ADY206U-AFET EKONOMİSİ VE SİGORTACILIĞI
Ünite 6: Afetlerde Uygulanan Ekonomi Politikaları
Afetlerde Yararlanılan Finansal Araçlar
Afetlerde yararlanılan çok sayıda strateji ve enstrüman bulunmaktadır. Bu stratejilerin ve enstrümanların ele alınması etkin bir afet yönetimi ile mümkün olmaktadır.
Afet Yönetimi ve Ekonomik Boyutu
Afet yönetimi, afetlerin önlenmesi ve zararlarının azaltılması amacıyla, afet öncesinde, afet sırasında ve afet sonrasında alınması gereken önlemlerin ve yapılması gereken çalışmaların planlanması, yönlendirilmesi, koordine edilmesi, desteklenmesi, gerekli mevzuat ve kurumsal yapılanmaların oluşturulması veya yeniden düzenlenmesi ve etkin/verimli olarak uygulanabilmesi için toplumun tüm kesimlerini kurum ve kuruluşlarıyla faaliyetlere dâhil eden, kaynakların belirlenen stratejik hedefler ve öncelikler doğrultusunda kullanılmasını sağlayan çok yönlü, çok disiplinli ve çok aktörlü bir yönetim süreci olarak tanımlanmaktadır.
İdeal bir afet yönetim sistemi modern, bilimsel ve bütüncül (veya aynı anlamda olmak üzere bütünleşik) olmalıdır.
Modern, Bilimsel ve Bütünleşik Afet Yönetiminin aşamaları şunlardan oluşur:
1. Kayıp, zarar azaltma ve önleme (Mitigation), 2. Hazırlıklı olma (tahmin, erken uyarı ve afetler) (Preparation), 3. Müdahale ve etki analizi (Response), 4. İyileştirme (yeniden yapılandırma) (Recovery).
Bu aşamalar bazen çakışabilmekte ve aynı anda yürütülmeleri gerekebilmektedir. Ancak hiçbir zaman unutulmaması gereken temel ilke afet yönetimi çalışmalarının bir bütün olmasıdır.
Afet yönetiminin tüm aşamalarında ekonomik kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu aşamaların tümünde rasyonel kararlar verebilmek için ekonominin genel işleyiş ilkelerine önem vermek gerekir.
Kıt kaynakların optimum kullanımı için afetlerin iyi yönetilmesi ve planlanması şarttır. Dolayısıyla afet yönetimi son derece ayrıntılı bir ekonomi bilgisi gerektirir.
Afetlerde yararlanılan Finansal Araçlar
Dünya üzerinde doğal afetler sonucunda ortaya çıkan zararlar konusunda hem doğal afet öncesinde (ex ante) hem de sonrasında (ex post) kullanılan çok sayıda strateji ve enstrüman bulunmaktadır. Doğal afetlerin zararları farklı şekillerde finanse edilmeye çalışılırken temelde dört engelle karşılaşılmaktadır:
• Siyasî endişeler: İyi yönetilmeyen afet süreçleri ve afetler sonrası görülen olağanüstü zararlar siyasi iktidarlara oy kaybettirir. Afet öncesinde yapılması gereken ama idarî beceriksizlikler nedeniyle alınamayan tedbirler nedeniyle can ve mal kaybı yaşayan hane halkları hükümetlere
tepki gösterir. Hükümetler ise böyle durumlarda afet kayıplarını tam olarak açıklamak istemez. • Ahlaki tehlike: Bir ilişki içinde olan iki tarafların farklı bilgilere sahip olmasından kaynaklanan sorunlara ahlaki tehlike adı verilir. Eğer taraflardan biri doğru bilgiye sahipse güç kazanır, yanlış veya eksik bilgiye sahip olan taraf ise güç kaybeder • Zamansal Tutarsızlık: Afetlerin gerçekleşmesi ile afet önlemlerinin alınması süreci çakışmadığı için “zaman tutarsızlığı” adı verilen sorun yaşanmaktadır. • Afetler İçin Tasarruf Etme Çelişkisi: Doğal afetlere dönük önlemler almak isteyen hükümetler çok sayıda günlük ödeme yapmaları gerekirken ne zaman ortaya çıkacağı kesin olamayan bir afet için tasarruf yapmakta ve yapabiliyorlarsa da bunları halka açıklamakta zorlanır. Maaşları, borç faizi ödemelerini, terörle mücadeleyi zorlukla finanse eden hükümetler gelecekte ortaya çıkacak afetler için bugünden yapacakları birikimleri açıklamakta güçlük çeker.
Doğal afetlerin finansmanında ne devlet ne de özel sektör tek başına ekonomik etkinliğe ve yeterliliğe ulaşabilir. Ekonomik açıdan etkin bir risk finansmanı ancak kamu ve özel sektörün işbirliği ile gerçekleşebilir.
Afet Sigortası
Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre sigorta, bir şeyin veya bir kimsenin herhangi bir yönden ileride karşılaşabileceği zararı gidermek için önceden ödenen prim karşılığında bu işle uğraşan kuruluşla yapılan iki taraflı bağlantı sözleşmesidir. Sigorta risklerin paylaşımı anlamına gelir.
Sigorta şirketleri kamu veya özel sektöre ait olabilir. Büyük afetlerde özel sektörün afet hasarını karşılayamadığı durumlarda devlet şirketleri veya bazı diğer kamusal mekanizmalar devreye girebilir. Dünya genelinde meydana gelen doğal afetlerde oluşan zararların yaklaşık olarak ancak % 40’ı sigorta sisteminden karşılanabilmektedir.
Afetlerde Uygulanan Maliye ve Para Politikaları
“Ekonomi politikası” ekonomik hedeflere nasıl ulaşılacağını ve ekonomik sorunlara nasıl çözüm üretileceği ile ilgilenen bilim dalıdır. Ekonomi politikasının bazı alt dalları vardır. Bunların en önemlileri maliye politikası ve para politikasıdır.
Maliye politikası ekonomik amaçlara ulaşmak için malî araçlar kullanır. Bu araçların en önemlileri vergi, kamu harcamaları ve kamu borçlanmasıdır. Her bir aracın uygulanması maliye politikasının şu alt politikalarını oluşturur: Harcamalar politikası, vergi politikası, borçlanma politikası, destekleme politikası, teşvik politikası ve ticaret politikası. Kamu harcamalarının miktarını veya yönünü değiştirmek suretiyle ekonomiyi etkilemeye politikasına “harcamalar politikası” denir. Kamu borçlanmasını artırmak ya da azaltmak suretiyle
ekonomiyi etkilemeyi amaçlayan politikaya “borçlanma politikası” denir. Ekonomide üretilmekte olan bazı ürünlerin desteklenmesi için yapılan harcamalara “destekleme politikası” denir. Belirli malların, belirli sektörlerin ya da teknolojilerin desteklenmesi yoluyla üretim kalitesinin ve rekabet seviyesinin artırılmasına “teşvik politikası” adı verilir.
Doğal Afetler ve Maliye Politikaları
Maliye politikasının iki temel bileşeni vardır: Kamu harcamaları ve kamu gelirleri. Maliye biliminde afetler ve savaş gibi olağanüstü olayların maliye politikalarına etkisi “Sıçrama Tezi” ile açıklanmaktadır. Sıçrama tezi olağanüstü durumlarda devletin ek vergiler koyarak toplam vergileri artırdığını, hane halklarının bunu doğal karşıladığını, ancak toplum bu vergilere alıştığı için daha sonra da uygulanmasına devam edildiğini ileri sürmektedir. Aynı durum kamu harcamaları için de geçerlidir.
Doğal Afetlerde Kamu Harcamaları
Doğal afetlerde çok değişik kanallardan kamu harcaması yapılmaktadır. Gerek afet öncesindeki aşamalarda, gerekse afetten sonra oluşan durumlar için önemli miktarda kamu harcaması yapılmaktadır.
Doğal Afetlerde Vergi Politikaları
Afetler gibi olağanüstü durumlarda zarar görenlerin ilk başvurdukları yer genellikle kamu kesimi olmaktadır. Kamu kesimi afetlerde çok önemli görevler üstlenmektedir. Bu görevleri yaparken ihtiyaç duyulan kaynaklar için öncelikli kaynak vergilerdir. Devletin bir ülkede vergilendirebileceği potansiyel kaynakların toplamına vergi kapasitesi denir. Bu kaynaklar geleneksel olarak gelir, servet ve tüketimdir.
Doğal Afetlerden Önce Uygulanan Vergi Politikaları: Doğal afetlere karşı piyasa düzeni içinde kalmak suretiyle kullanılabilecek en akılcı yöntemlerin başında afete karşı koruma sigortalarının yapılması gelmektedir.
Doğal Afetlerden Sonra Uygulanan Vergi Politikaları: Afetler sonrasında afet zararlarının karşılanması için devlet mevcut vergilerin oranlarını artırabildiği gibi ek vergiler veya yeni mali araçlar ihdas edebilmektedir. Üstelik doğal afetlerin getirmiş olduğu olağanüstü koşullar vergilemenin genel ilkeleri olan “belirlilik”, “ödeme gücü”, “eşitlik”, “genellik”, “uygunluk”, “adalet” ve “ödeme gücü” gibi ilkelerine de ters düşebilmekte, geçici bir önlem olarak getirilen ek vergiler kalıcı hâle gelebilmektedir.
Doğal afetlerle ilgili düzenlemeler sadece Vergi Usul Kanunu’nda değil Gelir Vergisi Kanunu’nda ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nda da bulunmaktadır.
Doğal Afetlerde Karşılıksız Yardımlar
Özellikle az gelişmiş ülkeler doğal afet sonrasında yeterli kaynak bulamadıkları için afet yaralarını sararken
uluslararası kuruluşlardan ve özellikle gelişmiş ülkelerden ayni ve nakdî yardım sağlamaya çalışırlar.
Doğal Afetlerde İç ve Dış Borçlanma
Doğal afetler sonrasında bütçe olanakları yetersiz kalan ülkeler finansman ihtiyaçlarını iç ve dış borçlanmaya giderek karşılayabilir. Devlet iç borçlanma yoluna gittiğinde piyasaya hazine bonosu ve tahvil ihraç eder.
Afetlerin finansmanı için iç borçlanma olanağı bulamayan veya iç borçlanmada en iyi koşulları sağlayamayan ülkeler dış borçlanma yoluna da gidebilir. Bu borçlanma genellikle ya uluslararası piyasaya tahvil ihraç ederek ya da uluslararası finans kuruluşlarıyla özel borçlanma anlaşmasına giderek gerçekleştirilir.
Doğal Afetler ve Para Politikaları
Doğal afetlerin getirdiği kaynak ihtiyacını karşılamanın bir yolu da merkez bankası kaynaklarına başvurmak, yani para basmaktır. Ancak ekonomi literatüründe karşılıksız para basmak fiyatlar genel düzeyinin yükselmesine, yani enflasyona yol açar. Üstelik dünya genelinde birçok merkez bankasının karşılıksız para basmaları anayasa, yasa ve yönetmeliklerle engellenmiştir.
Doğal afetler ülkeye ve döneme göre farklılaşsa bile özellikle faiz oranları üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak etkili olabilmektedir. Öncelikle afetler negatif üretim şoku meydana getirirken enflasyon üzerinde de yukarı yönde baskı oluşturur. Öte yandan afet zararlarını karşılamak üzere yoğun iç borçlanmaya giden bir hükümet bazen çok yüksek faiz oranlarıyla karşılaşabilmektedir. Bu etki ülke geneli düşündüğünde bazı ters etkiler de meydana getirebilir.