AÖF Soru Bankası
ADY209U · Ünite 1

Göç Kavramına İlişkin Temel Bilgiler

Göç ve Göçmen Sorunları dersi, ünite 1 özeti

devam edeceğine vurgu yapan çok sayıda çalışma Giriş bulunmaktadır.

İnsanların yer değiştirmesi/hareket etmesi olarak tanımlanan göç; birçok farklı disiplinde de ele Göç kavramına ilişkin çeşitli yaklaşımlar benimsenerek de alınmaktadır. Sosyolojik, kültürel, ekonomik, politik, göç olgusuna ilişkin farklı tanımlamalar yapılabilmektedir. tarihî, antropolojik, coğrafi, psikolojik ve hukuki boyutları Göç türleri;

olan göç, disiplinler arası bir konudur. • Gerçekleşme Nedenine Göre Göçler; “gönüllü”

Göç Kavramı, Göç Nedenleri ve Türleri (iradi) ve “zorunlu” (gayri iradi ya da irade dışı) göç olmak üzere iki başlık altında Göç “toplumsal varoluşun her boyutunu etkileyen ve toplanmaktadır. kendi karmaşık dinamiklerini geliştiren bir süreç” olarak • Hedef Yerine Göre Göçler; Gerçekleştiği yere kabul edilmektedir. göre göçler “iç göç” ve “dış göç” olmak üzere iki

İnsani hareketliliğin tanımlanmasında en temel unsur ise başlık altında toplanmaktadır. Eğer hareketlilik bu hareketliliğin “iradi” mi (gönüllü) yoksa “iradi ülke içinde gerçekleşiyorsa iç göç, ülke sınırlarını olmayan” (zorunlu) şeklinde mi gerçekleştiğidir. Bu aşıyorsa dış göç (uluslararası göç) olarak ifade bağlamda mülteciler, yerinden edilen kişiler, ekonomik edilmektedir. göçmenler ve hatta 4-5 yılını başka bir yerde öğrenim • Yasal Duruma Göre Göçler; Yasal durumuna görmek üzere geçiren öğrenciler de göç tanımına dâhil göre göçler; “düzenli” ve “düzensiz” göç olmak edilebilmektedir. Göç kavramının farklı disiplinleri ve üzere ikiye ayrılmaktadır. Göçün nedeni ya da alanları içermesi nedeniyle tanımlanması zorlaşmakta, bu süresi ne olursa olsun bu hareket ancak iki nedenle de göç konusunda her disiplin ya da alan kendine şekilde gerçekleştirilebilir. Bunlardan birincisi özgü bir tanım kullanmaktadır. Farklı disiplinlerin ya da menşe ülkeden ayrılışı ve hedef ülkeye gidişi, bilim alanlarının farklı tanımlamalar yapmalarına rağmen transit geçişi ve girişi düzenleyen, mevzuata en genel anlamda göç, belli bir alanda yaşayan insanların uygun olarak insanların her zamanki ikamet ulusal ya da uluslararası boyutta bir yerden başka bir yere yerinden yeni bir ikamet yerine gitmeleri olarak anlamlı bir uzaklık ve etki yaratacak süreyle yer tanımlanan düzenli göç hareketidir. değiştirmeleridir. • Hacmine Göre Göçler; Hacmine göre göçler “bireysel” ve “kitlesel” olmak üzere iki başlık Savaşlar, yaşanan kıtlıklar, inanç ve etnik ayrımlar, doğal altında toplanmaktadır. Bireysel göç kişilerin afetler, ekonomik krizler, terör, ucuz işgücü talebi, merak bireysel olarak ya da aileleri ile birlikte bir güdüsü göç hareketinin nedenlerinden sadece bazılarıdır. yerden başka bir yere gitmeleri durumudur. Bu Gelişen bir ekonomide nüfus ve nüfusun özellikleri, tür göçler kişilerin kendileri tarafından finanse ekonomik sektörler arasındaki dağılımı, ekonominin edilmektedir. Kitlesel göç ise çok sayıda insanın büyüme hızını, istihdam düzeyini, sektörel üretim artışını, aniden yer değiştirmesi durumudur. Kitlesel ihracat ve ithalatı etkilemektedir. göçler genellikle kişilerin iradeleri dışında gerçekleşen savaş, salgın, doğal afet gibi Daha yüksek ücret arayışı göçün temel ekonomik durumlarda ortaya çıkmaktadır. nedenlerinden biri olarak ön plana çıkmaktadır. Ülkeler ya • Süresine Göre Göçler; Süresine göre göçler de da bölgeler arasındaki ücret farklılıkları göçün temel ise, göçün “gerçekleşme süresi” ve “hedef ülkede nedenlerinden biridir. ya da bölgede kalış süresine” göre ayrım Bireyler çoğu zaman ekonomik faktörler kadar; yapılmaktadır. Gerçekleşme süresine göre ani ve çocuklarına daha iyi eğitim imkânı sağlayabilmek, planlı göçler; hedef ülke ve bölgede kalış akrabalarıyla yakın olmak, dinî özgürlüklerini kullanmak süresine göre ise kısa ve uzun süreli göçler söz gibi nedenlerle de göç kararı verebilmektedirler. Kişiler konusu olmaktadır. ailevi nedenlerle; ebeveyn ya da eşin yanına gitmek, eş ya şeklinde 5’e ayrılmaktadır. da ebeveynin iş araması, eş ya da ebeveynin göç etmesi vb. nedenlerle olabileceği gibi can ve mal güvenliğine Söz edilen göç türleri dışında; işgücü göçü, beyin göçü, ilişkin kaygı vb. güvenlik nedenleriyle de yaşadıkları kendiliğinden gelişen göç, kolaylaştırılmış göç, toplam/net bölgeyi terk ederek başka bölgelere gitmektedirler. Tüm göç, ikincil göç, gizli göç, döngüsel göç gibi daha birçok bu nedenlerin yanı sıra bulunduğu bölgede yaşam göç türü bulunmaktadır. standartlarını yükseltemeyeceği düşüncesiyle yani psikolojik nedenlerle de bireyler göç kararı Göç Hukukunun Uluslararası ve Ulusal alabilmektedirler. Kaynakları

Göç hukukunun uluslararası kaynaklarını uluslararası Günümüzde küresel ısınma ve iklim değişiklikleri gibi antlaşmalar, uluslararası örf ve âdet kuralları ile genel çevresel sorunlar kitlesel insan göçlerine yol açmaktadır. hukuk ilkeleri şeklinde sıralamak mümkündür. Türk Genel olarak ekolojik göçler olarak adlandırılan iklim hukuk sisteminde de göç hukukunun kaynakları ulusal değişikliklerine bağlı göçlerin gelecek yıllarda da artarak kaynaklar ve uluslararası kaynaklar olmak üzere ikiye


ayrılmaktadır. Ulusal kaynaklar arasında Anayasa, usulüne 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu (UİK) 28.07.2016 göre yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşmeler, tarihinde kabul edilmiş ve 13.08.2016 tarihinde Resmî kanunlar, yönetmelikler ve mahkeme kararları yer Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanun altı almaktadır. bölüm ve 29 maddeden oluşmaktadır.

Uluslararası göç hukukuna ilişkin bazı temel uluslararası Göçmen ve Göçmen Benzeri Kavramlar belgeler şu şekilde sıralanabilir; Bireyin göç sonrası kendisini içinde bulunduğu kavram en

• 1933 tarihli Mültecilerin Uluslararası Statüsüne genel ifadeyle yabancı olarak adlandırılmakta, statüsüne İlişkin Antlaşma, göre değişik adlar alabilmektedir. Bu yeni statü göçmen, • 1948 tarihli Soykırım Suçunun Önlenmesi ve mülteci, sığınmacı, vatansız gibi aralarında küçük Cezalandırılması Konusunda Antlaşma, farklılıklar bulunan birçok kavramla ifade • 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne edilebilmektedir.

İlişkin Sözleşme (MHSİS) – Cenevre Sözleşmesi Yabancı kavramı, yalnızca yabancı devlet vatandaşı ve 1966 tarihli New York Protokolü, olanları kapsayan dar bir kavramı ifade etmemektedir. • 1965 tarihli Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Yabancı kavramı; yabancı devlet vatandaşı olanları, hiçbir Kaldırılmasına İlişkin Sözleşme, devlet vatandaşlığına sahip olamayan vatansızları, • 1966 tarihli Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin göçmenleri/muhacirleri, mültecileri ve sığınmacıları, Uluslararası Sözleşme ile Ekonomik, Sosyal ve NATO mensuplarını, uluslararası kuruluşlarda çalışanları Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme, ve diplomatik temsilciliklerde olduğu gibi özel statüdeki • 1979 tarihli Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın yabancıları da kapsamaktadır. Önlenmesine İlişkin Sözleşme, Göçmen göç eyleminin öznesi ve göç eyleminde bulunan • 1984 tarihli İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık kişidir. Göç süreci; kişilerin kendi topraklarından ayrılma Dışı veya Küçük Düşürücü Tutum ya da Cezalara kararı vermeleriyle başlayıp, bilinmedik bir yerde, Karşı Sözleşme, tanınmayan bir kültürde ve yabancı bir düzende yeni bir • 1989 tarihli Çocuk Haklarına İlişkin Antlaşma. yaşama başlamaları ile sona ermektedir. İskân Kanununa

Göç konusunda imzalanan antlaşmalar genel olarak bütün göre göçmen; “Türk soyundan ve Türk kültürüne bağlı bir uluslararası toplumu ilgilendirebileceği gibi bazı olup yerleşmek amacıyla tek başına veya toplu hâlde durumlarda sadece belirli gruplara da yönelik Türkiye’ye gelip bu Kanun gereğince kabul olunanlardır”. olabilmektedir. Uluslararası hukukta devletlerin bir İskân Kanunu’na göre 4 çeşit göçmen kabul edilmiştir;

şekilde ülkelerine girmiş ve sığınma talebinde bulunmuş • Serbest göçmen, olanları, geldikleri yere “geri göndermeme” yükümlülüğü • İskânlı göçmen, (non-refoulement ilkesi) altında bulundukları bir örf-âdet • Münferit göçmen, kuralı olarak kabul edilmektedir. • Toplu göçmen. Ulusal mevzuat içinde göç hukukunu düzenleyen tek bir hukuki metin bulunmamakta, dağınık bir mevzuat yapısı Mülteci kavramı diğer göçmen tiplerine göre üzerinde içinde göç ile ilgili konularda düzenlemeler yer daha fazla durulması gereken bir kavramdır. 1920-1950 almaktadır. Bunlar; yılları arasında uluslararası belgelerde yer alan mülteci tanımlarında hukuki yaklaşım, sosyal yaklaşım ve bireyci • Anayasa, yaklaşımlar etkili olmuştur. Hukuki yaklaşıma göre • Tapu Kanunu, mülteci bir gruba mensubiyetleri nedeniyle kendi • İskân Kanunu, devletlerinin uluslararası himayesinden faydalanamayan • Türk Vatandaşlığı Kanunu, kişi olarak tanımlanmıştır. Sosyal yaklaşımda ise • Pasaport Kanunu, kendilerini devletlerinden ayıran bazı sosyal ya da siyasi • Yabancıların Türkiye’de İkamet ve Seyahatleri yönü ağır basan olaylar nedeniyle korumadan mahrum Hakkında Kanun, kalan mağdur kişiler olarak tanımlanmıştır. Cenevre • Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Sözleşmesi’nin mülteciye ilişkin tanımında yer alan Kanun, “1951’den önce meydana gelen olaylar sonucunda…” • Uluslararası İşgücü Kanunu, ifadesi 1966 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna Dair Protokolle metinden çıkarılmıştır. Böylece Sözleşmedeki • Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu, zaman sınırı kaldırılmıştır. Türkiye bu Protokole de • Bilgi Edinme Hakkı Kanunu vb. kanunlardır. katılmıştır. tutulacağı da açıkça ifade edilmiştir. Buna 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu göre; (YUKK) 04.04.2013 tarihinde kabul edilmiş ve • Barışa karşı suç, savaş suçu ya da insanlığa karşı 11.04.2013 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak suç gibi suçlar için hükümler koyan uluslararası yürürlüğe girmiştir. Altı bölüm ve 126 maddeden belgelerde tanımlanan bir suç işlendiğine, oluşmaktadır.


• Mülteci sıfatıyla kabul edildiği ülkeye ülkelerinde kalmalarına izin vermektedirler. Bu kişilere sığınmadan önce ve bu ülke dışında siyasi bazı devletler sadece geri göndermeme ilkesinin gereği nitelikli olmayan ağır bir suç işlediğine, olarak barınma izni vermekte, bazıları ise barınma ile • Birleşmiş Milletlerin (BM/United Nations-UN) birlikte birtakım temel hakları da yasal olarak amaç ve ilkelerine aykırı fiillerden dolayı suçlu tanımaktadır.

olduğuna dair hakkında ciddi bir kanaat olan Geçici koruma; sığınma arayan, ancak 1951 Cenevre kişiler hakkında bu Sözleşme hükümleri Sözleşmesi’nden yararlanamayan kişilerin koruma uygulanmayacaktır (MHSİS, m. 1/f). kapsamını genişletmekte ve bireysel statülerinin ispat

YUKK mülteci kavramını Avrupa ülkelerinde meydana edilmesinin mümkün olmadığı durumlarda grup tabanlı bir gelen olaylar nedeniyle ve Cenevre Sözleşmesinde koruma sağlamaktadır. Bu kişiler, sığınma aradıkları tanımlanan hali ile almıştır. ülkenin onları uluslararası korumaya alma noktasındaki takdir hakkına bağlıdır ve geri göndermeme ilkesinin bir Sığınma ilk olarak sığınılan bir yeri ifade etmektedir ve bu gereği olarak sığınmacıların ya da mültecilerin acil şekilde kişinin kendini güvendiği hissettiği yerdir. İkinci olarak da korunması amacıyla daha güvenli bir koruma için durak kişiye sağlanan korumayı ifade eder. Sığınmanın ne noktası sağlamaktadır. Geçici korumanın temel amacı, anlama geldiği bir yer mi yoksa koruma anlamına mı mülteci ve sığınmacıların acil bir şekilde güvenli ortama geldiği 1950 yılında Uluslararası Hukuk Enstitüsü’nün erişmelerini sağlamak ve temel insan haklarını güvence Bath’ta gerçekleştirilen toplantısında tartışılmış ve altına almaktır. Türkiye’ye gelen Suriyelilerin tamamına sığınmanın bir koruma fikri olduğu benimsenmiştir. Bu yakını geçici koruma kapsamı altındadır. anlamda sığınma; devletlerin kendi topraklarında ya da başka bir yerde kendilerine sığınan ya da koruma talep eden kişiyi koruması hâlidir. Sığınmanın devletin yabancılara sığınma hakkı verme yetkisi ve devletlere kişiye sığınma hakkı tanıma yükümlülüğü olmak üzere iki yönü bulunmaktadır. Türk hukukunda sığınmacı ise çok farklı bir anlama gelmekte; mülteci olmak için gerekli şartları taşımakla birlikte “Avrupa dışında bir ülkeden, güvenli üçüncü bir bölge bulana kadar kendisine geçici koruma izni verilen kişiler” olarak kabul edilmektedir.

Hiçbir devlete vatandaşlık bağı ile bağlı olmayan kişiler vatansız olarak kabul edilmektedirler. Diplomatik korumanın vatandaşlığa bağlı olması nedeniyle vatansızlar korumadan mahrum bırakılmışlardır. Vatansızlık; hukuki vatansızlık ya da fiili vatansızlık şeklinde olabilmektedir.

Yerinden edilme, insanların yaşadıkları yerden kendi hükûmetleri ya da vatandaşları tarafından zorla ve planlı bir şekilde koparılıp göçe zorlanmaları halidir. Kendi topraklarını iradeleri dışında terk etmeye zorlanan ve komşu devlet ülkelerine göç edemeyen bu kişiler, ülkeleri içindeki farklı bölgelere göç etmekte ve böylece zorunlu bir iç göç yaşanmaktadır.

Uluslararası koruma; 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme (Cenevre Sözleşmesi) 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri ve 1977 Protokolleri, Uluslararası Kızıl Haç Komitesinin (UKHK/ International Committee of the Red Cross-ICRC) inisiyatif hakkı, Uluslararası Çalışma Örgütü (UÇÖ/International Labour Organization-ILO) Sözleşmeleri ve insan hakları belgeleri gibi hukuki belgelerde öngörülen haklara devletlerin saygı göstermesini sağlamak için antlaşma yoluyla görevlendirilen bir örgütün sağladığı hukuki korumayı ifade etmektedir.

İkincil koruma; Avrupa devletleri uygulamada, mülteci tanımlamasına uymayan, fakat uluslararası korumaya ihtiyaç duyan kişilerin “de facto (fiili) mülteci”, “savaş mültecisi”, “insani sığınmacı” gibi statüler altında

Ünite 1 sorularını uygulamada çözBu ünitenin çıkmış ve deneme soruları, şıkları ve cevap açıklamaları uygulamada.Uygulamada aç