AÖF Soru Bankası

Acil Durum ve Afet Farkındalık EğitimiÜnite 8 Özeti

Türkiye’de ve Dünyada Afet Farkındalık Programları

ADY103U-ACİL DURUM VE AFET FARKINDALIK EĞİTİMİ

Ünite 8: Türkiye’de ve Dünyada Afet Farkındalık Programları

Giriş

Afet farkındalığı, bireylerin ve toplumların afetlere karşı hazırlıklı olmalarını ve afet öncesinde, anında ve sonrasında doğru davranışları sergilemelerini sağlayan önemli bir kavramdır. Depremler, seller, yangınlar ve diğer sebeplerle ortaya çıkan afetler, can ve mal kayıplarına yol açarken, toplumların yalnızca ekonomisine değil aynı zamanda psikolojik anlamda iyi oluş hâllerine de ciddi zararlar vermektedir.

Afet farkındalığı eğitimi bireylerin ve toplumun dirençliliğini yükseltirken aynı zamanda afetlerin etkilerinin azaltılması sürecine de katkıda bulunur. Afet farkındalığına sahip bireyler afetlere hazırlıklı olarak, afetlerin getireceği maddi ve manevi zararlara karşı hazırlıklı olacaktır. Bu aynı zamanda bireylerin ve toplumun afetler sonucu yaşayabileceği maddi ve manevi zararların en aza indirilmesinde önemli bir destek noktası olacaktır. Bu çerçevede, afet farkındalığı eğitimi için ayrılacak küçük bütçeler, afetlerin yol açabileceği büyük zararların önüne geçilmesi noktasında ciddi bir öneme sahiptir.

Afet farkındalığı eğitiminin bir diğer önemli boyutu da afet sonrası iyileşme sürecine yönelik bileşenleri içermesidir. Bu bileşenler olası bir afet sonrasında yapılması gereken doğru davranışlar ile toplumda ihtiyacı olan diğer bireylere destek olma gibi boyutları kapsamaktadır. Afet sonrası doğru davranışların sergilenmesi, hem bireysel hem de toplumsal iyileşme sürecini hızlandırarak toplumun gündelik hayatına geri dönmesine yardımcı olur. Bu bağlamda, afet farkındalığını artırmaya yönelik geliştirilen eğitim programları, toplumsal güç birliği olarak da tanımladığımız afet sonrası yardımlaşma ve dayanışma kültürünün de güçlenmesinde ciddi oranda etkilidir.

Afet Farkındalık Eğitimi Uygulamaları

Afet riski azaltma afetlerin meydana gelmeden önce risklerin belirlenmesini ve değerlendirilmesini bu yolla önleyici ve azaltıcı tedbirlerin alınmasını içeren sistematik bir yaklaşımdır. Önlem almamak; yoksulluk, ekonomik eşitsizlik, gündelik yaşamın aksaması, eğitimin kesintiye uğraması, öğrenme kayıpları ve davranış bozuklukları gibi birçok sorunla karşılaşmamıza neden olmaktadır. Afet riski azaltma, sadece afet anında ve sonrasında yapılan müdahalelerle değil, aynı zamanda afetlerin etkilerini minimize etmek için önceden yapılan planlama ve hazırlıklarla da ilgilidir.

2005 yılında Japonya’nın Kobe şehrinde gerçekleştirilen Dünya Afet Risk Azaltma Konferansı’nda kabul edilen Hyogo Çerçevesi, bu anlayışın global çapta benimsenmesine öncülük etmiştir. Bu çerçeve, afet risklerinin azaltılmasına yönelik stratejiler geliştirilmesini ve uygulanmasını teşvik etmiştir. 2015 yılında ise kabul edilen Sendai Afet Risk Azaltma Çerçevesi ile Hyogo Çerçevesi›ni takiben daha kapsamlı bir yol haritası oluşturulmuştur. Sendai Çerçevesi, afet riskinin azaltılmasına yönelik dört öncelikli alan belirlemiştir: Afet risklerinin anlaşılması, afet risk yönetiminin

güçlendirilmesi, afet risklerini azaltmak için yatırımların artırılması ve afet sonrası iyileşme, yeniden inşa ve toparlanma süreçlerinin güçlendirilmesi.

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (Sustainable Development Goals) ise Ocak 2016’da yürürlüğe girmiştir. Birleşmiş Milletlere üye 193 ülke tarafından 2030 sonuna kadar ulaşılmak üzere kabul edilen 17 hedeften oluşmaktadır. Bu hedefler genel olarak yoksulluğu ortadan kaldırmak, gezegenimizi korumak, tüm insanların barış ve refah içinde yaşamasını sağlamak olarak özetlenebilir.

Birçok ülke, afet riski azaltma politikalarını ulusal stratejilerine entegre etmiştir. Türkiye, 2009 yılında Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) kurulmasıyla bu alanda önemli adımlar atmıştır. AFAD, Türkiye’nin afet riskini azaltma ve yönetme kapasitesini artırmaya yönelik çeşitli projeler ve eğitim programları yürütmekle görevlidir. Bunun dışında tabi ki Millî Eğitim Bakanlığı da okul eğitimi konusunda ana yetkili kurum olarak afet eğitimi içeriklerini barındıran okul programlarının geliştirilmesinden ve uygulanmasından sorumludur. Ayrıca pek çok sivil toplum kuruluşu da çeşitli çalışmaları ile ülkemizdeki afet eğitimi çalışmalarına katkı sunmaktadır.

Formal Eğitim Yoluyla Afet Eğitimi

Afet eğitimi içeriklerinin resmî öğretim programlarına entegrasyonu, hâlihazırda var olan bir dersin kapsamında veya geliştirilecek olan seçmeli dersler ya da modüller yolu ile oldukça hızlı bir şekilde öğrencilere sunulabilir. Öte yandan afet riski azaltma, daha kapsamlı bir şekilde ele alınarak mevcut öğretim programı kapsamındaki tüm dersler ve yaş düzeyleri için içerik kapsamlarını tasarlayarak sistematik ve daha yavaş bir şekilde programlara entegre edilebilir. Bu yöntemlerden ilki ele alınacak olursa, bir dersin kapsamında ayrı bir ünite veya modül ya da tamamen bağımsız bir seçmeli (ya da zorunlu) ders şeklinde sunulmaktadır. İkinci seçenekte ise tüm programın dikkatlice ele alınıp her yaş düzeyinde hangi dersin hangi içeriği ile entegrasyonunun sağlanacağına karar vermek, elbette ki çok daha zahmetli bir süreçtir.

Öncelikle afet riski azaltma konusunda gerekli içeriğin derinliğinin ve sıralamasının belirlenmesi gerekmektedir. Sonrasında mevcut programın tamamı incelenerek ilgili ders programlarında ve sınıf seviyelerindeki afet riski azaltma içeriğinin programlara entegre edileceği yerler saptanmalıdır. Belirlenen yerlere içeriğin entegre edilebilmesi için gerekli materyal, etkinlik ve araçların geliştirilmesi veya uyarlanması gerekmektedir. Tüm bu aşamalarda konu alan uzmanlığı ile pedagojik alan uzmanlığının birlikte çalışması programdan maksimum verim elde edilmesinde önemli bir husustur. Program ve materyaller onaylandıktan sonra mutlaka hizmet içi öğretmen eğitiminin tasarlanması ve uygulanması gerekmektedir. Bunun için öncelikle programı geliştiren ekiplerin eğiticileri eğitmesi gerekmektedir. Her ideal program geliştirme sürecinde olması gereken etki değerlendirme çalışmaları ile programın işleyen ve aksayan


yönleri belirlenmeli ve gerekli revizyonlar yapılmalıdır. Tüm bu süreç idealde 5-10 yıl arasında sürebilmektedir.

Programlar uygulanırken, ders kitabı ve hikâye kitapları, oyunlar, oyuncaklar, etkinlik kitapları gibi yardımcı materyaller, öğretmenlere hem kılavuzluk edecek hem de derslerini zenginleştirmelerine yardımcı olacaktır.

Ülkemizde ise AFAD ve Türk Kızılay’ı konu ile ilgili çeşitli içerikler oluşturarak afet eğitimine katkıda bulunmayı amaçlamaktadırlar.

Non-Formal Eğitim Yoluyla Afet Eğitimi

Okullardaki formal eğitim programlarını desteklemek üzere planlanmış özel günler-ülkemizde kullandığımız tanımıyla belirli gün ve haftalar afet farkındalığının geliştirilmesinde önemli bir non-formal öğrenme stratejisi olarak görülmektedir. Bu günlerde yazılı ve görsel materyallerin yayılması, poster çalışmalarının yapılması, tatbikatların uygulanması, kısa film, kamu spotu ya da belgesel gösterimlerinin yapılması, konu ile ilgili müze veya bilim merkezi ziyaretleri öğrencilerin ve öğrenci olmayan diğer bireylerin afet farkındalıklarını ve risk algılarını arttırmaya yönelik etkili uygulamalar olarak görülmektedir. Afet eğitimi ve afetleri önleme konusunda artık bir marka hâline gelmiş olan Japonya’da ise 1 Eylül, insanlara her türlü olasılığa karşı hazırlıklı olmalarını hatırlatmak amacıyla 1960 yılında Afet Önleme Günü olarak belirlenmiştir. Ülkemizde ise 12 Kasım Afet Eğitimi Hazırlık Günü, 17 Ağustos Afetlere Hazırlık Haftası, 28 Şubat Sivil Savunma Günü ve 1-7 Mart Deprem Haftası, çeşitli afet farkındalığı ve hazırlığı etkinliklerinin gerçekleştiği önemli günler olarak belirlenmiştir. Örneğin 1-7 Mart Deprem Haftası’nda tüm ülkede aynı anda deprem tahliye tatbikatı yapılmaktadır.

Afet eğitimi tatbikatları genellikle non-formal eğitimin temelini oluşturur çünkü bu tatbikatlar tek bir dersin öğrencilerini değil, tüm okul topluluğunu kapsayan etkinliklerdir. Belirli gün ve haftalara ek olarak belirlenen bazı kampanyalar da non-formal öğrenme etkinlikleri olarak formal eğitim etkinliklerini desteklemektedir.

Afet eğitimine ya da afet risk azaltmaya yönelik tasarlanan yarışmalar okullardaki formal afet eğitimini destekleyen bir diğer etkili ögelerdendir. Yarışmalar ile öğrencilerin afet farkındalıklarına yönelik bilgilerinin sanatsal veya bilimsel içeriklerle ürüne dönüşmesi, sosyal sorumluluk projelerinin geliştirilmesi ile bilgi ve becerilerin topluma aktarılması gibi önemli kazanımlara erişim amaçlanmaktadır.

Afet eğitimine yönelik çalışmalar yürütecek öğrenci kulüpleri ve öğrenci konseyleri de formal eğitimi destekleyici bir non-formal eğitim unsuru olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda dünyada pek çok ülkede özellikle izcilik kulüpleri kapsamında afet riski azaltma konusunda öğrenciler yolu ile toplumu bilinçlendirme çalışmaları yürütülmektedir.

Ülkemizde ise Millî Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği kapsamında öğrenci

kulüpleri faaliyet gösterebilmektedir. Yönetmeliğe göre öğrenci kulüplerinden “öğrencilerin seviyelerine uygun olarak toplumsal sorunların çözümüne katkı sağlamak amacıyla afet ve acil durum, çevre, eğitim, spor, kültür ve turizm, sağlık ve sosyal hizmetler alanlarında gerçekleştirecekleri çalışmalar”ı kapsayan toplum hizmeti sunmaları beklenmektedir.

Bilim şenlikleri ve festivaller afet eğitiminde formal eğitimi destekleyici, eğlenceli ve toplumun tüm kesimlerini kapsayan bir diğer önemli nonformal eğitim unsurudur. TÜBİTAK tarafından desteklenen 4007 Bilim Şenlikleri ve 4004 Doğa ve Bilim Okulları Programları kapsamında ülkemizde pek çok okulda afet eğitimi içeriklerine yönelik bilim şenlikleri yürütülmektedir.

Benzetim (Simülasyon) tekniği öğrencilerin gerçek hayat senaryolarını güvenli bir ortamda deneyimlemelerini sağlayan interaktif ve deneyimsel bir öğretim tekniğidir.

Ülkemizde afet kalıntıları ile oluşturulmuş bir müze bulunmamakla birlikte Trabzon’da kurulan DSİ Taşkın Müzesi, dünyanın ilk interaktif taşkın müzesi olarak tanımlanmaktadır. Bu müze hem yerel risklere değinmesi hem de sel, taşkın ve heyelan konularında interaktif deneyimler sunması ile ziyaretçilerine nitelikli bir non- formal öğrenme ortamı sunmaktadır.

Ülkemizde yine Japonya’daki kadar çok sayıda geniş kapsamlı afet eğitim merkezi bulunmamakla birlikte son yıllarda benzetim tekniğinin kullanılabileceği daha küçük çaplı afet eğitim merkezlerinin sayısı artmıştır. Bu merkezlere İzmir Karşıyaka Belediyesi Afet Eğitim Merkezi, Ankara Deprem Simülasyon Merkezi, Kocaeli Deprem Eğitim Merkezi, Bursa Nilüfer Belediyesi Afet Eğitim Merkezi, İstanbul Kadıköy Belediyesi Afet Eğitim Parkı ve İstanbul Başakşehir Belediyesi Deprem Simülasyon Merkezi örnek gösterilebilir. Bursa’da yer alan AFAD Bursa Yıldırım Afet Eğitim Merkezi ise Japonya’daki afet eğitim merkezleri ile kapsam ve ölçek bakımından benzerlik göstermektedir. Bu merkezde deprem, heyelan, yangın ve karbonmonoksit gibi 12 farklı afet ve acil durumla ilgili deneyim alanları bulunmaktadır

Afet eğitim merkezlerine erişimin zor olduğu noktalarda devreye TÜBİTAK Bilim Merkezleri girmektedir. Bu merkezlerde fırtına, volkan, deprem gibi çeşitli tehlikelerin deneyimlenebileceği benzetim ortamları yaratılarak öğrencilerin afetlerde doğru davranış kazanmalarına yönelik çalışmalar yürütülmektedir.

Seminerler ve konferanslar gibi tek seferlik toplu eğitimler, afet dirençliliğini artırmada genellikle çok etkili olarak kabul edilmezler. Tek seferlik eğitimler, konulara yüzeysel olarak değinir ve topluluk içindeki koordinasyonun geliştirilmesine yeterince katkı sağlayamaz.

Literatürde afet eğitiminin ana kapsamı formal olarak hangi yolla verilirse verilsin mutlaka non-formal öğrenme fırsatlarıyla desteklenmesinin etkili bir afet eğitimi için önemli bir strateji olduğu vurgulanmaktadır.

Bu ünitenin sorularını uygulamada çözŞıklar, doğru cevaplar ve süreli sınav modu AÖF Soru Bankası uygulamasında