar/risk azaltma, müdahale etme ve iyileştirme amacıyla mevcut kaynakları organize eden analiz, planlama, karar alma ve değerlendirme süreçlerinin tümüdür. Bütünleşik afet yönetimi sistemini, afet sonrası yeniden düzeltme çalışmalarını kapsayan müdahale ve iyileştirme ana evrelerini kriz yönetimi, afet öncesi önlem almaya yönelik çalışmalarını kapsayan zarar azaltma, hazırlıklı olma ana evrelerini ise risk yönetimi şeklinde iki aşamaya ayırmak mümkündür. Risk yönetiminin tüm evreleriyle ele alınarak ilgili faaliyetlerin eksiksiz yürütülmesi durumunda, karşılaşılabilecek afet karşısında can ve mal kayıplarının en aza indirilmesi sağlanabilir. Dolayısıyla risk yönetiminin ihmal edildiği şartlarda hızlı, sağlıklı ve güvenilir karar verebilme yeteneği son derece zayıf, yönetilmesi oldukça zor kriz yönetimi kaçınılmazdır. Diğer bir deyişle sadece kriz yönetimi aşamasıyla ele alınan afet yönetimi, karşılaşılan afetin büyüklüğüne göre sosyal yaşantımızdaki olumsuz etkilerinden dolayı büyük felaketlerle sonuçlanmasına neden olacaktır.

Dirençlilik

Afet risk yönetimi kapsamında, afet zararlarının azaltılması ve toplumun afetlere karşı direncinin artırılması amacı ile belirli dönemlerde hükümetler ve kuruluşlar tarafından yol haritaları belirlenmektedir. Bu yol haritalarının en kapsamlısı ve afet risk azaltma (DRR) odaklı olanı 2005- 2015 dönemi için hazırlanmış olan Hyogo Eylem Planıdır. Daha sonra bu sürecin devamı niteliğinde olan Sendai Eylem Planı (2015-2030) yayınlanmıştır. Bu eylemlerin ve bildirimlerin nihai hedefi, toplulukların ve ulusların afetlere karşı direncini artırmak ve sürdürülebilir kalkınmayı sağlamaktır. Ayrıca bu eylem planları, yaşanılan bir afet sonrası kriz yönetimi evresindeki müdahale aşamasına ağırlık vermek yerine hazırlık, zarar azaltma veya önleme kavramları üzerinde durmaktadır. Yapılacak araştırma ve elde edilen sonuçlardan geliştirilecek modellerin bu aşamalarla ilişkili olarak risk yönetimi evresinde odaklanarak yürütülmesi teşvik edilmektedir. Bu yönelimler, uluslararası boyutta UNISDR önderliğinde, 2005 yılında yayınlanan, Hyogo Eylem Planı çerçevesinde yaygınlaşmaya başlamıştır. Bunu takip eden 2015 yılı Sendai Bildirgesinde de dirençlilik kavramına sıklıkla vurgu yapılmıştır. Türkiye, bu uluslararası stratejileri ilk onaylayan ülkeler arasındadır. Afetlerde dirençlilik, daha etkin ve etkili afet risk azaltımı (DRR) stratejilerinin geliştirilmesi için en önemli kavramlardan biri hâline


gelmiştir. Dirençlilik kavramı son zamanlarda, kentsel gelişim ve kentlerin sürdürülebilirliği ile ilgili çalışmalarda sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Bir kentin depreme karşı dirençliliği kentin hem fiziksel hem de sosyal anlamda deprem sonrası normale dönme süreçlerini kısaltıcı yönde işleyen unsurlarla değerlendirilir.

Afet Yönetiminde Coğrafi Bilgi Sistemi Teknolojisi Kullanımı

Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS), yeryüzünde mevcut olan her türlü bilgiyi toplamaya, depolamaya ve analiz yapmaya yarayan bilgisayar tabanlı bir sistemdir. Gelişen teknolojik imkanlar ve bilimsel yöntemlere paralel olarak veri toplama, analiz etme ve yorumlama çalışmaları kolaylaşmıştır. Ancak bu gelişim süreci toplanan verilerin depolama ve yorumlama sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Afet yönetimi sürecinde coğrafi bilgi teknolojilerinin etkin bir şekilde kullanıldığı mikrobölgeleme çalışmaları kapsamında toplanan tüm veriler konumsal veri özelliği taşır. Konumsal veriler, coğrafi konumlarıyla ilişkilendirilmesi gereken veri tipidir. Konumsal veriler, farklı temalar ve veri tipleri (nokta, çizgi, poligon) altında CBS kullanılarak gruplandırılabilir. Bu grupları ortak koordinat sistemi içerisinde veri tipi, modeli ve veri elemanının özelliklerine bağlı, veri tabanı ile ilişkili olarak farklı katmanlarda göstermek mümkündür. CBS doğal veya insan kaynaklı afetler için tehlikeli bölgelerin haritalanması, veritabanı oluşturma, bütünleşik afet bilgi sisteminin oluşturulması, afet bilgi envanterinin hazırlanması, görülebilirlik, eğim, bakı, etki alanları belirleme, yüzey analizleri gibi birçok konuda kullanılan etkin bir araçtır. Ayrıca afet riski belirleme çalışmalarında altlık olarak kullanılabilecek bölgesel ve kentsel planlama çalışmalarında da coğrafi bilgi sistemi kullanılmaktadır. Bilimsel yöntemler kullanılarak sahada yapılan mühendislik araştırmalarıyla, olası bir afet öncesinde afet anında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi ve risk bölgeleri haritalarının oluşturulması mümkündür. Kentsel yaşam alanlarımızda özellikle yapılaşmanın yoğun olduğu bölgelerde veya yeni yerleşime açılacak alanlarda yerleşime uygunluk haritalarının hazırlanması istenir. CBS, afet risklerinin azaltılması veya önlenmesi amacıyla yerleşime uygunluk haritalarının hazırlanması diğer bir deyişle kentsel mikrobölgeleme haritalarının hazırlanmasında da etkin bir şekilde kullanılır. Ayrıca Ulusal afet bilgi envanteri oluşturma ve güncelleme çalışmalarında da CBS’den yararlanılır. Sadece büyük ölçekli haritalar mikrobölgeleme amaçları için uygundur. 1:25,000 ve üstü ölçekler büyük ölçekli harita sınıfında tanımlanabilir. Mikrobölgeleme haritaları için 1:5000 ölçekli topoğrafik haritalara ihtiyaç duyulmakla birlikte özel koşullarda bu ölçek 1:1000 ölçeğine kadar büyüyebilmektedir. Mikrobölgeleme çalışmaları ve diğer envanter bilgisi oluşturma (yapı, yol, elektrik hattı, telefon hattı, doğalgaz boru hattı, yeraltı su şebekesi boru hattı gibi) çalışmaları kapsamında toplanan veriler, konumsal veri yani coğrafi konumlarıyla ilişkilendirilmesi gereken veri özelliği taşırlar. Konumsal veriler, farklı temalar ve veri

tipleri (nokta, çizgi, poligon) altında CBS kullanılarak gruplandırılabilir. Bu grupları ortak koordinat sistemi içerisinde veri tipi, modeli ve veri elemanının özelliklerine bağlı, veri tabanı ile ilişkili olarak farklı katmanlarda göstermek mümkündür. Katman yapısı özelliği CBS’nin en önemli özelliklerinden biridir. Sürekli olarak güncellenebilen bir kent bilgi sistemi altlığının, mikrobölgeleme çalışmalarından elde edilen haritalar ile bütünleşik olarak kullanılmasına imkan sağlayan CBS, afet riski belirleme çalışmalarında da etkin bir şekilde kullanılabilecek araçlardan biridir.

Uygulama Örnekleri

Afet bilgi sisteminin oluşturulması, bölgesel tehlike analizlerinin yapılması ve afet yönetiminin tüm evrelerinde coğrafi bilgi sistemi etkin bir şekilde kullanılan önemli bir araçtır. Afet Yönetim Merkezlerinde, bilgi depolama, tehlike konumunun belirlenmesi, afet senaryolarının hazırlanması, karşılaşılan risklerin alansal etki haritalarının oluşturulması, afete müdahalede kullanılan kaynakların yönetilmesi, kurumlar arası bilgi paylaşımının hızlı ve güvenilir biçimde sağlanması aşamalarında CBS uygulamaları geliştirilebilir. Ulusal ölçekte bir afet bilgi sistemini oluşturma, türlerine ve meydana getirdiği kayıplara göre afetlerin bölgesel dağılımlarını haritalama çalışmalarında coğrafi bilgi sistemlerinden yararlanılır. Bu tür bilgi sistemleri ve üretilen haritalar bölgesel olarak karşılaşılabilecek tehlikelerin belirlenmesine ve tehlike analizlerinin yapılmasına yönelik çalışmalara önemli bir altlık oluşturur. Tehlike analizleri, tehlikelerin belirlenmesi, her tehlikenin kendisine ait özelliklerinin belirlenmesi, beklenen etki alanlarının belirlenmesi, öncelikli risklerin belirlenmesi, senaryoların oluşturulması ve uygulanması, toplum profilinin çıkarılması çalışmalarını kapsar.

Etkileşimli Harita Örnekleri

Etkileşimli (interaktif) haritalar afet yönetim süreçlerinde coğrafi bilgi teknolojilerinin ortaya koyduğu en etkin çözümlerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun en somut örneğini koronavirüs salgınında üretilen virüs yayılım haritalarında görebiliriz. Güncel verilerden elde edilen yayılım haritaları, tüm dünya ülkelerinde enfeksiyon etkileri ve süreci hakkında genel yapıyı izleyebilme ve jeoistatistiki bilgiler elde etmeye imkan ve olanak sağlarlar. Elde edilen veriler kullanılarak birikimli (kümülatif) pozitif vaka sayısı, birikimli ölüm sayısı ve diğer bazı ölçütlerin ülkelere göre seyri izlenebilmektedir. Türkiye Deprem Tehlike Haritası, 18 Mart 2018 tarih ve 30364 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Türkiye Deprem Tehlike Haritası ve Parametre Değerleri Hakkında Karar” ile yeni harita resmi olarak yayınlanmıştır. Yeni harita 1 Ocak 2019 tarihinde yürürlüğe girecektir. Böylece 1996 yılından beri yürürlükte olan Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası; Dünya’da ve Türkiye’de deprem mühendisliği alanındaki gelişmelere ve diri faylarla ilgili yapılan çalışmaların ve deprem verilerinin artışına paralel olarak 22 yıl aradan sonra yenilenmiştir. Yeni Türkiye Deprem Bölgeleri


Haritası ile yer ivmeleri yanı sıra spektral ivme değerlerine de ulaşma olanağı bulunmaktadır. Yer ivmesi değerleri ve spektral ivme değerleri 43 yıl, 72 yıl, 475 yıl ve 2475 yıl dönüş periyotlarına göre hesaplanmıştır. Atlas; uygulaması ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde çok çeşitli seviyelerde üretilen coğrafi veriler, web üzerinden 2 ve 3 boyutlu olarak sunulmaktadır. İşbirliği Protokolleri kapsamında diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait coğrafi veri servisleri de ATLAS uygulamasına katman olarak eklenebilmektedir. Ülkemizde Ulusal ölçekte tanımlanmış standartlara göre kullanılan ve yaygınlaştırılmış, coğrafi bilgi sistemi esaslarına göre bir Ulusal Afet ve Acil Durum Yönetimi Bilgi Sistemi örneği olarak Afet Yönetim ve Karar Destek Sistemi (AYDES) verilebilir. AYDES en genel anlamda bütünleşik afet yönetiminin tüm aşamalarını elektronik ortamda takip edip yönetebileceğimiz coğrafi bilgi sistemi tabanlı bir karar destek sistemidir. AYDES, olası bir afete hazırlıklı olma, afet anı müdahale organizasyonları geliştirebilme ve afet sonrası yeniden yapılanma sürecinde Ulusal Afet Veri Tabanı’na hangi kurumun ne tür bilgileri sağlayacağı, hangi hizmetleri ne şekilde vereceği, kurum ve kuruluşlar arasındaki bilgi paylaşımının nasıl sağlanacağı gibi konularda yetki ve bilgi karmaşasını büyük ölçüde çözmektedir.

Tehlike Analizleri ve Coğrafi Bilgi Sistemi

Coğrafi Bilgi Sistemi (CBS), tehlike kaynaklı yerleşim alanlarında karşılaşılabilecek risklerin önceden ortaya konulması sürecinde yaygın olarak kullanılan bir teknolojidir. İçinde barındırdığı jeoistatistiksel yöntemler ile sahada toplanan jeolojik, jeofizik, geoteknik, üst yapı verilerinin birbirleri arasındaki ilişkileri de ortaya koymak suretiyle detaylandırılmış risk sorgulamalarının ve analizlerinin yapılmasında etkin bir şekilde kullanılır. Bölgesel tehlike analizlerinin belirlenmesine yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında verinin toplanması ve bilgiye dönüştürülmesi, verinin depolanması, sorgulanması ve bilgi yönetimi çalışmalarında CBS çözüm tekniklerinden yararlanılır.

Mikrobölgeleme

Afetlerde dirençlilik bireysel ve çevresel faktörlerle yakından ilişkilidir. Kentsel yaşam alanlarımızın yapısı içindeki doğal direnç ve doğal kırılganlık, bir olayla karşılaştığında başa çıkabilme kapasitesinin varlığına ya da yokluğuna bağlı olarak yaşanılan olayın tehlike boyutunda kalabileceğine ya da afete dönüşebileceğine işaret eder. Mikrobölgeleme çalışmaları afete dirençli yerleşim alanlarının planlanmasına yönelik yapılan çalışmaların başlangıç evresini oluşturur. Mikrobölgeleme çalışmaları kapsamında, jeolojik, jeofizik, geoteknik ve yapısal araştırma yöntemleri kullanılarak yürütülen saha araştırmalarından elde edilen veriler afetlere güvenli yerleşim alanlarının seçilmesine yönelik yapılacak çalışmalara altlık sağlar. Örneğin bir depremde oluşan yer hareketleri yerel zemin koşullarına bağlı farklılık gösterir (Şekil 5.15). Bu farklılığı deprem olmadan önce mikrobölgeleme çalışmaları kapsamında ortaya koymak

depreme güvenli yerleşim planlaması sürecine önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. Mikrobölgeleme etüt çalışmaları ile imar planına esas yerleşime uygunluk değerlendirmelerinin tehlike belirleme ve risk azaltma planlarının hazırlanmasında kullanılması suretiyle afet risklerinin azaltılmasını, kentlerimizdeki çarpık yapılaşma ve yarattığı sorunların çağdaş şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olarak yeniden yapılandırılmasının sağlanması hedeflenmektedir. Doğa kaynaklı afet tehlikeleri ve yerel zemin problemlerini belirlemeyi, dolayısıyla yeni mekânsal alanların seçiminde kılavuz niteliği taşıyan yerleşime uygunluk kriterlerini ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Mikrobölgeleme Mevzuatı ve Aşamaları

Plana Esas Jeolojik, Jeolojik-Jeoteknik ve Mikrobölgeleme Etüt Genelgesi, T.C. Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 10337 sayı ile 2008 yılında yayımlanmıştır. Bu genelgede Mikrobölgeleme etüdü, Ek-1: Plan Kademeleri-Yerbilimsel Etütler ve Ek-2: Planlamaya Esas Jeolojik, Jeolojik-Jeoteknik ve Mikrobölgeleme Etütlerine İlişkin Esaslar kapsamında tanımlanmıştır. T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün 09.08.2011 tarih ve 101061 sayılı yazısında; 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde kararnamenin yürürlüğe girdiği 04.07.2011 tarihinden itibaren mikrobölgeme raporları dâhil kıyı ve karadaki her tür ve ölçekteki planlara esas jeolojik- jeoteknik etüt raporlarının onaylanması işi Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünce gerçekleştirileceği belirtilmiştir. 644 Sayılı KHK gereği, ilgi (a) ve (b) genelge kapsamında tanımlı Plana esas jeolojik, jeolojik-jeoteknik etüt raporları ile Mikrobölgeleme etüt raporlarının değerlendirme ve onay işlemleri T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından yapılır. Bilimsel yöntemlerdeki yenilikler ve teknolojik gelişmelere paralel olarak, mikrobölgeleme yöntemleri belirli zaman aralıklarında uzman görüşü alınarak güncellenir. Mikrobölgeleme aşamalarından en önemlilerinden biri, “Ham Verinin Toplanması ve Veri Tabanı Oluşturulması/CBS”dir. CBS’de veri, sistemin en önemli bileşenidir ve sistem içinde oldukça büyük bir paya sahiptir. Verinin cinsinin, verinin kalitesinin ve işlevselliğinin, konumsal veri tasarısının iyi tanımlanması, hedef çıktılara hızlı ve doğru bir biçimde ulaşılmasını sağlar. Konumsal bir veriyi o veri kaynağının öznitelik bilgileriyle (bilgi tabloları) ilişkilendirmek için veritabanı ile konumsal gösterimin bağlantılı olduğu bir ara yüze ihtiyaç vardır. CBS teknolojileri gibi etkin bir konumsal karar destek sistemi, veri kümelerinin analiz edilerek, sonuçlarının hızlı ve doğru bir şekilde alınabilmesine imkân tanır. Ayrıca yerbilimsel ve üstyapı gibi birçok verinin bir arada depolandığı, konumsal bir veri tabanı modeli (bilgi sistemi) kullanılarak Analitik Hiyerarşi Yöntemiyle (AHP) göreceli risk durumu analizleri yapmak mümkündür.


Yer Bilimsel Etütlerin Amaç ve Hedefleri

Aşağıda listelenmiş amaç ve hedefler T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü tarafından ifade edilmiş ve Bakanlığı İnternet adresinde yer verilmiş maddelerdir:

• İmar Planına Esas Jeolojik-Jeoteknik ve Mikrobölgeleme etütleri ile doğa kaynaklı afet tehlikelerinin ve yerleşime uygunluk durumlarının belirlenmesi sonucunda afete duyarlı planlama yapılması, • Daha sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir yerleşim alanları oluşturmak için hazırlanan Jeolojik- Jeoteknik ve Mikrobölgeleme etütleri ile arazi kullanım kararlarına ve sakınım (risk azaltma) planlarına temel girdi sağlayan çalışmaların gerçekleştirilmesi, • İmar Planına Esas Jeolojik-Jeoteknik ve Mikrobölgeleme Etütlerinden elde edilen veriler yardımıyla yapı tasarımına esas hazırlanacak zemin etüt raporlarının da daha güvenilir olması, • Kentsel Dönüşüm, Rezerv ve Yeni Yerleşim alanlarında imar planına esas jeolojik-jeoteknik ve/veya mikrobölgeleme etütlerinin yapılması ve yaptırılması, • Yapılan İmar Planına Esas Jeolojik-Jeoteknik ve Mikrobölgeleme Etüt Raporu çalışmaları sonucunda ortaya çıkan eksiklikler belirlenerek, bu eksiklik ve ihtiyaçların giderilmesi için usul, esaslar ve ilgili mevzuatların güncellenmesi, • T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca yaptırılacak mikrobölgeleme etütlerinin diğer yapılacak çalışmalara örnek teşkil etmesi, mahalli idarelerin mikrobölgeleme etütlerini gerçekleştirmelerine ön ayak olunması ve bu konuda ülke çapında deneyimli teknik eleman, kurum ve kuruluş sayısının arttırılması, böylelikle mikrobölgeleme çalışmalarının iş gücü yüksek ve deneyimli mühendisler tarafından yürütülmesi ve ülke genelinde yaygınlaştırılması, uygulama ve raporlama aşamalarında ortak bir dil birliğinin oluşturulması.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında