benimsenmiştir. Ancak 1982 Anayasası’nın 119/6. Giriş maddesiyle Cumhurbaşkanına olağanüstü hâlin gerekli
Günümüzde insan haklarının tanınması, korunması ve kıldığı konularda, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarma geliştirilmesi evrensel bir niteliğe büründü. Nitekim başta ve temel hak ve özgürlükleri düzenleme yetkisi BM ve AK olmak üzere tüm uluslararası ve bölgesel verilmektedir. AY m. 13’e göre, temel hak ve hürriyetler örgütlerin kuruluş nedeni ve bu örgütlerce kabul edilen ancak kanunla sınırlanabilir. Şu hâlde, temel hak ve insan hakları belgelerinin amacı, insan haklarını ulusal–üstü hürriyetleri sınırlamaya yetkili makam yasama organı, bir koruma altına almak ve bunlara ilişkin evrensel standartları diğer deyimle TBMM’dir. Temel hak ve hürriyetlerin belirlemektir. Bununla birlikte, insan hakları, ilke olarak sınırlanmasının kanuniliği ilkesi, II. Meşrutiyetten beri bireylerin devletle ve bazı durumlarda da bireylerle anayasalarımızda yer almaktadır. ilişkilerini gerekli kıldığından; insan haklarının asıl ve en öncelikli olarak korunması ulusal hukuk sistemlerinin işidir. Sınırlamaların Sebebe Bağlılığı İlkesi
İnsan haklarının ulusal düzeyde korunması, insan haklarının 4709 sayılı Kanun’la değişik AY m. 13’te temel hak ve anayasa gibi temel metinlerde güvence altına alınmasını, hürriyetlerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın devlet içerisinde insan haklarının güvence altına ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve alınmasından ve uygulanmasından sorumlu ulusal ancak kanunla sınırlanabileceği belirtilmiş; Anayasa’nın kurumların bulunmasını gerektirir. Ulusal–üstü koruma, çeşitli maddelerinde de (m. 20, 21, 22, 23, 26, 28, 31, 33, ulusal korumayı tamamlayıcı, ikincil ve yedek niteliktedir. 34) millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya Temel hakların devlete karşı korunması öncelikle devletin başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması, sosyal ve üç temel işlevine karşı koruma demek olduğundan; bu ekonomik gelişmenin sağlanması, sağlıklı ve düzenli ünitede yasama, yürütme ve yargı işlevlerine karşı hak ve kentleşmenin gerçekleştirilmesi ve kamu mallarının özgürlüklerin korunması üzerinde durulmuştur. korunması, cumhuriyetin temel nitelikleri ve devletin ülkesi
İnsan Haklarının Yasama Organına Karşı ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, Devlet Korunması sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının İnsan hakları, her şeyden önce, devletin organlarından, yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya kanun yapan ve vatandaşlar için yasak koyma ve yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine yükümlülük getirme yetkisini elinde tutan yasama getirilmesi, bu maddelerde düzenlenen hak ve özgürlükler organını sınırlar. Yasama organının temelde üç önemli açısından birer sınırlandırıcı sebep olarak düzenlenmiştir. fonksiyonu bulunmaktadır: Yasama organının ilk fonksiyonu, kanun yapmak, değiştirmek ve kaldırmaktır. Kanunların Anayasaya Uygunluğunun Yargısal Denetimi Yasama organı, bu fonksiyonunu gerçekleştirirken insan Kanun koyucunun temel hak ve hürriyetlere aşırı bir haklarının korunması ve geliştirilmesiyle ilgili kanunlara şekilde müdahale etmesinin ve idareye temel hak ve öncelik verebilir. Yasama organının, ikinci fonksiyonu, özgürlüklere dokunma konusunda Anayasa’ya aykırı yıllık bütçenin kabul edilmesi yoluyla mali kontrolün yetkiler vermesinin engellenmesi için kanunların sağlanması görevi bulunmaktadır. Bütçenin kontrolü anayasaya uygunluğunun bağımsız bir yargı organı yoluyla yasama insan hakları faaliyetlerinin fonlanmasını tarafından denetlenmesi gerekir. Anayasa’da (m.11) güvence altına alabilir. Üçüncü olarak, yasama oturumları, kanunların Anayasa’ya aykırı olamayacağı belirtilmiş; demokratik olarak seçilen temsilciler arasında idari kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve TBMM politika ve faaliyetlerin tartışılmasında bir forum görevi İçtüzüğünün Anayasa’ya şekil ve esas bakımından görmektedir. Bu forumlar, insan haklarını ihlal eden işlem uygunluğunu denetlemekle ve bireysel başvuruları karara ve eylemler hakkında da kullanılabilir. bağlamakla görevli (m. 148) bir tarafsız yargı organı olan
Temel hak ve hürriyetlerin güvence altına alınması için Anayasa Mahkemesi’ne yer verilmiştir.
başvurulacak ilk yol, bunların, kolayca değiştirilemeyecek İnsan Haklarını Koruyucu İşlev Gören TBMM olan (katı) anayasalarda sayılması ve düzenlenmesidir. Komisyonları Ayrıca, insan haklarının Anayasa’da yer almasının amacı, İnsan haklarını TBMM’ye karşı koruyan anayasa yargısı insan haklarıyla ilgili çağdaş norm ve standartların iç denetiminin dışında, TBMM’nin kendi içinde de, siyasi hukuka aktarılmasıdır. İnsan haklarının iç hukuklarda yer nitelikte de olsa, insan haklarını koruyucu işlev gören, almasının ilk örnekleri, 1776 tarihli Virginia Haklar bazıları sürekli, bazıları geçici nitelikte komisyonlar Bildirgesi, 1789 Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi bulunmaktadır. TBMM İçtüzüğünde öngörülen Anayasa ve 1791 Birleşik Devletler Anayasası Değişikliğidir. Komisyonu, Dilekçe Komisyonu ve İnsan Haklarını İnceleme Sınırlamalara Karşı Güvencelerin Anayasada Komisyonu, bu tür işlev gören sürekli komisyonlardandır. Düzenlenmesi İnsan Haklarının Yürütme Organına Karşı Sınırlamaların Kanuniliği İlkesi Korunması
1924, 1961 ve 1982 Anayasalarında temel hak ve Yürütme, kanunları uygulayan mekanizmaları hürriyetlerin sınırlanmasında kanunilik ilkesi denetlemektedir. İlgili kanunlar yoluyla, yürüme ve onun
ADL106U-İNSAN HAKLARI VE KAMU ÖZGÜRLÜKLERİ
Ünite 6: İnsan Haklarının İç Hukukta Korunması
bürokrasisi, insan haklarını koruyan ve geliştiren kanunların uygulanmasında önemli bir role sahiptir. Özellikle kanun koyma ve icra etme yetkilerinin aynı ellerde toplandığı devirlerde ve hükümet başındakilerin dediği ve dilediğinin kanun olduğu memleketlerde vatandaş için en tehlikeli organ hükümettir. Bu nedenle, tarihten beri genellikle insan haklarının yürütme organına karşı korunması hep ön planda olmuştur.
1982 Anayasasına göre, yürütme sadece bir görev değil, aynı zamanda da bir yetkidir. Yürütmeye yetki olma gücünü Anayasaya serpiştirilmiş bazı hükümler vermektedir (m.73,104, 119, 124, 167). Türkiye’de yürütme ve idareye hâlâ merkeziyetçilik hakimdir. Bu yapı, demokrasinin yerel ve gerçek bir zemine oturmasını güçleştirmektedir (119/6).Ayrıca başta Anayasa olmak üzere kanunlar yürütme ve idareye özellikle kolluk güçlerine insan hakları alanına müdahale konusunda son derece geniş yetkiler vermektedirler. Bu bağlamda korumanın gerekliliğinin önemi anlaşılabilir. Koruma mekanizmaları ise idarenin yargısal denetimi, idari usul ve ilkeler ile kanunsuz emir şeklindedir.
Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu
6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları Kurumu ve Eşitlik Kanunu ile kamu tüzel kişiliğini haiz, idari ve mali özerkliğe sahip ve özel bütçeli, düzenleyici ve denetleyici kurum niteliğinde ve Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu kurulmuştur (m. 8). Kurum, yetki ve görevleri, oluşturulma biçimleri, bağımsızlık ve çoğulculuk güvenceleri ile işleyiş şekillerine ilişkin uluslararası standartlar, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 20.12.1993 günlü, 48/134 sayılı kararıyla kabul edilen Paris Prensipleri ile belirlenen ulusal insan hakları kurumu niteliğindedir.
Kurumun görevleri 6701 sayılı Kanunun 9/1 maddesinde 20 bent hâlinde sayılmıştır. Buna göre Kurum; insan haklarının korunmasına, geliştirilmesine, ayrımcılığın önlenmesine ve ihlallerin giderilmesine yönelik çalışmalar yapar. İnsan hakları ve ayrımcılıkla mücadele konularında bilgilendirme ve eğitim yoluyla kamuoyunda duyarlılığı geliştirir. Millî eğitim müfredatında bulunan insan hakları ve ayrımcılık yasağıyla ilgili bölümlerin hazırlanmasına katkıda bulunur. İnsan haklarının korunması, ayrımcılığın ortadan kaldırılması ve toplumdaki eşitlik anlayışının geliştirilmesine yönelik olarak üniversiteler ile ortaklaşa faaliyetlerde bulunur; Yükseköğretim Kurulunun eşgüdümünde üniversitelerin insan hakları ve eşitlik ile ilgili bölümlerinin kurulmasına ve insan hakları ve eşitlik öğretimine dair müfredatın belirlenmesine katkı sağlar. Kamu kurum ve kuruluşlarının meslek öncesi ve meslek içi insan hakları ve eşitlik eğitimi programlarının esaslarının belirlenmesine ve bu programların yürütülmesine katkıda bulunur.
Kurumun karar organı olan ve görev ve yetkilerini kendi sorumluluğu altında, bağımsız olarak yerine getiren Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu, biri Başkan, biri İkinci Başkan olmak üzere Cumhurbaşkanı tarafından
atanan on bir üyeden oluşur. Kurul üyelerinin görev süresi dört yıldır.
İnsan Hakları İl ve İlçe Kurulları
İl ve İlçe İnsan Hakları Kurullarının Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları Hakkında Yönetmelik ile insan hakları bilincini geliştirmek, insan haklarını korumak, ihlal iddialarını incelemek ve araştırmak, insan hak ve özgürlüklerinin kullanılmasının önündeki engeller ile hak ihlallerine yol açan sosyal, siyasi, hukuki ve idari nedenleri incelemek, araştırmak ve bunların çözümüne ilişkin önerilerde bulunmak üzere, il ve ilçelerde insan hakları kurulları kurulmuştur (m. 1).
Kamu Denetçiliği Kurumu
Kamu denetçiliği (ombudsman) idarenin; yaptığı haksızlıkları ortaya çıkarmak, takdir yetkisinin kötüye kullanılmasını önlemek, hukuk kurallarına saygılı olmayı ve uygun hareket etmeyi sağlamak, icraî niteliklerde olmayan önerilerde bulunmak, kamu hizmetlerinin hakkaniyete uygun ve daha iyi görülmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması önerisinde bulunmak amaçlarını güden bir kurumdur. Çoğunlukla hak ve özgürlüklere yönelik idari işlem ve eylemler karşısında, ilgililerin doğrudan başvurusu üzerine, gerekli ön bilgileri topladıktan sonra, gözlemlerini ilgili makama iletmek ve ondan bu tutumundan vazgeçmesini isteme yetkisine sahip olması nedeniyle, idare-vatandaş ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini koruyucu bir fonksiyona sahiptir. Kamu denetçiliği kurumu ilk defa İsveç Kralı XII’nci Şarl tarafından 1713’te uygulanmış ve bu kurumun oluşumunda, Şarl’ın Osmanlı Devleti’nde zorunlu ikamet etmek durumunda kaldığı dönemde Şeyhülislamlık kurumundan etkilendiği sanılmaktadır.
Ülkemizde 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanunu (RG: 29 Haziran 2012-28338) ile de TBMM Başkanlığına bağlı, kamu tüzel kişiliğini haiz, özel bütçeli ve merkezi Ankara’da bulunan Kamu Denetçiliği Kurumu kurulmuştur. Başdenetçilik ve Genel Sekreterlikten oluşan Kurumda bir başdenetçi ve beş denetçi ile Genel Sekreter ve diğer personel görev yapar. Kurum, gerekli gördüğü yerlerde büro açabilir.
Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. Ancak; yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri Kurumun görev alanı dışındadır.
İnsan Haklarının Yargı Organına Karşı Korunması
Yargının temel fonksiyonu, hukuki uyuşmazlıkları çözmek ve hukuka aykırılıkları karara bağlamak, kanunları yorumlamak ve uygulamaktır. Bununla birlikte
yargının etkinliği, bağımsızlık, tarafsızlık ve üyelerinin durumlarda kullanılabilecek olağanüstü bir başvuru yetkileri gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. İnsan haklarının yoludur. bir ülkenin anayasasına ve kanunlarına iyice yerleştikten Bireysel başvurular, başvuru formuna uygun olarak şahsen sonra, yargı organları, onun korunmasında önemli bir role ve doğrudan doğruya Anayasa Mahkemesi’ne sahiptir. yapılabileceği gibi diğer mahkemeler veya yurt dışı Yargıda Bulunması Gereken Nitelik, Özellik ve temsilcilikler vasıtasıyla yapılabilir. Herkes bireysel Güvenceler başvuru yoluna başvurma hakkına sahiptir. Bireysel Eğer, temel hak ve özgürlüklerin korunmasında ilk adım, başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği ve buna ilişkin yargısal başvuru yolları başta olmak üzere, çeşitli hak kararın kesinleştiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse arama yollarının öngörülmesi ise, ikinci adım da yargısal ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde korunmayla ilgili özel güvenceler getirilmesidir. İnsan yapılması gerekir. Başvurucu mücbir sebep veya ağır hakların korunması açısından yargı organlarının hastalık gibi haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde bağımsızlığı en önemli şarttır. Anayasamız, yargı başvurusunu yapamadığı takdirde, mazeretinin kalktığı organlarına karşı bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretini korunması için önemli güvenceler getirmiştir. Anayasaya belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. Başvurular, göre, yargı yetkisi bağımsız ve tarafsız mahkemelerce başvuru formu kullanılarak resmî dilde yapılır. Başvuru kullanılacaktır (m. 9). Dolayısıyla öncelikle mahkemelerin formunda yer alması gereken hususlar 6216 sayılı bağımsızlığı sağlanmalıdır. Anayasa, mahkemelerin Kanun’da (m. 47/3) ve İçtüzükte (m. 59/2) gösterilmiştir. bağımsızlığını sağlamak için 138. ve 139. maddelerinde Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlik kararı “mahkemelerin bağımsızlığı” ve “hâkimlik teminatı”na verilebilmesi için 6216 sayılı Kanunun 45 ila 47’nci ilişkin hükümler getirmiştir. maddelerde öngörülen şartların taşınması gerekir.
Hâkimlerin bağımsızlığı, onların gerek yürütme, gerek Temel Hak ve Özgürlüklerin Devlet Organlarınca yasama organına bağlı olmadıkları, bu organlardan İhlalinden Devletin Sorumluluğu bağımsız oldukları, bu organların hâkimlere emir ve Temel hak ve hürriyetleri ihlal olunan kişiler yetkili talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği ve makamlara başvurma hakkına sahiptir. Bu ihlalin resmi tavsiyede bulunamayacağı anlamına gelir. Hâkimlik görevliler tarafından görevlerinin ifası sırasında yapılmış teminatı ise, hâkimlerin bağımsızlığını korumaya yönelik olması görevli için bir mazeret teşkil etmez. İhlalden kavramlardan biri ve fakat en önemlisidir. Hâkimlere doğan zarar Devlet tarafından ödenecektir ve devletin bu kişisel teminatlar sağlanmalıdır ki hâkim, her türlü maddi ödeme nedeniyle sorumlu görevliye rücu hakkı saklıdır. ve manevi kaygı ve etkilerden uzak olarak, görevini, AY m. 40/3’e göre, temel hak ve hürriyetlerinin haksız Anayasaya, kanunlara ve hukuk kurallarına uygun olarak yere kamu görevlilerince ihlalinden doğan zararlardan vicdani kanaatine göre (AY m. 138/1) yapabilsin. temel ve genel ilke olarak, aslî ve birinci derecede Devlet
Hâkimlerin, sadece yasama ve yargı organları karşısında sorumludur, memur ve diğer kamu görevlileri ise sadece bağımsız olmaları yeterli değildir; davalı ve davacı rücû sorumlusudur.
karşısında da bağımsız ve tarafsız olmaları gerekir. Bu nedenle, bazı durumlarda hâkimin davaya bakması yasak edilmiş, bazı durumlarda da taraflara hâkimi reddetmek yetkisi tanınmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, hâkimin davaya bakmaktan yasaklanması ve reddi konularında, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) uygulanacağını öngörmüş, 56 ve 57. maddelerinde ise bu konuda izlenecek usulü düzenlemiştir.
Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkı
Bireysel başvuru hakkı, temel hak ve özgürlükleri kamu gücü tarafından ihlal edilenlerin başvurabilecekleri ikincil ve yardımcı nitelikli bir dava türüdür. Anayasalar tüm devlet organlarını bağladığına göre yasama, yürütme ve yargı organlarının anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklere saygı göstermesi zorunludur. Bunu sağlamak amacıyla, bir hukuk devletinde hem idari hem de yargısal mekanizmalar öngörülmüştür. Bir temel hak ve özgürlük ihlali, anayasa yargısı, idari yargı ya da adli yargı aracılığıyla ortadan kaldırılabilir. Bireysel başvuru yolu, tüm bu mekanizmaların ihlali ortadan kaldırmadığı