ADY111U-TEMEL AFET BİLGİSİ
Ünite 1: Temel Kavramlar ve Tehlike Sınıflaması
Giriş
Yaşam alanlarımızı etkileyen doğa ve insan kaynaklı tehlikeler olası risk faktörlerinin gerçekleşmesiyle birlikte can ve mal kayıplarına yol açabilmektedir. Dünya genelinde olduğu gibi Türkiye’de de sık aralıklarla birçok farklı çeşit afet meydana gelmektedir. Ülkemiz, deprem, sel, orman yangını, heyelan, çığ, hortum, fırtına, aşırı sıcak veya soğuk havalar, yoğun kar yağışı veya kar fırtınası, kum fırtınası, obruk ve kaya düşmesi gibi afetlere maruz kalmış ve ciddi boyutlarda kayıplara uğramıştır. Yapılan çalışmalar, hazırlanan raporlar doğa kaynaklı afetler nedeniyle Türkiye’nin yıllık ekonomik kaybının Gayri Safi Milli Hasılanın (GSMH) % 3’ü kadar olduğunu göstermektedir. Bu bölümde afet ile ilgili temel kavramlar, afetin büyüklüğünü etkileyen faktörler, afetlerin yol açtığı olumsuz etkiler, afet veri tabanları ve istatistikleri gibi konularda bilgiler verilmiştir.
Temel Kavramlar
Afet yönetiminin çok disiplinli hatta disiplinler üstü, çok paydaşlı ve toplumunun bütün katmanlarını ilgilendiren özelliklerinden dolayı, afet yönetimi ile ilgili kavramların doğru bir şekilde anlaşılmasını sağlamak ve dil birliği oluşturabilmek amacıyla İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığınca (AFAD) “Açıklamalı Afet Yönetimi Terimleri Sözlüğü” yayımlanmıştır. Bu bölümdeki temel tanım ve kavramlar AFAD’ın “Açıklamalı Afet Yönetimi Terimler Sözlüğü”nden alınarak açıklanmıştır.
Tehlike, Zarar Görebilirlik ve Risk
Tehlike, belirli bir zaman veya coğrafyada ortaya çıkarak yaşamı tehdit eden, toplumun sosyo ekonomik düzen ve etkinliklerine, doğal çevreye, doğal, tarihi ve kültürel kaynaklara zarar verme potansiyeli olan doğa, teknoloji ya da insandan kaynaklanan fiziki olay ve olgu şeklinde tanımlanmaktadır (AFAD, 2014). “Belirli büyüklükteki bir doğal olayın, belirli bir bölgede, belirli bir zaman aralığında olma olasılığı” şeklinde de tanımlanabilmektedir. Afete neden olabilecek tehlikelerin aynı yerde yeniden meydana geliş zamanı veya büyüklükleri hemen hemen birbirine eşit olan iki olay arasındaki ortalama süre tekrarlanma periyodu (dönüş süresi, dönüş periyodu, yinelenme periyodu) olarak tanımlanır. Deprem kayıtlarının alınması ve veri tabanında saklanması son derece önemlidir. Ülkemizde T.C. İçişleri Bakanlığı AFAD tarafından işletilen 850 adet ivmeölçer (kuvvetli yer hareketi) istasyonu ve 421 adet hızölçer (zayıf yer hareketi) ölçüm istasyonu bulunmaktadır.
Tehlikenin gerçekleşmesi halinde karşı karşıya kalınabilecek hasarların, kayıpların yani risklerin belirlenebilmesi için; tehlikeye maruz kalacak varlıkların tespiti ve etkilenme dereceleri zarar görebilirlik olarak ifade edilebilir. Zarar görebilirlik miktarı arttıkça gerçekleşecek olan afetin büyüklüğü de artacaktır. Zarar görebilirlik; fiziksel, sosyal ve ekonomik zarar görebilirlik olarak üç farklı türde incelenmektedir.
Risk, bir olay sonucunda ortaya çıkabilecek olumsuz sonuçların toplamıdır. Sigortacılıkta ve mühendislikte, ‘belirli bir olayın, belirli bir büyüklükte meydana gelmesi hâlinde doğurabileceği kayıp olasılığı’ olarak tanımlanmaktadır. Riskten (kayıp olasılığından) bahsedebilmek için, bir olayın veya tehlikenin olması, mevcut varlıkların zarar görebilirliklerinin olması ve bu tehlikeden etkilenme olasılıklarının olması gerekir.
Tehlike, zarar görebilirlik, risk belirlenerek afet yönetimi sürecinde karar vericilere harita ve rakamsal değerler biçiminde sunularak afetlerin önlenmesi veya risklerinin azaltılabilmesi çalışmalarının daha etkin bir şekilde yürütülebilmesine katkı sağlanabilmektedir.
Afet ve Acil Durum
Acil durum; büyük, fakat genellikle yerel imkânlarla baş edilebilen çapta, ivedilik gerektiren tüm durum ve hâllerdir. Afet, toplumun tamamı veya belli kesimleri için fiziksel, ekonomik ve sosyal kayıplar doğuran, normal hayatı ve insan faaliyetlerini durduran veya kesintiye uğratan, etkilenen toplumun baş etme kapasitesinin yeterli olmadığı doğa, teknoloji veya insan kaynaklı olay şeklinde tanımlanır. Bir olayın afet olarak nitelendirilebilmesi için, insanlar ve insan yerleşmelerinde yerel müdahale kapasitelerini aşacak ölçüde kayıp ve zararlar meydana getirmesi, gündelik insan faaliyetlerini tamamen veya kısmen kesintiye uğratması sonucu bir yerleşim alanını etkilemesi gerekmektedir. Doğa olayları, insanların yaşamını olumsuz bir şekilde etkilediğinde genel olarak “doğal afet” olarak ifade edilir. Ancak doğal afet sözcüğünün kullanımı doğru bir ifade değildir. Bu ifadenin doğru biçimi, doğa ve çevre kaynaklı tehlike veya tehditler olabilir. İkincil afetler olarak adlandırılan bu olaylar; kimyasal ve gaz sızıntıları, salgın hastalıklar, yangın, patlama ve çevre kirliliği gibi başlıklar altında toplanmaktadır. Örneğin depremin tetiklemesi veya etkisi ile tsunami, heyelan, nükleer sızıntı veya kimyasal sızıntı, yangın, baraj yıkılması ve patlama gibi ikincil afetler meydana gelebilir.
Afetlerin Yol Açtığı Olumsuz Etkiler
Dünya çapında tutulan afet istatistiklerine baktığımızda afetlerin sayısında, şiddetinde önemli artışların olduğu ve az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin bu afetlerden daha fazla etkilendiği görülmüştür. Afetler doğrudan, dolaylı ve ikincil etkiler olmak üzere etki türüne göre üç grupta sınıflandırılmaktadır (Ergünay, 2002).
Tehlikeler Nasıl Afete Dönüşür?
Afetin meydana gelebilmesi için sadece tehlikenin meydana gelmesi yeterli değildir. Tehlikenin yanı sıra tehlikeye maruz kalabilecek varlıkların olması ve bu varlıkların hasar görebilir olması gerekir. Afetler büyüklükleri ve çeşitlerine göre gerek etki alanları gerekse yıkım güçleri olarak farklılıklar göstermekte olup, meydana geldiği bölge yoğun bir nüfusun yaşadığı yerleşim birimine isabet ettiğinde şiddeti ve etkisine göre çok sayıda can ve mal kayıplarına neden olduğu görülmüştür. Can ve mal
kayıplarının olması afetin en temel sonucudur. Binaların yıkılması veya hasar görmesi, eşyaların ve tarım alanlarının zarar görmesi mal kaybı olarak değerlendirilirken, afetlerde insan ve diğer canlıların ölmesi ise can kayıpları olarak ifade edilmektedir.
Afetin Büyüklüğüne Etki Eden Faktörler
Doğa ve insan kaynaklı tehlikeler sonucu gelişen afetlerin büyüklüğüne etki edebilecek ana faktörler; olayın fiziksel büyüklüğü, olayın meydana geldiği yerdeki doğal yapı ve zemin özellikleri, olayın yerleşme alanlarına uzaklığı, meydana gelme sıklığı, olayın meydana geldiği yerdeki nü- fus yoğunluğu, dağılımı ve nüfus artış hızı, gelişmişlik düzeyi, çarpık ve plansız kentleşme, erken uyarı, hazırlık, önleme, eğitim düzeyi ve güvenlik kültürü, çevrenin yanlış kullanımı ve dış etkenler ile tahrip edilmesi, olayın meydana gelme zamanı şeklinde sıralanabilir. Olayın fiziksel büyüklüğü doğrudan afetin yıkım gücünü, etkileme şiddetini ve etki alanını belirlediği için fiziksel büyüklüğe bağlı olarak afetin boyutu afet neticesinde meydana gelebilecek kayıp miktarları artmaktadır. Afetin meydana gelme sıklığı insanların afete karşı aldıkları tedbirlerin düzeyini belirleyebilmektedir. Genel olarak bir bölgedeki nüfus sayısı ne kadar fazla ise afet potansiyeli de o kadar fazla olmaktadır. Gelişmişlik düzeyi fazla olan yerler veya ülkeler afet risklerinin azaltılmasına daha fazla önem ver- mekte ve daha fazla bütçe ayırmakta, yasa, yönetmelik ve standartlara daha fazla uymaktadır. Olayın meydana geldiği saatte afetin büyüklüğünü etkileyebilmektedir. Gece geç saatte herkesin uykuda olduğu veya evinde olduğu bir saatte meydana gelen afet insanları en hazırlıksız durumda yakaladığı için etkisi de fazla olabilmektedir.
Duyarlılık, Tehlike ve Risk Haritaları
Duyarlılık haritaları; potansiyel tehlike alanlarını veya duyarlı herhangi bir alanı gösteren haritalardır. Mekânsal olabilirlik olarak ta ifade edilebilmektedir. Daha çok heyelanlarla ilgili yapılan çalışmalarda kullanılan bir kavramdır. Tehlike haritaları bir tehlikenin belirli bir yer veya bölgede ve belirli bir zaman aralığında hangi düzey veya şiddette olabileceğini veya olma olasılıklarını gösterir. Tehlike = Mekânsal Olabilirlik x Zamansal Olabilirlik şeklinde formüle edilmektedir. Tehlike haritaları envanter çalışmaları ve duyarlılık haritaları yapıldıktan sonraki aşamada hazırlanır. Uzmanlık ve detay çalışmalar yapmayı gerektiren tehlike analizi ve tehlike haritası hazırlama çalışmalarını yapmak için (özellikle doğa kaynaklı tehlikeler) görevlendirilen resmî kurumlar bulunmaktadır. Resmî kurumlar tarafından hazırlanan ve Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren tehlike haritalarının kullanılması ve burada belirtilen parametre ve standartlara uyulması yasal bir zorunluluktur. Türkiye’de resmi olarak deprem tehlike haritalarını hazırlama görevi T.C. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına verilmiştir. Sel ve/veya taşkın tehlike haritaları da Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet ve Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanmaktadır.
Türkiye Deprem Tehlike Haritası (2019)
Resmî Deprem Bölgeleri haritaları gerek tarihsel ve aletsel dönemde hasara neden olmuş depremler hakkındaki bilgilerin ve depremlere ait kayıtların artması, gerekse aktif tektonik ve sismotektonik bulgular ve deprem mühendisliği ve mühendislik sismolojisindeki gelişmeler nedeniyle şimdiye kadar altı kez değiştirilmiştir. Değişiklikler 1945, 1947, 1963, 1972, 1996 ve 2019 yıllarında bakanlar kurulu kararı ile yapılmıştır. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından hizmete sokulan İnternet sayfası ile Yeni Deprem Tehlike haritası interaktif hale getirilmiştir. Riskin belirlenmesi ve risk haritalarının hazırlanabilmesi için tehlike analizi, tehlikeye maruz değerlerin saptanması ve bu değerlerin zarar veya hasar gö- rebilirliklerinin belirlenmesi gibi üç farklı analizin yapılmasını gerektirmektedir.
Afet İstatistikleri ve İl Afet Risk Azaltma Planları
Çarpık ve hızlı kentleşme, afetlere güvenli olmayan bölgelerdeki arazi kullanımı ve yer seçimi, nüfus sayısı ve yoğunluğundaki artış, çevre kirliliği, doğal dengenin bozulması gibi nedenlerle afetlerin sayısı, sıklığı ve şiddetinde dünya genelinde önemli bir artış olmuştur.
Dünya genelinde meydana gelen doğa kaynaklı afetlerin türlerine göre dağılımına bakıldığında 2000- 2019 periyodunda meydana gelen sel, fırtına, aşırı (ekstrem) sıcaklık, kuraklık, kırsal yangın ve heyelan sayılarında 1980-1999 periyodunda meydana gelen afetlere göre önemli artışlar olduğu görülmektedir.
1980-1999 ve 2000-2019 yılları arasında meydana gelen sel sayılarını kıyasladığımızda son yirmi yılda bir önceki yirmi yıla kıyasla sel sayısında %234 artış olduğu görülmektedir. Bu artış oranı fırtına için %40 ve deprem için %24 olmuştur. 2000-2019 yılları arasında dünya çapında 7.348 doğa kaynaklı afet olayı meydana gelmiştir. Afetler 1.230.000 can kaybına yani yılda 61.500 kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuştur.
2000-2019 yılları içinde en fazla can kaybına neden olan afetlerin ilk ikisi deprem ve tsunami nedeniyle gerçekleşmiştir. Üçüncü en fazla can kaybına neden olan afet ise fırtına nedeniyle meydana gelmiştir. Son yirmi yılda dünya genelinde meydana gelen ve en fazla can kaybına neden olan ilk on afete baktığımızda bunun 6 tanesinin deprem ve tsunami, 2 tanesinin sıcak hava dalgası, 1 tanesinin fırtına ve diğer bir tanesinin de kuraklık nedeniyle meydana geldiği görülmektedir. Can kaybına neden olan doğa kaynaklı afetler açısından deprem her zaman olduğu gibi yine en ön sırada yer almaktadır.
Türkiye’de hem denizel hem de karasal ortamdaki aktif faylara baktığımız zaman bine yakın deprem üretme potansiyeli olan aktif fay olduğu görülmektedir. Bunların hepsi zamanı geldiği anda yıkıcı bir deprem olarak kendisini bize göstermektedir. Türkiye coğrafi alanı sınırı için son 120 yıllık deprem istatistiğine baktığımızda 7.0 ve daha büyük bir depremin ortalama her 6 yılda bir, 6.0-6,9 büyüklüğündeki depremlerin ortalama her yıl iki kez,
5.0-5,9 büyüklüğündeki depremlerin ise ortalama her ay 2 kez meydana geldiği görülmektedir.
İl Afet Risk Azaltma Planları
Afet Risk Azaltma Planı (İRAP), afetlerin olası etkilerini ortaya koyan ve bu etkileri en aza indirebilmek için afetler olmadan gerçekleştirilmesi gerekenleri bir süreç dâhilinde tarif eden, sorumluları ve sorumlulukları tanımlayan, sürdürülebilir bir plandır. Afet risklerini azaltma planlamasında temel amaç sürdürülebilir, güvenli ve afete dirençli toplum ve yerleşim alanları oluşturmaktır.
İl Afet Risk Azaltma Planı hazırlama süreci, birbirini tamamlayan beş bölüm/modül hâlinde tanımlanmıştır. Bu bölümler sırasıyla;
• Modül 1 İlin Genel Durumu • Modül 2 Tehlike ve Risk Değerlendirmeleri • Modül 3 Mevcut Durum Analizi • Modül 4 Afet Risk Azaltma Amaç, Hedef ve Eylemleri • Modül 5 İzleme ve Değerlendirme
İRAP kapsamında oluşturulan eylemlerin takibi İRAP Yönetim Sistemi üzerinden gerçekleştirilmektedir. İl Afet Risk Azaltma Planı Yönetim Sistemi ile kolay ve hızlı bir şekilde amaç, hedef ve eylemler tanımlanabilmekte, takip edilebilmekte ve yönetilebilmektedir. İzleme her altı ayda bir, değerlendirme ise yılda bir defa yapılmaktadır.